Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
470
 

Notalara dökülmemiş şarkılar

Notalara dökülmemiş şarkılar
 

Kiminin elleri üşürdü soğuktan kiminin yüreği.

Kimi ürkek bakardı hayata ve insanlara karşı kimi asi.

Kimi boynunu bükmüştü kadere kimi acıları çekmişti sinesine.

Kimi kendisine küsmüştü kimi kendisini sokağa acımadan itenlere.

Her nasıl yolu düştüyse her gün geçtiğimiz sokaklara, nasıl umutsuzca arşınladıysa kaldırımları her biri, fark etmezdi, özlemlerle doluydu hepsinin küçücük yürekleri.

Sevginin en güzeli onlardaydı, en temizi, en içteni, en karşılık beklenmeyeni…

Daha notalara dökülmemiş şarkılardı onların hayal ettikleri, özlemini çektikleri, karşılık göremedikleri sevgileri…

Yalnızlığın en büyüğü onlardaydı, en korkuncu, en çekilmezi, en hayatın dışına götüreni.

Bitmeyen bir çilenin daimi müdavimleriydi onlar.

Sokakta gördüğümüz, bazen acıdığımız bazen kızdığımız…

Bazen sevmeye utandığımız bazen de dokunmaya korktuğumuz…

Ailelerini tanımadığımız bilmediğimiz, bazılarıyla aynı yollarda bile

yürümediğimiz çocuklar değildi onlar.

Sokakta ayakkabı boyayan, mendil satan, “abla tanesi beş lira” ya da “abi, yengeye çiçek alsana” diye bağırıp duran, yollarımızı kesen…

Yalvaran kimi zaman, yalvaran gözlerle bakan ve sadece bunlardan ibaret olan çocuklar değildi onlar.

En güzel çağlarını sokaklarda harcayan, geceleri üstleri açık ayazlarda yatan, sabahları mahmur gözlerle hayata iddiasız bakan çocuklar değildi onlar.

Rüzgarın önüne katıp acımasızca savurduğu bir yaprak değildi onlar.

Sulamayı unuttuğumuz çiçekler gibiydi onlar.

Onlar bizim çocuklarımızdı.

Kimini bir savaş sahnesinde, kafasının üstünden mermiler geçen zavallı bir babanın kucağında görmeye alışmıştık.

Kimini açlıktan ölmekteyken, yeminin bir an önce tükenmesini bekleyip üzerine çullanma hayalleri kuran bir akbabanın gözleri önünde sürünmekteyken, işini yapan bir gazetecinin fotoğraf karelerinde görmeye utanmıştık.

Kiminin cansız bedenlerini açlığın hüküm sürdüğü çorak ve yoksul topraklarda bırakmıştık.

Ama biliyorduk ki hepimiz onlar bu şekilde yaşamaya layık değillerdi.

Onlar daima bizim misket oynayan, top koşturan, uçsuz bucaksız bozkırlarda uçurtma uçuran, sokaklarda “dağ başını duman almış, gümüş dere durmaz akar” marşlarıyla, ellerinde fenerlerle, bayram alaylarında en önde geleceğimize doğru emin adımlarla yürüyen çocuklarımız olmalıydılar.

Sustuğumuzda sesimiz, konuştuğumuzda cümlelerimiz olmalıydılar.

Sevgiyi paylaşmayı ve paylaştıkça çoğalmayı öğrettiğimiz çocuklarımız olmalıydılar.

Onlar bir ağacın yemyeşil dallarıydılar.

Onlar ağaç oldukları sürece ormandılar.

Sokakların çocukları değildi onlar, bizim çocuklarımızdı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir kez daha okudum vardiyam bitti sokakların aralarında kuytularda çaresizligi soluyan gündüzün anlam ifade etmedigi yarın nedir hiç söylenilmedigi ürkek ve hasrete hüzne bulanmış bedenler bizim çocuklarımız.kainatın en mükemmel yaratıgı insan.ve sıcacık evime girerken utandım çay içerken bogazım dügümlendi utandım.peki çare ney ne yapmalı.işte her şeye varım bu noktada.konuyu gündemden düşürmeyelim.kayaları parçalayan dalgaların gücü degil damlaların sürekliligidir. damla olabilmek ümüdiyle hoşçakalın

ZEYBEK 
 23.01.2007 1:05
Cevap :
AÇIKÇASI BU KONUYLA İLGİLENMENİZ BENİ ÇOK SEVİNDİRDİ.ONLAR VAR YA BİZİM YÜREK ATIŞLARIMIZİ GÖZYAŞLARIMIZİ KANAYAN YARALARIMIZ.ONLAR BİZİM GÜNAHLARIMIZIN BEDELLERİNİ ÖDEYENLER.BEN BU KONUDA YAZMAYA DEVAM EDECEĞİM.SİZ DE BANA KATKIDA BULUNURSANIZ ÇOK MEMNUN OLURUM.  23.01.2007 11:23
 

EVET ONLAR BİZİM ÇOCUKLARIMIZ.sokaklarına öksüzlerine ve dul ve yetimine sahip çıkmayan toplumların sonu hüsrandır.öncelikle elinize saglık hatırlattıgın için .geri kalmışlık fakirlik ve ekonomi yalanlarının arkasına sıgmayacak ve sorumlularının sıgınamayacagı kadar önemli bir mesele.sorunun esas nedeni sistemsizlik.her soruna kaynak üreten medeniyet dedikleri canavarın beceriksizligi.45 bin ton günlük ekmegin çöpe atıldıgı bir ülkenin se ayıbı.herzaman olumsuzluklar yanlışlıklarla büyüyüp beslenen ve büyütülen ortamların da korkulu rüyası olup çıkmakta.birde birkaç olayı kaynak gösterip potansiyel hedef haline getirenlerde.köprüleri atmayalım onlar bizim çocuklarımız.hoşçakalın başarılar

ZEYBEK 
 21.01.2007 23:33
 

Ahh! Emel yazın bana gözlerine bakmaya utandığım; ama bir o kadarda yoksaydığım çocuklara olan borcumu hatırlattı...Özellikle ülkemde kadınlar ve çocuklar hele birde sahipsizse çok acı çekmekte, sivil toplum kuruluşlarıyla beraber daha insanca günler için bizlerde bir şeyler yapmalıyız.. SEN YAZINLA ADIMINI ATTIN SIRA BİZLERDE.. teşekkür ederim...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 21.01.2007 22:46
Cevap :
Asıl ben size teşekkür ederim Serap Hanım;yazımı okudunuz, içindeki mesajı aldınız ve bir şeyler yapmamız gerektiğinin farkındasınız.Ne yazık ki kaçımız bu derin mesajları alıp yorumlayabiliyoruz,önemli olan bu.Umarım bizim gibilerin sayısı çoğalır.  22.01.2007 21:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 77
Toplam yorum
: 284
Toplam mesaj
: 56
Ort. okunma sayısı
: 930
Kayıt tarihi
: 13.01.07
 
 

1979 Giresun doğumluyum. Kendimi bildim bileli kalabalığı sevmem. İnsanlara karşı mesafeliyimdir. He..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster