Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '08

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
10905
 

Nolacak bu intörn doktorların hali?

Nolacak bu intörn doktorların hali?
 

Şimdi bu da nerden çıktı demeyin.

Nolacak şu Fenerin hali demek gibi birşey değil tabiki.

Konu, şurdan dikkatimi çekti:

Tıp Eğitiminde 5 yıllık eğitimini tamamlayan Dr adayları 6. senelerini İntörn Dr. ünvanı ile araştırma ve uygulama hastanelerinde staj görerek geçirirler.

Ünvanları İntörn Dr'dur belki ama inanın yaptıklarının bir pratisyen hekimden farkı yoktur.

Pratisyen hekim diyorum, çünkü uzman doktorlar sadece kendi konuları ile ilgili vakalara bakarken, onlar tüm hastalarla ilgilenirler.

Gündüz mesailerinin yanısıra, günlük 36 saate varan nöbetlerde de görev alırlar.

Tam teşekküllü bir hastanenin aklınıza gelebilecek tüm servislerinde ve polikliniklerinde görev alırlar ki tüm servisler diyorum, buna acil servisler de dahil.

Son karar kendilerine ait değildir belki, başşarında uzmanlıklarını yapan doktorlar vardır ama hastaya ilk müdahaleyi de intörnler yaparlar.

Hastayla o kadar iyi ilgilenirler ki, kimi zaman bir hastanın ağzından şu sözü işitebilirsiniz:

"Doktor kızım, ben bu yaşıma geldim senin kadar iyi muayene edenini görmedim, sağolasın"

Muayene ederler, kayıtları tutarlar, her türlü hasta evrağını takip ederler, ilaç yazarlar, ilk müdahaleyi yapmaya hazırdırlar, acil servislerde kimimizin görmeye katlanamadığı vakalarla karşılaşırlar -ki bu onların görevidir diyebilirsiniz, doğrudur görevidir-, bu denli Doktor olmuşlardır.

Ama ya hakları, ya hastanelerde kazandıkları hakları. Bir doktor gibi çalışan bu tıp neferlerinin hakları nelerdir?

Hakları yok denecek kadar azdır.

Günlük yemekleri sayı iledir, anlayacağımız anlamı ile karın tokluğuna çalışırlar. Hergün 1 öğün için fiş verilir o da rica minnet verilir. Burs, harcırah, döner sermaye katkı payı gibi hiçbir ödenekleri yoktur. Çalışırlar didinirler ama hiçbir ücret alamazlar.

Akademik hiyarerşinin en alt kademesinde ezilir dururlar.

Hastanelerin intörn doktorlar yerine pratisyen hekim çalıştırdıklarını düşünün. Herbirine en az 1500 YTL maaş vermesi gerekecektir. Bunun yanında yemeği ve sosyal sigorta hakları.

Peki intörn doktorların bu denli yıpratılmasının nedeni nedir? Her uzman doktor, veya Prof. Dr. bu aşamadan geçmemiş midir? Onlar da ezilmemiş midir? Onlar unutmuş mudur eski yıllarını? Ya da zulüm gören, gün gelir zalim mi olur?

İntörn doktorların haklarında bir düzenleme yapmanın zamanı ne zaman gelecek? Özveri ile çalışan bu sessiz azınlığın hakları ne zaman verilecek?

Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

gerek "intahtem" kelimesi gerekse de geleneksel olarak abilermizden , ablalarımızdan duyduğumuz "hemşirenin bir altı, hademinin bir üstü" nde olma durumu mesleki olarak yüzeysel ama haksız da olmayan bir konum ifade etmektedir. Tıp fakültesinin ilk 5 senesini, zorlu sözlü ve yazılı sınavları geride bıraktıktan sonra, "eğitim alma ve hizmet verme " misyon ve vizyonlarının iç içe geçtiği 6.senemiz.. Dönem 6 öğrencisi yerine "intern doktor" olarak anılmak istememizde geçmiş olduğumuz 5 seninin bize göreceli de olsa bir yetkinlik ve yeterlilik kazandırdığının belli olması istencimiz vardır. Geçirdiğimiz süreç elbette takdir edilmek adına ve apolet takmak adına değil, elbette mesleğimizin kutsiyeti ve bu kutsallığın kökeni olan nesnesinin(insan yaşamıyla uğraşmanın) ciddiyetine yakışır bir donanıma sahip olmak dışında bir teknik beklentimiz yok bu 5 seneden. Sorun:Konumsuz sağlık personeli olmak. Hastalar ve hasta yakınları nezlinde , hemşireler nezlinde "deneyimsizlike" değil yet

Ilhan Ersever 
 14.06.2010 4:42
Cevap :
İçerik bakımından oldukça dolu bir yorum yazdığınız için teşekkür ederim. Yorumunuzu tamamlayamamışsınız sanırım. Aslında "yorum" olarak değil de "blog" olarak yazsaydınız, belki daha rahat ifade edebilirdiniz düşüncelerinizi. İyi çalışmalar dilerim.  14.06.2010 11:42
 

pediatri servisinde nöbet tutmakta olan bir doktor adayı,6.sınıf tıp fakültesi öğrencisi olarak yazıyorum yorumu..gece sessizliği henüz çökmedi dışarıda belki ama burada hayat çekilir bu saatlerde..haklarımız yok aslında,bazen bir hademe bazen bir doktor,hemşire,hastabakıcı,temizlik personeli oluruz bazende..hep yıllar öncesinde ayrılan bir ödenekten bahseder büyüklerimiz,çok olmasada gönül almak maksatlı..öğrendiklerimizi düşünürsek çok mu bir yıl karın tokluğuna çalışmak değil belki,ama keşke birileri bizden,emek verenlerden alınan paraları kendisine sermaye yapmaya çalışmasa..yinede gönüllü yapmıyormuyuz bu işi diye sorarsanız tüm zorluklarına karşı takip ettiğimiz hastalardan 'lütfen bize yemeğe gelin','başımızın üstünde yeriniz var'ı duyabiliyorsak gönlümüz hakkımız sayesinde değil halkımız sayesinde hoş tutuluyor demek istediğim..bu konuyu sizden duymak çok güzeldi,düşüncenize SAĞLIK..

nihal karabel 
 13.02.2008 23:30
Cevap :
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. İsminiz hiç yabancı gelmiyor bana. Neyse durun bakalım. Sesinizi doğru yollardan daha gür duyurmanız lazım sanırım. Bu arada, bu yazı dilinizle neden yazar olmayı denemiyorsunuz. Tabi nöbetlerden vakit buldukça.  14.02.2008 8:40
 

" Hak verilmez, alinir" ilkesinden yola cikarak bir seyler yapmak lazim sanki. Biliyorsunuz bizim ulkemizde herkes kendi derdindedir, kimse senin derdin ne demez taki, siz imdat diye bagirana kadar.. Sizin yazinizi okuyana kadar hic aklima gelmiyordu bu konu :) demek ki devletin de aklina gemyor olma ihtimali cok yuksek :))

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU 
 24.01.2008 9:54
Cevap :
Doğrudur söyledikleriniz, ağlamayana meme yok bu devirde. Esasında benim de bir yakınımın yakınmaları sonucunda yazdım bu yazıyı, yoksa hiç haberim yoktu durumdan. Yorumunuz için teşekkür ederim.  24.01.2008 10:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 197
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 1058
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

1980 yılında Mersin'de doğdum, bütün eğitim öğrenimimi Mersin'de tamamladım. Yetmedi, işimi de Mersi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster