Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '06

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
1033
 

Not defteri, günlük, blog

Not defteri, günlük, blog
 

Eskiden not defteri veya günlük, yaşam savaşının birer göstergesiydi. Şimdi ne çok geri de kaldilar... Ama değişen sadece bu savaşın göstergesi oldu.. Savaş devam ediyor. Aynı ve aynı savaş.. Yatarken, kafamı yavaşça döndürürken ne yapabileceğimi ne yapamıyacağımı yine görmek istiyorum.

Savaş devam ediyor işte.. Artık bir blog bir sessizlik ve daha cok sessizlik..

Herkezin kendi savaşı. Onun sessizliği ve bizim düşüncelerimize hücumu...

Yazmak en korkunç savaş, en büyük, en gizli ve çok sessiz..

Ben küçük bir çocukken de yazardım. Kelimeleri yine çok güçlü bulurdum. Kendime çelme takabileceğim düşünceler bulur, kendimi cezalandırmaya çalışırdım. Bu küstahlıktı ama ben bunu çoğu zaman kendime dair bir iyi niyetle bile yapardim. Kendime emirler verirdim. Mükemmel insan olup kendimi açığa çıkartmak değildi derdim. Klarnet ne kadar derin çalarsa çalsın, sinirlere ve en ince damarlara tabiatının dışında daha çok ne yapabilirdi ki? Adını ve numarasını tekrarlayan bir savaş esiri gibi, kendime hiç fark yaratamazdım ki zaten. Bir çok teorim vardi ve ben keyifle onları çökertme derdindeydim. Benim için sahtekarca olan bir şey kendime takındığım dürüstlüktü. Kendimle işbirliği yapıp, kendimi insan yapmak istiyordum. Gerçek şu ki hep yüz üstü yere düşerdim. Çünkü ben zaten insandım. Ama ben bu gerçeğe rağmen, arkasında, altında üstünde birşeyler arar dururdum. Güncemin her sayfasına yeni bir komutan atardım sanki... Dünü hezimetmiş gibi görürdüm, dedim ya ta ki yüz üstü düşene kadar...

Şimdi daha çok şeyin ne anlama geldiğini biliyorum. Hatta bir çok konuyu hiçbir fikrim yok, kesinlikle yok diyerek geçiştirecek kadar da mütevazi oldum. Ayağımı da denk aldım. Ama bir havana purosuna, yazmayı değişecek kadar da boşlamadım.

Çünkü ancak yazım savaşı verdiğimde kendim hakkımda çok şey bildiğimi düşünüyorum. Ancak yazdığımda, kendimi çok sıradan ve anlaşılır buluyorum. Çok tedirgin olduğumda bile yazarak nedenini ifade edebiliyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben o savaşı kaybettim galiba. İfade özürlü bir insan oldum. Artık ne kendimi buluyorum yazdıklarımda, ne nedenler sıralayabiliyorum kendime nede ifade edebiliyorum birşeyleri. Sadece saçmalıyorum son yıllarda çok doldummu en saçma kelimelerle kusuyorum içimdekileri. Biliyorum savaşı kaybetmemin tek nedeni içimde kaybettiğim şeylerin eseri. Ama çözümsüzüm bu konuda...

Büşra.. 
 22.05.2010 7:53
Cevap :
Merhaba Büşra, hızlı adımlarla ihtiyarlara yetişiriz ama çocukların peşinden koşturup dururuz, yazabildiklerimiz, ifade edebildiklerimiz bizim ihtiyar düşüncelerimizdir zaten, çocukların peşinde ise koşturup dursak da yorulmamak lazım, sonu gelmeyecek olsa da en afacan çocuğun peşinden koşmalı, çünkü gece olduktan sonra yıldızları herkes görebilir, ama bir çocuğun gündüz göğünde dizilidir yıldızlar. Sevgiler, saygılar!  24.05.2010 1:48
 

yazmak öyle rahatlatıcı ki.Ben hala çantamda not defteri taşıyorum aniden geliyor çünkü bu yazma isteği. Bazen küçücük defteree sayfalarca yazıyorum, sonra başımı kaldırıp Dünya' ya bakıyorum.Sanırım yine anlık bir kopuş yaşamışım:))

Burcu Ege 
 01.11.2006 17:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 521
Kayıt tarihi
: 31.10.06
 
 

Yazmayı seviyorum...Çünkü yazdıklarımı okuyanlar, beni farklı düşünmeye götürebiliyorlar.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster