Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '11

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
861
 

Nükleer Santral mi Nükleer intihar mı ?

Son zamanlarda Türkiye’de nükleer santral yapılıp yapılmama konusu çok tartışılmaya başlandı. Özellikle Ruslar’ın Türkiye’de nükleer santral yapımı için talip olması ve Japonya depreminde nükleer santralın yarattığı tehlike, tartışmaları alevlendirdi. Benim görüşüme göre, kesinlikle Türkiye gibi bir deprem ülkesinde nükleer santral yapılmamalı. Hele ki Akkuyu’da olduğu gibi fay hattı üzerine hiç yapılmamalı. Çünkü santralın arzettiği tehlikeler faydalarından bin kat daha fazla. Nükleer santrallerin çevreye verdiği zarar, kanseri tetiklemesi, sızıntı olduğunda önlemleri almanın zorluğu ortada. Dünyanın en büyük 3 ekonomisinden biri olan Japonya’yı bile nükleer santraller alt ettiyse düşünün artık. Nükleer santraldeki patlama ihtimalini tüp gazın patlama ihtimaliyle denk göstermek komiktir. Ayrıca ben yetkilileri tanıyorsam, güvenlik önlemleri yeterince alınmayacak, tehlikeler halktan saklanacak, yine halkın gözü önünde radyasyonlu çaylar içilecektir. Nükleer santralın zarar vermesi içinse depreme gerek yoktur. Ostim’deki patlama depremden sonra mı gerçekleşti? En küçük bir ihmal felaketimiz olabilir. Burada kaderci olma lüksümüz yoktur. Biz yeraltı zenginliklerimizi çeşitli sebeplerle yerüstüne çıkaramazken, tehlikeli bir işe giriyoruz. Karşımızda bize yardımcı olacağı iddia edilen tüccar kafalı bir devlet, Rusya var. Sizler “Türkiye büyük, emperyal bir ülkedir. Nükleer santral kurulmalıdır” diye insanları gaza getirenlere, “aslanız kaplanız” diyenlere bakmayın. Hele çevreciliği demode bir romantizm olarak görenlere hiç inanmayın. İçecek temiz suyunuz, yüzecek deniziniz, yiyecek sebze meyveniz kalmayınca anlarsınız doğanın değerini. Kültür hazinelerinin sualtında kalmasına göz yumarsınız. Tarihsiz, coğrafyasız “emperyal” bir devlet olursunuz. Alternatif enerji kaynakları aramak yerine, ne hikmetse en riskli enerji kaynağını seçersiniz. İsrail’den kısır tohum, Amerika’dan mısır şuruplu gıda maddeleri ithal edersiniz. Komşularınızda olduğu gibi sizin topraklarınızda da doğalgaz, petrol ve değerli metaller olma olasılığı yüksekken, bunları çıkarmaz, komşuya bağımlı kalmayı tercih edersiniz. Bana kalırsa, Türkiye güçlü bir devlet olacaksa bile Amerika, Rusya ve Avrupa Birliği buna kolay kolay müsaade etmez. Eğer yardım ediyorsa, bir bit yeniği vardır. Teknolojiden, yeniliklerden uzak mı kalalım? Tabii ki hayır. Ama kar-zarar dengesini iyi hesaplayalım. Yine güçlü devlet oluruz. Yeter ki sağduyuyu elden bırakmayalım. Yoksa dünyanın sonunu kendi elimizle doğayı mahvederek getiririz. Kıyametin gelmesi uzun sürmez. Sanmayın ki bu, Tanrı’nın gazabı yüzünden olacaktır. İnsanın doğaya hoyrat davranışı yüzünden dünyanın sonu gelecektir. Unutmayın ki, doğa intikamcıdır. Afetlerle “doğal” bir şekilde intikamını alır. Bir de bakmışsınız altından ırmaklar akan bereketli topraklar, yiyip içebileceğimiz nimetler yerine, zehirli gazların hakim olduğu, güneşin düşman, suların cılız ve kirli olduğu bir döneme uyanmışız.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 63
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 665
Kayıt tarihi
: 01.02.11
 
 

ODTÜ Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği mezunuyum. İlgi alanlarım edebiyat, sinema, tiyatro, TV..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster