Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '11

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1244
 

Nuri Bilge Ceylan sineması

Nuri Bilge Ceylan sineması
 

Nuri Bilge Ceylan


Nuri Bilge Ceylan doksanlı yılların ortalarından itibaren uluslararası festivallerde kazandığı ödüller ile yeni Türk Sinemasının adını en fazla duyuran yönetmen oldu. Boğaziçi Üniversitesinde elekrik mühendisliği eğitimi sırasında, fotoğrafçılığa merak sarması, onun sinema ile olacak geleceğini hazırlar. Buradaki eğitimini bitirdikten sonra askerliğini yapar, mesleğini sürdürmek için kararsız kalır ve Mimar Sinan Üniversitesi'nde sinema derslerine devam eder. Ayrıca profesyonel fotoğrafcılık ile uğraşır. 1993'de ilk kısa filmi Koza'yı çevirmeye başlar. Koza 1995 yılında Cannes Film Festivali kısa film yarışma bölümüne kabul edilir.

Nuri Bilge Ceylan’ın kasabasını anlattığı ve Tarkovsky esintileri taşıyan Kasaba (1997) ile uluslararası festivallerde ilk önemli ödüllerini kazanır. İlk gösterimi 1998 Berlin Film Festivali'nde gerçekleşir ve burada Caligari Ödülü kazanır. 1970 yıllarının tipik bir Anadolu kasabasını, uzun sekanslar ile anlatan Ceylan burada sıkışmış küçük yaşamları, olduğu gibi, törpülenmemiş bir doğallık içinde yansıtır. Üç jenerasyon aile bireylerinin kendi aralarındaki ilişkileri, atışmaları, 11 yaşındaki kız çocuğunun gözünden anlatılır. Aynı zamanda görüntü yönetmeni de olan Ceylan, siyah beyaz kareleri içinde insan ve doğayı şiirsel bir dille birleştirir. Dört mevsimin arka fonu oluşturduğu doğal platolarda kah kar içinde kayıp düşen çocuklar, kah göç eden karanlık bulutlar, kah rüzgarın okşadığı mısır tarlaları serilir gözlerimizin önüne. Kendi doğduğu kasabada çevirdiği filmde annesi ve babası da önemli roller paylaşır.

Mayıs Sıkıntısı (1999
) Nuri Bilge’nin 1999'da gösterime giren iç ve dış festivallerde ödüllere boğulan ikinci filmi olur. Çanakkale’nin Yenice kasabasına elinde kamera, kafasında film çekme isteği olan Muzaffer’in gelişi yerel halkı önce tedirgin eder. İlk filminde olduğu gibi yerel insanlar ile çalışan Ceylan, bir kez daha yaşamın normal akışını resmeder. Meşe ağaçlarını orman idaresine kaptırmak istemeyen baba, üniversite sınavından eli boş dönmüş akraba çocuğu, hepimizin annesi gibi bir anne, cebinde kırk gün yumurtayı kırmadan taşıyarak istediği müzikli saate kavuşmanın hayalini kuran küçük yeğen hepsi ama hepsi, yanı başımızda yaşayan karakterlerdir. Sımsıcak, sevgi dolu ilişkiler, mükemmel doğa görüntüleri ile içi içedir. Her şey doğal akışında, sıcak ve sürprizlere kapalıdır. Mayıs Sıkıntısı uluslararası festivallerde yirminin üzerinde ödül kazanır.

Uzak (2002) insan ruhunun kendisinden ne kadar uzaklara düşebileceğini görüntülerin ve sessizliğin gücüyle vurgulayan Ceylan‘ın sinema anlayışını mükemmel yansıtan bir film oldu. Gemilerde iş bulma ümidiyle doğduğu, büyüdüğü toprakları terk edip İstanbul’da yaşayan kuzeni Mahmud’un yanına gelen Yusuf, onun evine bir süreliğine yerleşir. Yusuf’un iş bulması geciktikçe evdeki mevcudiyeti, Mahmud’a rahatsızlık vermeye, adeta batmaya başlar. Kendi dünyasının içine çekilmiş, büyük kentte düşleri gerçekleştirememiş olmanın ezikliğini yaşayan Mahmut, yalnızlığı yaşamının bir parçası haline dönüştürmüştür. Profesyonel fotoğrafçı olarak, olmak istediği noktanın uzağında, ıvır zıvır çekimler ile yaşamını kazanmaktadır. Kadınlar ile ilişkisi de sorunludur, sevgilisi kendisini terk etmiş, porno filmler seyrederek veya tek gecelik ilişkiler ile cinsel açlığını tatmin etmektedir. Mahmut köyden yeni gelmiş İstanbul’un yolunu yordamını bilmeyen bu gencin atılganlığından, kendine zıt düşen dinamizminden hoşlanmamaktadır. Kendisi ne köylü kalmış ne de kent soylu olabilmiştir, kah porno, kah Tarkovski seyreden, entel köylü konumunda sosyal yaşamın ara yerlerine sıkışmış bir bireydir. İnsanoğlunun kendisinden, kökünden ne kadar uzağa düşüp anlamsız bir bireyselliğe bürünebileceğini, çarpıcı görüntüler eşliğinde, müziksiz bir sinema diliyle hissettirmeyi başarıyor Ceylan. Her iki kuzenin farklı karakterleri mükemmel oyuncu yönetimiyle ortaya çıkıyor. Film 2003'te 56. Cannes film festivalinde en iyi film ödülünü kazanırken her iki kuzeni oynayan Mehmet Emin Toprak ve Muzakker Özdemir en iyi oyuncu ödülünü paylaşır. İlginç olan her ikisi de profesyonel oyuncu değildir.


İklimler (2007) Ceylan'ın kadın erkek ilişkisini, ruhların değişen iklimlerine benzeştirir. Ona göre kadın erkek ilişkisinde mutluluk ulaşılması kolay olmayan, sürekli aranacak ve yenilenecek bir duygudur. Bireysel duruşlar yalnızlığı çağrıştırır ve ilişkinin ruhunu öldürür. İsa ve Bahar arasındaki ilişki soğukluk ve iletişimsizlik labirentinde anlamsız bir varoluşa dönüşmüştür.Üstüne üstlük İsa’nın Serap ile yaşadığı bir kaçamak, Bahar ile arasındaki kopukluğu arttırmıştır. İsa içe kapanık, sevgisini cümlelere dökmeye alışmamış, yaşama mesafeli duran bir öğretim üyesidir. Yaşamını hep bazı hedeflere kilitlemiş, kadın erkek ilişkisini bile adeta metalaştırmıştır. Yalnız, kendine dönük yaşamaktan sıkılmadığına kendisini şartlandırmıştır. Ama gerçek böyle değildir. Oyuncu olan Bahar ise içindeki iniş ve çıkışları her zaman kontrol edemeyen bir karaktere sahiptir. Ayrılırlar. Çoğu ayrılıkta olduğu gibi sorunlar çözülmez. İsa tekrar bir araya gelebilmek için çabalar. Sevgiyi ve mutluluğu tanımlamaktan, ona ulaşmaktan aciz, iki çağdaş insan portresidir. Bir araya gelseler bile ilişkiyi sürdürebilmeleri mümkün değildir.. Bilhassa erkek dünyasının sığlığı, kadınlara yaklaşımdaki klişeleşmiş davranışlar, Ceylan’ın gözlemleri olarak senaryoya yansımış. İsa’yı kendisi, Bahar’ı ise eşi son derece başarılı performanslar ile canlandırır. Ağrı’da çekilen kar sahneleri ise Ceylan sinematografisinin değişmez etkileyici görüntü geleneğinin yeni bir parçası olur. Film 2006'da 59. Cannes Film Festival’inde ve 2007'de 26. İstanbul Film Festival’inde En İyi Film Ödüllerini kazanır.

Üç Maymun (2008)
Ceylan'ın İklimler sonrası kadın erkek ilişkisini odak noktası aldığı bir film olur. Paranın yönlendirdiği, kırık dökük , içtenlikten uzak ve umutsuz ilişkilerdir. Politikaya soyunmuş olan Saffet(Ercan Kesal) ölümlü bir trafik kazasına neden olur. Seçimlerde aleyhinde kullanılmasından çekindiği için suçu para karşılığı yanında çalışan şöforü Eyüp'ün(Yavuz Bingöl) üstlenmesini ister. Bir yıl yatıp çıkacaktır ve ailesinin dar bütçesini biraz olsun rahatlatacaktır. Bir yemek fabrikasında hizmetli olarak çalışan karısı Hacer(Hatice Aslan) durumu kabul eder. Eyüp hapisteyken Saffet ve Hacer arasında kaçamak bir ilişki başlar. Üniversite sınavlarına hazırlanan oğul İsmail (Ahmet Rıfat Şungar) durumdan şüphelenir ve gerçeği öğrenir. Gider Saffet'i öldürür. Hapisten çıkan Eyüp bu kez oğlunun suçunu üstlenecek birisini aramaya başlar.
Ceylan yabancılaşmayı ve sonunda ailenin kopuşunu 'efendi' paranın sebep olduğu olaylar silsilesi içinde anlatırken görsel olarak da farklı bir tat sunar. Tematik olarak önceki filmlerinde ortaya çıkan taşra sıkıntısı, uzaklaşma, artık kopuşa dönüşmüştür. Görsel olarak uzak plan doğa çekimlerinden, ruhu okumaya çalışan yakın portre çekimlerine geçtiği film olarak da tanımlanabilir Üç Maymun. Modern yaşamı gittikçe hegamonyasına altına alan 'Görmedim, duymadım, bilmiyorum' maymunları ile insan ilişkilerinin geçirdiği evrimi bir varoş ailesinin fertleri üzerinden yansıtır Ceylan

2011 Cannes Film Festival'inde kazandığı büyük jüri ödülü ise onun artık dünya sinemasının ustalarından olduğunun bir kanıtıdır. "Bir Zamanlar Anadolu" da çok karakterli bir dramadır. Bir cinayet sonrasında geçen 12 saati anlatırken, karakterler öykünün hakimidir. Doktor,savcı,komiser,jandarma komutanı işlenen bir cinayet sonrası önce cesedin yerini açık arazide zanlının tarifine uygun bulmaya çalışır. Uzayan araştırma süresince her bir karakter sıkıntısını, geçmişini, yaşam beklentisini dile getirip karşısındakinden bir yanıt bulmaya çalışır.Yaşamlarının sıkışıp kaldığı küçük kasabanın tek düzeliğinde zaman adeta donmuş gibidir. Her biri buradaki dakikalarını, saatlerini, günlerini doldurup farklı, açık yaşamlara uzanmak arzusundadır. Ama nasıl olacaktır bu ?

Önceki filmlerinden farklı ve daha konuşkan bir sinema dili kullanması dikkat çekiyor . Cannes'da her yıl jüriler değişiyor, değişmeyen ise Nuri Bilge Ceylan'ın kazandığı ödüller oluyor. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çekim mekanı Yenice İlçesidir. Filmlerin çekim aşamalarında hep gözledim yapılanları, ilçemdeki sinema ile ilgisi olmayanların küçük ve önemli rolleri... Filmlerin konuları...Doğaçlamalar... Bana çok doğal gelsede her şey, Yenice dışındaki insanlara farklı duygular yaşattı. Bilge ile uzun yıllardan beri tanışan birisi olarak, O'nun sıradışılığı ve sanat anlayışı her zaman bizi mutlu etmiştir. Bizi üzen tek şey filmlerinde rol alan iki arkadaşımızın aramızdan erken ayrılmasıdır. M.Emin Toprak bir kazada, öğretmen Latif Altıntaş kalp krizinden çekip gittiler. Erken gidişleri bizi üzse de, Türk sineması adına bizlere çok şeyler bıraktılar. Tekrar hatırladım yazınızla o günleri. Teşekkürler. selamlar.

Ş ODABAŞI 
 07.02.2011 23:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 223
Toplam yorum
: 54
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1063
Kayıt tarihi
: 12.01.11
 
 

İzmir’de doğdu. Viyana Tıp fakültesini bitirip doktor ünvanını aldıktan sonra Genel Cerrahi ihtis..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster