Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '09

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
7534
 

Nur/Aydınlanma/Işık

Nur/Aydınlanma/Işık
 

KOZMİK IŞIK


NUR / AYDINLANMA /IŞIK


Her yerde var olan, tüm canlıların, özellikle insanın içine özenle konmuş olan tanrısal bir ışığı, nuru açığa dışarıya çıkarmasını bilmeliyiz.


Arapça’ da; ışık anlamına gelen nur(en nur), ilahi kelam-ı temsil eder ve ruh ( er-ruh) ile özdeş tutulur. Ruh Allah’ın yarattığı ilahi bir ışıktır.


İbranice’ de; ilahi nefes(ruh) anlamına gelen “rua” sözcüğünün aynadaki yansıması, yani ters yazılışı olan “aur” sözcüğü ışık anlamına gelir.


Tanrı tarafından içimize yerleştirilmiş olan nur(ışık) belli kişilere, belli zamanlarda ki insanlara veya belli topluluğa değil, hiç ayrım yapmaksızın tüm insanlığın içine konmuştur.


Kimi insan içinde bulunan bu muhteşem ışığı fark edip onu dışarıya çıkartmanın yollarını öğrenerek nura kavuşur, yüzü aydınlanır ve etrafına ışık saçar, kimi insanda bu ışığı göremez ve karanlıkta yaşamaya mahkûm olur.


İnsanın nura kavuşması, o insanın her yönden olgunlaşması, iç gerçekleşmesini ve kendi özünü tanıması, üstün insan olması yani tasavvufta ki insan-ı kamil olması, gönül gözü ile görmesi, hoşgörülü olması, özüne yaklaşması, bağışlayıcı olması, gönlü sevgi dolu olması, etrafına ışığını yansıtması demektir.


Hz. Mevlana ne güzel söylemiş;

“Bir gönülde gönül nûru olmadı mı, o gönül, gönül değildir” der. Göz; görünür dünyadaki cisimleri ve onların renklerini, ancak güneşin, ayın ya da yıldızların ışığı sayesinde görebilir; gözün nûru onlardan gelir, göz aydınlığı onlarla gerçekleşir. Fakat görünmeyen iç âlemdeki renkleri ise, ancak ilâhî nurların yansımasıyla, gönül gözü açık/aydınlık olanlar görebilirler. Gönül gözleri açık olanların baş gözleri de ona benzer bir aydınlığa kavuşur. Zira göz nuru, gönüllerin nurundan meydana gelir. Gönül nurunun nuru da akıl ve duyu (his) nurundan çok farklı ilâhî bir nurdur. Nur (ışık/aydınlık) yoksa gözler kör (göremez) olur. Işığa dayanamayan zavallı bu tür gözlerle çaresiz gönüllerin, güneşin nuruna da, güneşe de dayanacak güçleri yoktur. Bu çeşit gözler ve böyle gönüller, yarasaya benzerler. Yarasa güneşin ışığına ve ısısına tahammül edemez Ama bir de kişinin bizzat gönlü, ışık yakmayı, şuleleşmeyi öğrenirse (çevresindekileri aydınlatma yeteneğini kazanmış gönül gözü açık biri olursa), o kişiyi artık güneş bile yakamaz.

Gönül Gözü: Sadece Dostu Görür

Gönül, insan vücudundaki diğer duyu organlarını, hep kendi istediği yöne doğru yönlendirir: Onu aşağıların aşağısına da düşürebilir; yücelerin yücesine de tırmandırabilir. Ancak gönül gözü açık olanlar, sadece yücelere, ötelerin ötesine, metafizik âlemlere, dostlar dostuna yükselirler. “Kim can/gönül gözüyle görürse gözü, her şeyi apaçık görür. Canı/gönlü, halkın tevatürüyle kanaat etmez; inancı, gönül gözünden kaynaklanır.”

İçi nefsanî istek ve heveslerle dolu kişinin gönül gözünde ise kıl bitmiş demektir, diyor Mevlâna. Gönül gözünü kıldan ve hastalıktan, hevâ ve heves ateşinden ve dumanından arındırmayan kimse, dostu görebilmek şöyle dursun, onun köşkünü, izini bile göremez. Ancak bunlardan yüz çeviren kimsenin gönül gözü açılır ve her nereye dönerse dönsün, artık dostun yüzünden başka bir şey görmez olur.”

Gönül gözü kör olanlara, Hz. Mevlâna" nın bir çift sözü vardır: onlar, balç“Dünyaya ve dünyâlıklara gönül vermeleri sebebiyle, dünyâ ehlinin gönül gözleri kördür; ıkla bulanmış su içerler. Mâdem ki gizli bir âlemde ölümsüzlük suyun (âb-ı hayat) yok, öyleyse kara ve tuzlu suyu ver, kötülüğü al, bu âlemde!”


6.cı duyumuz olan gönül gözüyle bakan, Nura, ışığa kavuşan insan (Kamil İnsan) arzularını sınırlamayı, isteklerini ulaşabilecek düzeyde tutmayı hatırlayan, yüksek ahlaki değerlere sahip doğruluktan yana olan insandır.

Nasrettin hoca’dan bir fıkra;


Günlerden bir gün Nasrettin Hoca iğnesini kaybeder. İğnesini evin avlusunda aramaya başlar. Fakat onca zaman aramasına rağmen iğne bulunamaz. Komşusu iğneyi nerde düşürdüğünü sorar. Hoca kendinden emin cevap verir: “Ahırda! ” hayretler içinde kalan komşusu, “ Ahırda kaybettiğini ahırda aramalısın! ” der. Nasrettin Hoca cevap verir: “ Ama avlu daha aydınlık

Buradaki derin anlam

Nasrettin Hoca’nın da fısıldadığı: İğneyi aramıyorum ki onu düşürdüğüm yere bakayım. Benim için önemli olan aydınlıkta olmak, ışıkta kalmak.


Güneş ışığı tüm canlılar için hayati bir etkiye sahiptir. Bu ışık aslında yeryüzü için bir nur’dur. Ezoterik inisiyasyonda, bütün amaç , insanın kendi kendine sahip olmasıdır. İnisiye olmuş bir aday nura kavuşur ”ezoterik bilginin ışığına kavuşur”. Yani kamil insan olma yoluna adım atmış demektir. Kamil insan; ihtiraslarına hakim olan, ruhunu temizleyen, kendini yüceltecek davranışlarda bulunan, ve insanlık hizmetine kendini adayan demektir. Ezoterizm de nura kavuşmak semboliktir, hakikatte bu böyle değildir. Yani sembolik olarak aydınlığa, nura kavuşan aday kendi içinde de aydınlığa kavuşabilmesi için zaman, sabır, çaba ve gayret gösterir. Burada amaç adayın her şeye gönül gözü ile bakmasını sağlamaktır. İşte asıl mesele buradadır. İnsanoğlu devamlı nura kavuşma yolunda gayret göstermeli ve aydınlıkta kalmalıdır.

ERHAN SİREKİN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 55
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 3399
Kayıt tarihi
: 27.06.08
 
 

Genç emeklilerden olup, hayat denen tiyatro içinde rol alan bir oyuncu gibi yaşamın kıymetini bil..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster