Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ağustos '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
797
 

O bir medyumdu...

Karşımda oturan çok değer verdiğim ağabeyimiz gözleri uzaklara dalarak; “O bir medyumdu. Eğer bu dünyada yaşayan bir insan olarak bilebilir miydi, bu günleri ve olacakları? Başka türlü nasıl açıklanabilir? Uygun sözcükleri bulmakta güçlük çekiyorum.”

Benim kulaklarımda bir melodi, Ruhi Su’nun davudi sesinden:

“Ankara'nın Taşına Bak

Ankara'nın taşına bak
Gözlerimin yaşına bak
Biz düşmanı esir ettik
Şu feleğin işine bak
Pek şanlıyız

Ankara'nın taştır yolu
Her tarafı asker dolu
Artık yetiş Kemal Paşa
Kan ağlıyor Anadolu
Pek şanlıyız

Ankara'da şanlı ordu
Her tarafa çadır kurdu
Türk ordusu karşısında
Zalim düşman kaçıyordu

Ankara'dan uçan kuşlar
Aydın yaylasında kışlar
Düşman bize teslim oldu
Kolu nişanlı çavuşlar
Pek şanlıyız”

Birden türküye başlıyorum.Masanın çevresindeki herkes bana katılıyor.

“Tamam bulduk bundan sonra bu türküyü söyleyeceğiz. Ve şöyle diyeceğiz;

“Ankara’nın taşına bak

Gözlerimin yaşına bak

Uyan uyan Gazi paşa

Şu feleğin işine bak”

Dedik ama ‘Pek şanlıyız’ diyebilecek miyiz?”

Yine içimize karamsarlık çöktü.

Yan tarafta ki melisa rüzgarla en güzel kokularını bize doğru üfürüyordu.

Süpürge çiçeği esintinin dalgalanışına uymuş nazlı nazlı bir o yana bir bu yana sallanıyordu.

Ben “Medyum değil, ufkun ötesini görüyordu. Oysa biz ufku değil ayağımızı bastığımız toprağı bile göremiyoruz. Görseydik satar mıydık vatan topraklarını?

İçim acıyor yapılanları gördükçe.

Fabrikalarımız, ulusal değerlerimiz yabancılara satılıyor. “Babalar gibi satarım” denilerek. Dedelerimizin kanıyla aldığımız topraklarımız, çocuklarımızın geleceği satılıyor...

Biz güneşe doğru giden çiçekleri ,ağaçları görmezden geliyoruz.

Memura %2 zam vereceklermiş. İşsiz insanımız gün geçtikçe çoğalıyor.

Eğitimli işsizlerimizin sayısının artışı oranında üniversitede okumak için kurslara dünyalar kadar para yatıran gençlerimiz güneşi göremiyorlar. Yağmurun sesini dinleyemiyorlar, gökyüzünü göremedikleri gibi, bastıkları toprağı bile göremiyorlar.

Ve biz denize donuyla girenleri, Bülent Ersoy’un yasağının kaldırılması için Deniz Baykal’la görüştüğünü, Hülya Avşar’ı yine kocasının aldattığını, Sibel Can’ın tangasını, kocasından ayrılıp ayrılmayacağını, Mehmet Ali Erbil’in evliliklerini, şovunda pantalon indirdiğini, televoleleri, Pazar Keyiflerini izler, konuşur dururuz.

Maganda kurşunu ile giden genç canlar, kaçak kuran kurslarına gazete ilanıyla öğrenci aranması, ülkeyi yıllarca yönetmiş ve bu kritik günlere gelmemizde baş rolü oynayanlar bile dehşet içindeyken, Kültür Bakanı’nın görevden aldığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin’in neden görevden alındığını soran gazetecilere, Müsteşar Mustafa İsen “Devlet Tiyatroları benzeri bir kuruluş, Dünyanın neresinde, hangi ülkesinde var? Bakanın tasarrufu” derken, ülkemizin sahnesinde, sahneye konulan oyunları fark bile etmiyoruz.

Kulaklarımda Ruhi Su’nun sesi, dilimde:

Ankara'nın taştır yolu
Her tarafı asker dolu
Artık yetiş Kemal Paşa
Kan ağlıyor Anadolu
Pek şanlıyız

Pek Şanlıyız demeli miyiz? Bu nasıl şanlılıksa...

Ormanlarımız yanıyor. İçimiz kan ağlıyor.

Nefeslerimiz kesiliyor ve biz çok şanlıyız…

Gazetelerde bir haber ve biz pek şanlıyız...

AB ye giriş için sözlü yoklamaları bitirdik, yazılısından da geçtik . Ama bir türlü esas kız olamadık. Chirac’la Merkel de Avrupa Medyasına Türkiye karşıtı açıklamalar yapıyorlarmış biz içerde Avrupalılara toprak satıyoruz. Almasalar ne yazar, yan komşum olacaklar ya...

Ankara'da şanlı ordu
Her tarafa çadır kurdu
Türk ordusu karşısında
Zalim düşman kaçıyordu

Ben türküyü söylemeye devam ediyorum...

Ve türkü devam ediyor;

Ankara'dan uçan kuşlar
Aydın yaylasında kışlar
Düşman bize teslim oldu
Kolu nişanlı çavuşlar
Pek şanlıyız”

Bu türkü beynimden silinmeyecek, dilimden düşmeyecek...

O bir medyum değildi, onun beyin gözü geleceği görüyordu...

Türkiye’nin AB sürecinde devlet kurumlarındaki Atatürk resimlerinin indirilmesini isteyen Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkan Yardımcısı Andrew Duff için ne diyeceğiz? Salt kınamakla mı yetineceğiz?

O ise bu günleri taa o günden görmüştü.

Annem “Onun gözleri ışığı delerdi, hep ileri bakardı. Sakın onun gözlerini geleceği gören gözlerini unutma “ derdi. Anlayamazdım...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 222
Toplam yorum
: 475
Toplam mesaj
: 117
Ort. okunma sayısı
: 1325
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Matematik öğretmeniyim. Liselerde okutulan MEB Talim Terbiye Kurulundan onaylı matematik ders kit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster