Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '13

 
Kategori
Magazin
Okunma Sayısı
3537
 

O ben olabilirdim ama Hülya Avşar ben değil- Ayşe Paşalı hiç değil

O ben olabilirdim ama Hülya Avşar ben değil- Ayşe Paşalı hiç değil
 

Kadına şiddetin yüzü olmak Hülya Avşar’a mı kaldı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın himayesinde KÜLT Derneği’nin de destek verdiği proje kapsamında, birbirinden ünlü 8 kadın sanatçı bir araya geldi ve uğradıkları şiddet sonucu hayatını kaybeden kadınlarla empati kurarak “O ben olabilirdim” dedi.

Kimler hangi kadınları temsil etti ve “O ben olabilirdim” dedi.

Burcu Esmersoy - Şefika Etik  

Şefika Etik;  2 çocuk annesi, 35 yaşında. Manisa’da kendisini sürekli döven eşinden boşanmak için dava açıp sığınma evine yerleşmiş, ancak eşinin “yeniden konuşup anlaşalım” isteği üzerine evine dönmüş. Banyoda eşi tarafından sırtından bıçaklanarak öldürülmüştür. Eşi İbrahim Etik, ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılanıyor.

Nur Fettahoğlu - Gülşah Sarcan

Gülşah Sarcan. 25 yaşında. Eski eşi Sinan Seven tarafından bıçaklanarak öldürülmüş TEM otoyoluna atılmıştır. Suçu; “ Barışmak istedim, kabul etmeyince öldürdüm”.

Songül Öden - Mehtap Civelek

Mehtap Civelek. 25 yaşında 1 çocuk annesi. Kocaeli’nin Gebze ilçesinde şiddetli geçimsizlik ve gördüğü şiddet nedeniyle boşanma davası açmış 6 aydır kendisini öldüreceği tehdidinde bulunduğunu belirterek polise şikayetçi olduğu eşi Volkan Civelek tarafından tabanca ile öldürülmüştür.

 Volkan Civelek önce Mehtap Civelek’in ağabeyi İbrahim Bülbül’ü arayarak “ Dilovası’ndaki ormanlık alandan arıyorum. Gel kardeşinin cesedini al” demiş ardından, çağrılı sistemle koruma altındaki eşini ağır yaralı olarak özel bir hastanenin önüne bırakıp, görevlilere “ ceset var” diyerek kaçmıştır.

Dolunay Soysert - Meral Tahta

Meral Tahta. Sevgilisi Mustafa Konuk tarafından 4 gün boyunca aç susuz bırakılmış ve dövülerek işkence edildikten sonra bir otobüs durağına atılmıştır. Ölümüne neden olan sevgilisi 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

Meltem Cumbul - Ceylan Soysal   

Ceylan Soysal. 21 yaşında. Evden kaçtı diye aile meclisi kararıyla Şanlıurfa’da amcası tarafından odasında diz çöktürülüp 3 kurşunla öldürülmüştür. Babası, can çekişen kızına yardım etmediğini açıkça söylemiş, kapıyı kilitleyip can çekişen kızının ölmesini beklemiştir. İfadesinde “ Ceylan kanlar içinde yatıyordu. Elim kana bulaşmasın, iz çıkar. Kim vurduysa ona kalsın.”diyerek yaralı kızıma dokunmadım.”Avukatı da “ ölenin yaşantısı bellidir” demiştir.  Mahkeme hepsine iyi halden indirim yapmıştır.” Annesi de ifadesinde, “Ambulans çağırma ihtiyacı duymadık” demiştir.

Ezgi Mola - Selma Civek

Selma Civek; İzmir’in Dikili İlçesi’nde, şiddet gördüğü için boşanmak istediği eşi Hüseyin Civek tarafından 22 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştür. Selma Civek’in çocukları, annelerinin hayatını kaybetmesine rağmen boşanma davasının devam etmesini sağladılar.

Bergüzar Korel - Melek Karaaslan

Melek Karaaslan; 24 yaşında. Ağrı’nın Hamur ilçesinde eşi ve onun ailesi tarafından şiddet gördüğü iddiasıyla Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alınmış ancak hayatını kaybetmiştir.

Hülya Avşar - Ayşe Paşalı

Kocası tarafından öldüresiye dövülüp defalarca tecavüz edilmiş, şikayeti üzerine tutuklanan koca “pişmanım” dediği için tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış. Boşanmışlar. Eski koca ölüm tehditlerine devam etmiş. Ayşe savcılığa suç duyurusunda bulunmuş, kimsenin umurunda olmamış. Koruma talep etmiş, “boşandıkları için” reddedilmiş. Sonrası malum. Ayşe planlanarak öldürüldü.

Onların öyküleri böyle. Ayşe Paşalı, Melek Karaaslan, Şefika Etik, Meral Tahta, Ceylan Soysal, Mehtap Civelek… Kimi kurşunla, kimi bıçakla, kimi de çocuklarının gözleri önünde boğazı kesilerek katledildi. Şimdilerde hayatını kaybeden bu kadınlar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın himayesine Zeytinburnu Belediyesi’ne ait Aile Kadın Destekleme ve Engelliler Merkezi çatısı altında hayata geçirdiği 8 Mart 8 Kadın projesiyle ünlü isimlerde yeniden can buluyor. Sekiz ünlü kadın, özel makyaj ve kostümlerle öldürülen sekiz kadının yerine geçiyor.

Fotoğraf sanatçısı Mehmet Turgut ve Yönetmen Emrah Gültekin’in prodüksiyonu ile ünlüler, şiddet mağduru kadınlarla empati kurarak onların hayatlarının son anlarındaki medyaya yansımış fotoğraf karelerindeki halleri gibi görünmeye çalıştı. Her sanatçı, yerine geçtiği kadın sanki hayattaymış gibi onun duygularını anlatan bir de mektup yazdı.

Yazılan bu mektuplar video çekimi sırasında da kayda alınarak kamu spotu oluşturuldu. “Uyanmak için ölümü bekleme, sevginin yerini şiddet almasın” sloganıyla oluşturulan kamu spotları hafta içinde tüm kanallarda yayımlanmaya başladı. Mektuplarsa 7 Mart ‘ta Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirilecek olan “8 Mart 8 Kadın” gecesinde paylaşılacak. Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın’ın ev sahipliğinde yapılacak olan toplantıya Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ve projede yer alan sanatçılar katılacak.

Buraya kadar her şey güzel ben zaten bu aktiviteyi tanıtmak değil itiraz etmek için yazdım bu yazıyı.

Çünkü 8 ünlü isimden biri olan Hülya Avşar bu projede olabilecek en son isimlerden biri. Hatta isim bile değil. Hele de Ayşe Paşalı gibi ülkemizde kadın cinayetlerinin simge ismi haline gelmiş birini canlandırması akıl alır bir durum değil.

Neden mi?

Hülya Avşar “Kadınlar bazen kaşınıyor, akıllı kadın dayak yemez” diyerek marjinal olmak ya da dikkat çekmek adına kadına şiddeti mazur gören biridir. Aynı zamanda kadının metalaşmasında ki baş aktörlerden biridir.

Böyle bir kadının bu etkinliğin yüzü olması kimin aklına gelmiş, kim tarafından kendisine bu teklif götürülmüştür bilmiyorum ama bu söylemlerin ardından Ayşe Paşalı ile empati kuran şahısın yaptığı düpedüz iki yüzlülüktür.

Şimdi soruyorum Ayşe Paşalı aptal mıydı? “ Ayşe Paşalı’nın gözleri hala hatıralardan silinmeyecek kadar taze iken sormak lazım! Eşinden gördüğü şiddet nedeniyle hayatını kaybeden ve Hülya Avşar’ın özel makyajla yerine geçtiği Ayşe Paşalı kaşınmış mıydı? Ya da aptal mıydı?

Geçtiğimiz günlerde katıldığı bir kermes çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hülya Avşar, elde edilen gelirin “Aile İçi Şiddete Son” kampanyasına aktarılacağını belirtmiş kadına şiddet konusunda ise konuşmuştu. Neler konuştuğunu tekrar hatırlatalım, hatırlayalım.

“Sadece erkekler dövüyor diye bir şey yok, kadınlar dayak yiyor gibi geliyor bana. Kadının kaşınanı var, kaşınmayanı var, haksız yere dayak yiyeni var. Dayak konusunda bazı kadınlar hafif kaşınıyor. Adamı tahrik ediyorlar. Akıllı kadın dayak yemez”

Bu sözleri söyleyen bir kadını şiddeti savunan bir kadını kalkıp böylesi bir olayın yüzü yapıyorsanız bunu yapanların da samimiyetinden şüphe duyarım.

Üstelik o kermeste kadını iç çamaşırlarıyla birleştirmişti yani yine kadını aşağılamıştı.

Böyle bir kadının hiçbir kadın sorununu temsil etmesini zaten doğru bulmuyorum kadınlığın yüz karası bir kimlikle popülist kimliğin yakıştırmalarıyla ünlü olmuş yaptığı işin ne olduğu bile beli olmayan bu kişi mi kadın haklarını savunacak?

Üstelik bu kadın bu güne kadar, kadının cinsel bir meta olarak değer bulması ve para getiren bir nesne haline gelmesi için erkekliği her türlü yöntem ve araçla alabildiğine kışkırtarak, kadının cinselliğine talebi fazlasıyla arttırmış zihniyete hizmet etmişken.

Kadını her gün biraz daha maddeleştiren zihniyete hizmet eden bu kadına pirim veren zihniyete birde Bakanlığın katılması açıkçası beni çok üzmüştür.

Ayrıca empati, o kadınların gördüğü şiddetle yer değiştiren ünlülerin kadın olması ile olmaz erkek olması doğru olandı. Yani empatiyi kurması gereken erkekler olmalıydı. Bu anlamda da projeyi samimi bulmuyorum. Hülya Avşar'ı seçmelerini samimi bulmadığım gibi.

Ayşe Paşalı’nın ailesinin tepkisizliği de beni üzdü. Ayşe Paşalı’nın ailesi en azından buna karşı duruş sergileye bilirdi. Belki de tepki verdiler ama tepkilerini duyuramadılar.

Henüz zaman varken kadınlarımızın Aile Bakanlığı’na Avşar isminin çıkarılması için tepkilerini vermesini bekliyor, diliyorum. En azından bu sefer yerinde bir adım atmalı kadını bile temsil edemeyecek bir kişinin şiddet gibi canımızı en çok yakan şeyi savunurken orda olmasına izin vermemelidir diye düşünüyorum.

Yani biz kadınlar en azından kendi adıma ben “ O ben olabilirdim ama Hülya Avşar ben değil- Ayşe Paşalı hiç değil! diyorum. Ya siz?...

oyatekin@gmail.com                

https://twitter.com/#!/oyatekin (@oyatekin)

http://yurthaber.mynet.com/yazarlar/tum/1/o.tekin35

OYA TEKİN / MEDYABEY.COM

Not: Burada yazılan tüm yazılarım elektronik imza ve zaman damgası güvencesi altında yasal hakları korunmaktadır. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilmeksizin izin alınmadan kullanılamaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ÖBÜRLERİNİ BİLMİYORUM AMA SON AFLA AYŞE PAŞALI'NIN KOCASI SERBEST KALDI..KİMSE BUNDAN BAHSETMİYOR..

Uzel Ispir 
 09.03.2013 17:23
 

Anlatımınız Hülya Avşara kadara iyidi .Benim de anlamadığım sizin Hülya Avşar ile derdiniz..Sonuçta bana ve benim gibi düşünenlere göre çok şeyler başarmış biri. Kadını meta gibi mi göstermiş kadın zaten meta olarak görülüyor. O da kullanabiliyorsa bunu ne ala. Zeki olmak ayrı akıllı olmak ayrıdır. Kadın zeki ve akıllı olmalı ama ne yazıkki hepimizde ikisi bir arada bu yok.Keşke herkes Hülya Avşar gibi akıllı olabilseydi..Çokta haksız sayılmaz ki gerçekten insanı deli eden kadınlar da var. Bunları da yok sayamayız. Nasıl ki erkeğin karaktersizi rezili vs... var ise kadınında var sonuçta biz İNSANIZ... Selamlarımla.

Tülay EKER 
 06.03.2013 12:39
 

...Ben kendisinin pek mutlu olduğunu sanmıyorum...Merhaba Oya Hanım; Yaptığı işleri ciddiye alıyor mu bilemiyorum. Adını koyamadığım bir davranış biçimi sergiliyor. Denge kurmak ve dengede kalmakta zorluk çekiyor gibi...Bunun dışında projeye de ısınamadım. Olumsuz üstünkörü yapmacık yani kısacası olmamış. Unutun gitsin yada MB de biz bir proje yapalım da görsünler ne dersiniz? Sevgiler selamlar

Alev Meisel 
 06.03.2013 1:03
Cevap :
Merhaba Alev Hanım. Yazarken kendimi zor tuttum o ismi gördüğümde adı konulamayan şeyler hissediyorum. Projeye gelince haklısınız olmamış üstün körü yaptım oldu denilenlerden. Bugün Yurt Haberde de kadınlar günü ile alakalı bir yazı yazdım. Emekçi Kadınlar günü ne zaman yas olmaktan çıktı diye. Sanırım bizim artık birşeyler yapma zamanımız. Peki öneriniz?  06.03.2013 1:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 295
Toplam yorum
: 561
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 3629
Kayıt tarihi
: 01.10.06
 
 

Milliyet Bloğa nasıl geldim ve nasıl yerimi aldım bilmiyorum. Sanırım uzun yıllar okuduğum bölüml..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster