Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ALİ GALİP AKYILDIRIM

http://blog.milliyet.com.tr/aligalip

28 Aralık '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1698
 

O çok istediğin “Kürdistan”ı kurdurmayacağız, bu vatanı böldürmeyeceğiz!

O çok istediğin “Kürdistan”ı kurdurmayacağız, bu vatanı böldürmeyeceğiz!
 

Hepimiz iyi bilmekteyiz ki, devletimizin bugün vereceği en ufak bir tavizin bedeli Misak-ı Milli sınırlarının değiştirilmesi olacaktır. Bu da toprak kaybıdır. Bu da bölünmek demektir.


Bu ülke Türk’ü ile Kürt’ü ile ve de hepimizin bildiği vatandaşlarımızla kuruldu.

Çok canlar verildi, bir arada özgür bir vatanda beraber yaşayalım diye.

Çanakkale, Sakarya, Dumlupınar, İnönü, Afyonkarahisar, Şark Cephesi, Garp Cephesi buna şahittir.

Bu vatan, birileri gelip “ruhla bedeni” bir birinden ayırsın diye kurulmadı. Ruhla beden canla başla uyum içerisinde olsunlar diye kuruldu.

35 yıldır bu kanlı, bu çirkin bölünme sevdası uğruna çok canlar verdik.

Vermeye de devam ediyoruz.

HDP Genel Başkanı tam gaz bölünmüş yolda ilerlemek istiyor.

“”Türkiye’nin bölünmesi tartışılsın” diyenlerle toplantılar yapıyor, “Özyönetim” kararı alıyor ve Türkiye Cumhuriyeti Devletine 11 maddelik “Özerklik” bildirisi sunuyor. “Biz böyle istiyoruz” diyerek isteklerini sıralıyorlar.

Bu millet, siz Türkiye partisi olasınız diye size 80 milletvekili verdi. “Meclise gelin adam gibi siyaset yapın, vatandaşlarla ilgili sorunları meclis çatısı altında çözün” mesajını verdi.

Siz ne yaptınız? Meclis yerine “Kandil’i tercih ettiniz. Mecliste politika üretmek yerine “dağ adamı” politikalarının peşinden gittiniz.

Artık bu saatten sonra şunu kabul edin ki; HDP bundan böyle Türkiye'nin partisi değildir. HDP bütün Kürtler ‘in partisi falanda değildir. HDP ateşin üzerine benzinle giden “Kandil ”in partisidir.

Kürt halkının büyük çoğunluğunun bağımsızlık istemediğini, bu vatanda birlikte kalmak istediklerini, sorunlarının demokratik yollarla çözülmesini istediklerini Eş Başkan ve partisi bir türlü görmedi. Gördüyse de kabullenemedi.  

Şimdi kazdığın hendeklere güvenerek "Kürdistan kurulacak, ülkeyi böleceğiz” diyorsun.

Bu durumda, bunların asıl dertlerinin kardeşçe bu ülkede beraber yaşamak istemediklerini anlamaktayız.

Hiçbir devlet, birileri “devletçilik” oynamak istiyor diye o isteyenlere karşı sessiz kalmaz. Göz yummaz. Hendek kazdırmaz.

Bu Ülke insanlarının yüzde 95’lerinin bölünmeye karşı olduğunu bilen devlet bölmek isteyenleri kazdıkları hendekte boğar. Boğmazsa, o yüzde 95, 35 yıldır verilen canların hesabını devletinden sorar.

Bunun için bizler Türk ve Kürtler olarak bu devleti böldürmeyeceğiz ve emperyalist güçlerin maşalığını yaparak düşlediğin “Kürdistan”ı kurdurmayacağız.

“Ne olacak canım, verelim kurtulalım” diye düşünen Türk vatandaşlarında kendilerine çeki düzen vermesi gerekmektedir. Hiç kimse babasının toprağını birilerine hibe etmiyor. Söz konusu Türkiye Cumhuriyeti devletinin topraklarıdır.

Osmanlı döneminde de 14 Kürt İsyanı çıkmış ve bastırılmıştır.

Cumhuriyetin ilanından 1938’e kadar da 17 Kürt ayaklanması çıkmış ve bastırılmıştır. Bu ayaklanmalar tarih sırasına göre şöyledir:

1. Nasturi (1924), 2. Şeyh Sait (1925), 3. Raçkıtan ve Raman (1925),

 4. Sason (1925), 5. Ağrı (1926), 6. Koçuşağı (1926), 7. Mutki (1927),

8. İkinci Ağrı (1927), 9. Bicar (1927), 10. Asi Resul (1929), 11. Tendürük (1929), 12. Savur (1930), 13. Zeylan (1930), 14. Oramar (1930), 15. Üçüncü Ağrı (1930),

16. Pülümür (1930),17. Dersim (1937-1938).

Bu ayaklanmalara 20 binden fazla silahlı isyancı katıldı. İsyanlar; Ağrı, Tunceli, Bingöl, Diyarbakır, Siirt, Şırnak ve Hakkâri ve çevrelerinde geliştiğini ve sonuçlarını hepimiz iyi bilmekteyiz.

Geçmişte olduğu gibi bu günde, Kürtlük, aşiret düzeniyle kendini var etmektedir. Kürt isyanların tamamı bu düzenin kaymağını yiyen ağa, bey ve şeyhlerin önderliğinde çıkmıştır. Bu günde, bazı yerel siyasetçiler, Milletvekilleri, bazı yazarlar, bazı gazeteciler ve bazı ajanlar tarafından çıkarılmaktadır.

Bu isyanların hiç birisine ulusal isyanlar diyemeyiz.  Çünkü ulusal isyanlar, hem gerici derebeylik sistemiyle mücadele eder, hem de emperyalizme karşı kendini ifade eder. Bu bakımdan Türk Ulusal Kurtuluş hareketi ve Türk Devrimi tam anlamıyla ulusal bir harekettir.

Kürt isyanlarının geçmişten günümüze İngilizlerin, Fransızların ve Ermenilerin desteği ve hatta bizzat onlar tarafından organize edilmesi düşündürücüdür. Bölünmek isteyen Kürtler bunlar tarafından her zaman kullanılmışlardır.  Çoğunlukta olan be bu ülkenin eşit vatandaşı Kürtler bölünme fikrini ve eylemini asla kabul etmemişlerdir.

Cumhuriyet tarihine baktığımızda bu isyanların nasıl çözüldüğünü görmekteyiz. Atatürk’ün isyanlara karşı tutunduğu tavrı eleştirenler bugün aynı isyanların, aynı şekilde bastırılacağını gördüler ve uygulamaktadırlar.

Hepimiz iyi bilmekteyiz ki, devletimizin bugün vereceği en ufak bir tavizin bedeli Misak-ı Milli sınırlarının değiştirilmesi olacaktır.

Bu da toprak kaybıdır. Bu da bölünmek demektir.

Bu da olmayacağına göre, Kürdistan’ı kurdurmayacağız, vatanı böldürmeyeceğiz!

Ali Galip AKYILDIRIM

Eğitimci/Yazar

E Ruhi YALÇIN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 264
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 337
Kayıt tarihi
: 28.07.14
 
 

1959'da doğdu. Sınıf Öğretmenliği okudu.1979'da Öğretmenlik görevine başladı. Hayatın; okumak, ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster