Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
169
 

Nutukla olursa, eyvallah…

Nutukla olursa, eyvallah…
 

Günlerden beri DTP’nin teşvikiyle doğu illerimizde yaşanan olayları, istemediğimiz ve doğru bulmadığımız halde televizyon kanlarlından evire çevire izliyoruz.

Polisi taşlayan çocuklar ile, esnafa zarar veren, Molotof kokteyli atan yüzü maskelileri gençler, söz konusu illerde “Devlete karşı ayaklanma” provası yapıyorlar.

Elbette bu olaylar yeni değil. İkibinli yılların başında kesilen olaylar, yeniden ve giderek de azarak devam etme eyilimi içine girdi.

Eğer “Neden” diye bir soru soracaksanız, benim cevabım elbette hükümetin o tarihlerden sonra olaya hala “Kürt sorunu” olarak bakması, böyle tanımlaması, seçmene sempatik görünmek için söylediği sözler olarak kestirmeden cevap verebilirim.

Bu cevap, aslında çok yüzeysel bir cevap olur, ama buradan başlamak gerekir.

Elbette sadece “Söylemlerin” getirdiği bir sonuç değil. İşin arkasında daha derin olayların olduğu da bir gerçek. Hem içerideki ayrımcılar, bölücüler böyle olmasını istiyor, hem de dış güçlerin planlarının yürümesi için bu olaylar gerekli.

Diğer taraftan Türkiye, Avrupa Birliğine girme süreci içinde verdiği tavizler ile de bu noktaya gelindiği ortada.

Bir taraftan “Özgürlük” ve “İnsan hakları” derken, diğer tarafta bir takım insanlar, toplumun “özgürlüklerini” ve “haklarını” tehdit ediyorlar.

Taşlarla, sopalarla, molotof kokteyli saldırılarla…

Olmadı, askerlerimize karşı yaptıkları saldırlar ile…

Bugüne kadar AKP iktidarı, bunlara “İktidarda kalabilme” kaygısı ile gerekli önlemleri almadı, alamadı.

En azından ben böyle düşünüyorum…

Ne var ki Başbakan, Tunceli’de olaylar sonrası halka karşı yaptığı konuşmada şöyle söylüyor…

<ı>“Gerilim isteyenlerin üretim, demokrasi, özgürlükler diye bir derdi yok. Halkı hükümete karşı ayaklanmaya davet etmek, barışa katkı değil... Çer çöpü ateşe vererek, masum çocukları sokaklara salarak güç gösterisi yaptığını sananlar büyük bir cehalet ve gaflet içerisindedir”<ı>

Bu söz, elbette doğru bir söz…

Ancak çok geç kalmadınız mı?...

Bana göre “Geç kalmış” bir ifade. Şimdiye kadar sözünü ettiğiniz “…cehalet ve gaflet içinde…” olanlara karşı etkili önemler alınmalı değil miydi?

Şimdi sorsanız Başbakan’a “Neden etkili önlemler almadınız da olaylar 2000 li yıllardan bu güne kadar artarak ve azarak geldi” deseniz…

Başbakan muhtemelen “Elhamdülillah her türlü önlemleri aldık” diyecektir, ama olayların bu günlere gelmesindeki yanlışlığı anlatmayacaktır.

Çünkü anlamamıştır… Halen de anlayabildiği kanısında değilim ben şahsen…

Olaylara sadece “ Askeri” boyutta bakmışlar, askerin sırtına yüklemişlerdir. Hem de askerin bu konuda defalarca açıklama yapmasına rağmen.

Oysa ülkemizdeki terör belasını önleme çalışmalarında dört temel ekseni var.

Birincisi elbette “Güvenlik ve savunma” ki bunu asker ve diğer silahlı kuvvet ellerinden geldiği kadar yapıyorlar…

İkincisi, olayın “ekonomik” boyutu…

Üçüncüsü “Sosyal ve kültürel” boyutu…

Dördüncüsü ise “Dış ilişkiler” boyutudur.

Ve bu dört işlemden üçünü yapacak olan da elbette “Hükümet” olması gerekir. İşte yapılmadığını iddia ettiğimiz boyutu da bunlardır. Bir başka ifade ile Hükümet, terör ve terörü meydana getiren etkenlerin ortadan kaldırılması ile ne yazık ki bugüne değin uğraşmamıştır.

Belki akılları başlarına geldi… Bilemiyorum…

Ama sadece “Söylem” noktasında kalınırsa yine de çözüm olmayacaktır.

Yani?...

Kürsüden “Nutuk” ve “Tehdit” ile bir yere varamayacağımız açık, önlemlerin alınmaya başlaması gerekir artık. Gerekirse bu ülke bir kez daha “Ayaklandırmayı bastırmayı” başaracak güçtedir.

27 EKİM 2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 873
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster