Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '08

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
452
 

O..... çocukları

O..... çocukları
 

Filmi izledim,

İlk yarısını ikinci yarısından bir umut izlerken çok keyif aldım ama ikinci yarısı yüreğimin sol yarısını sızlattı. Çünkü çok güzel bir konu üzerine inşa edilmiş bu kadar kötü mesaj veren bir filmi son yıllarda görmedim. Oyunculuk açısından bir Demet Akbağ var ki, izleyiciyi filme kulaklarından bağlıyor. Diğer oyunculara gelince, Özgül Namal’ın ve Sarp'ın vasat oyunculuklarının yanı sıra esas çocuk konusunda da kötü seçim yapıldığı gözden kaçmıyor, ama yardımcı çocuk oyuncular esas çocuğun her açığını fedakar bir şekilde kapatıyor.

Filmin genelinde Demet Akbağ herkesi kulaklarından filme bağladığı için aksayan yönler çok göze batmıyor, ancak Avrupa Yakasının çaycısının bir karakter oyuncusu olamadığı daha pişmesi gerektiği çok açık belli olmakta. Ancak filmin değişik konusu bu tür ayrıntıları da göz ardı etmemize yardımcı oluyor.

Gel gelelim filmin sakat yönüne, yani yukarıda bahsettiğim yüreğimin sol yarısını sızlatan kısmına. Baştan söyleyeyim film iki konunun kombinesi, bir siyasi yönü bir de sosyal yönü var, siyasi yönü alışılageldik konu, sosyal yönü ise bambaşka daha önce hiç görmediğiniz bilmediğiniz bir konu ve gerçekten çok etkileyici. Bence sosyal yönlü konunun üzerine başka bir konu kombine edilse belki bambaşka bir sonuç çıkabilirdi. Gelelim dananın kuyruğunun koptuğu yere, bu filmi izleyen herkes bu ülkede sol fikrin neden iktidara gelemediğini bir kere daha anlayacak. Nedenlerden biri işte bu tür sanatsal yapıtlar, ki toplum çabuk etkileniyor. Sebebine gelince, filmin sonunda bu ülkeden kaçmanın mücadelesi anlatılıyor ve özellikle çocukların kullanılması daha da acı olmuş hele o kaçılan ülkenin faşizmin öz vatanı İtalya olması başka bir ayrıntı maalesef. Hani şu bebek katilini kollayan ülke ve aynı zamanda geçmişimizde ülkemiz üzerinde ne gibi planları olduğu bilinen bir ülke. Özellikle bir sahnesi var ki, final sahnesi, İtalya’ya kaçan çocukların oradaki huzurunu yansıtıyor ekranlara, bir an sizinde sinemadan çıkıp İtalya’ya koşasınız geliyor.... Bu mudur, bu ülkeyi sevmek ve bu ülkenin huzuru refahı için inandığın fikri sonuna kadar savunmak. Hele bu ideoloji sosyalizm ya da sosyal demokrasi ise... Gerçekten yüreğimin sol yanı sızladı. Sol yanının sızlaması her yanımı kapladı ve filmden çok üzülerek çıktım. Tavsiye eder misin diye sorsalar, cevabım, yüreğinizin sol tarafı dayanabilirse gidin. Eğer yüreğinizin sol tarafının sızlama ihtimali yoksa çok keyif alabileceğiniz bir film.
Kaçmadan ve kaçışı özendirmeden ne olursa olsun burada bu ülkenin refahı için mücade etmenin temennisiyle, Sağlıcakla...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında ben bu açıdan düşünmemiştim. Yani ülkeden kaçma konusunda. Ancak o durumdaki birinin yapmak zorunda olduğu birşeydi. Kaçma şansı orasıydı, evet ilke ve ülkülerin çok önemli olabilir ama kendi canın ve en önemlisi çocuğunun canı söz konusuysa kaçınılmaz. Ama İtalya'daki mutluluk ve huzur sahnesinde haklısınız. Teşekkürler...

ismail 
 05.06.2008 20:21
Cevap :
katkınız için teşekkür ederim  08.06.2008 14:14
 

filmi izledim ve sol yanım acıdı sen gibi.. esen kal..

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 02.06.2008 14:05
Cevap :
sol yanlarımızı acıtanlara inat biz yüreğimizde yaşatalım, çünkü bugünlerde sol yanımızın hiç durmadan atması lazım, bu nedenle sizide sol yanında yüreği atanlar arasında kabul ederek, sol yanımsın sen benim demek istiyorum:)sağlıcakla  02.06.2008 14:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 681
Kayıt tarihi
: 15.05.08
 
 

İnsanları iyi analiz eden, yazmayı okumayı ve gezmeyi seven 32 yaşında İstanbul' da yaşayan bir insa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster