Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
393
 

Nostaljik bir yer

Nostaljik bir yer
 

ŞÜKRÜ'NÜN YERİ


Şükrü’nün yeri. Hayır, yerlerinden biri. Çünkü dört tane var. Bunlardan biri ama sadece Şükrü’nün yeri değil; nostaljik bir çınar altı. Yok yok o da değil. Milliyet Blog yazarlarının kaynaştığı bir yer. Sadece Milliyet Blog Yazarlarının da değil; bütün insanların kaynaştığı bir yer

Dün oraya nasıl bir yer olduğunu bilmeden gittik. Yazarlarımızdan Sayın Mavilim; İsmini veremiyorum. Mavilim diyorum. Çünkü onu herkes Körfez maviliğine çeşitli anlamlar kazandıran Mavilim olarak biliyor.

Evet. İşte o Mavilim, Sayın Mustafa Mumcu ve bir de Çalışkan Adem.

Bu kişiler hakkında da biraz söz etmem gerekecek.

Mustafa Mumcu:

Şimdi gene alınganlık yapacak ve hayır. Bana kızmayacak. Biraz üzülecek ama olsun.

Dost acı söyler.

Biraz sivri dilli bir arkadaş.

Dilinin ucunu törpüleyip yumuşatmak gerekiyor.

İşte o zaman çok daha tatlı olacak.

İşte o zaman topluma çok daha faydalı bir insan olacak.

Daha faydalı diyorum. Çünkü devamlı surette faydalı olmaya çalışan bir insan.

Bazı badirelerden geçmiş.

Ve bir hayli sille yemiş.

Ama bir türlü bu huyundan vazgeçememiş.

Çünkü temiz, saf, yani katıksız ve tahammülsüz bir insan.

İçi neyse dışı da o.

Yeter bundan bu kadar bahsetmek. Aslında yetmez ama diğerlerine yer kalmayacak.

Çalışkan Adem.

O da ayrı bir âlem.

Ne iş mi yapıyor?

Aslında işsiz. Boş gezenin boş kalfası.

Ona buna emir vermekle geçiyor günleri.

Sıfırdan başlamış ve çok kısa bir zamanda bu duruma gelmiş.

Şimdi orta boy bir iş adamı ama eminim ileride çok büyük bir iş adamı olacak.

Bonkör mü? Bonkör.

Ayni zamanda da insanların ruhunu anlayabilen, okuyabilen bir insan.

Çok iyiliksever

Bundan da bu kadar söz etmek yeter.

İşte bu üç güzel insanın organizasyonuyla, 24 Ağustos Pazar günü, İzmir’de, Şükrü’nün yerinde .

O güzel ve nostaljik mekânda, fincanda pişen kahveyle, Milliyet Blog Yazarlarının ufak çaplı bir toplantısı yapıldı.

Biraz da bu fincanda pişen kahveden söz etmek isterim.

Bu kahve cezvede değil de fincanda pişiyor ve o şekilde ikram ediliyor. Bu Şükrü Beyin icadı ve de sadece Türkiye’de değil dünyada da isim yapmış durumda.

Kahveyi pişirmek için özel ocakları var. Malzemesi ve suyu fincana konup karıştırılarak o özel ocaklara konuyor ve o şekilde pişiyor. Bu da kahveye ayrı bir lezzet katıyor.

Toplantı hakkında fazla bir söz edemeyeceğim.

Çünkü orada en çok söz eden bendim…

Bu nedenle toplantıya katılan bütün arkadaşları; bütün o güzel insanları tek tek tanımak imkânım olamadığından hepsinden ayrı ayrı söz edemeyeceğim.

Ama şuna kesinlikle eminim ki: Bu gibi toplantılar Milliyet Blog Yazarlarının birbirlerini tanımalarına ve sanal âlemdeki dostlukların, gerçek âleme dönüşmesine neden oluyor.

Ben bu toplantıdan çok büyük bir haz aldım.

Üzüldüğüm tek şey toplantıya katılan arkadaşlarımızın hepsiyle tek tek sohbet edememek ve onları gerçek isimleri ve rumuzlarıyla tanıyamamak oldu.

Toplantıya katılanlardan, bu yazımımı okuma imkânı bulan, şahsen göme fırsatı bulup ismen tanıyamamış olduğum arkadaşlarım; yorumlarında, isim ve rumuzlarıyla kendilerini tanıtırlarsa mutlu olurum.

Saygılarımla…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kendimizi tanıtmamızı istemişsinz yazınızda ama kimse tanıtmadan kendini dalmış konuya ,,,,,efendim ben 1. ve 2 buluşmalarımızda olan ALYOŞA yım yani eses ismim Hülya,,,,,,,,Murat (Yakamoz 35) ın halasıyım,,,,,,sizin elinizi öpen nadir insanlardan biriyim,yanaklarımdan öpen nadir beyefendilerden biri de siz oldunuz,çok güzel bir gün geçirdik,şiirlerinize bayıldım,çok güzellerdi,eşiniz ise tam bir hanım efendi,onada sevgi ve selamlarımı söylermisiniz lütfen,,,,,,,,,,,,,,Sevgiler size,,,,,,,

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 31.08.2008 13:09
Cevap :
Hülya Hanım Bu yorumunuzu size yaptığım şakaya olan bir serzeniş olarak algılıyorum. Sizi tanımaz olurmuyum. Sözüm orada en çok konuşan ben olduğum için kendileriyle konuşma fırsatı bulup tanıyamadıklarım içindi. İltifatlarınız için teşekkürlerimi sunarım. Saygı ve sevgilerimle  01.09.2008 17:45
 

Valla iyi yağlarım, yağladıktan sonra da yıkarım, yıkadıktan sonra da kurulamam ama... Çünkü ıslak seviyorum :))) Anladın sen onu..... Huysuz, sevimsiz bubaaaaaaaaa :))))))))))

Adem ÇALIŞKAN 
 27.08.2008 12:18
 

Hilmi Ağabey, Murat Bey'de Başladı Adem gibi ''buba'' demeye. Sanki Siz 80'li yaşlardasınız.:))) Nedime ablamınd da ellerinden öpüyorum. Saygılarımla.

GÖCEKLER GÜVERİNCE 
 27.08.2008 11:35
Cevap :
He yaa unutuyorlar beni henüz üç otuzumda bile olmadığımı. Selamlar sevgiler  27.08.2008 16:48
 

Bu toplantılardaki en büyük kazancım: Nedime Teyze. Onunla öyle sohbetler ettik ki başbaşa..olayları öyle bir anlayıp "kesin" konuşmaları vardı ki!.. "Yılların deneyimi" diyorsunuz biliyorum ama aynı yıllardan geçen, aynı yargılara uluşamayan o kadar çok insan var ki. Ve beni sanki yıllardır tanıyordu.. Gören gözlerine, anlayan yüreğine sağlık Sevgili Nedime Teyze. Peki Hilmi Baba, kızmayın:) kadın kadına çeneye daldık da sizi unuttuk sanmayın. Kulaklarınızı çınlattık tabi. Ve siz olmasanız, yazmasanız ben sevgili eşinizi nasıl tanıyabilirdim ki? Belki de bu sayfalarda yazma amacınız bu; siz farkında olmasanız da:) Sağ olun, var olun; kaleminizle, şiirinizle ama ille de yüreğinizle. Sevgiler Körfez mavilerimle; Güzelbahçe'nin o güzel elma ağaçlarından yansıyan. (:Altında kahvaltı yaptığımız:) Ama Hilmi Baba güncenize "eksik" resim koymuşunuz:)

derinmavi.. 
 26.08.2008 23:03
Cevap :
Anlaşılan seninle bir hayli konuşacaklarımız var. Saygılar sevgiler  27.08.2008 16:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 104
Toplam yorum
: 334
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 706
Kayıt tarihi
: 11.04.07
 
 

6 Mayıs 1927 Simav doğumlu, İstanbul Yıldız Teknik Okulu’nun ( Bu günkü Yıldız Üniversitesi) son sın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster