Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
1022
 

O dikenli otlar...

O dikenli otlar...
 

Çok soru soruyordum. Çünkü tam soru sorma çağımdaydım. Bazen saçma, bazen gereksiz, bazen de cevabı için bir ömür harcanması gereken sorular... Hep şöyle diyordu: "Meraklanma, hayat öğretir." Beklemeye tahammülü olur mu cevabı arayanın? Benim de yoktu. Ve "hayat öğretir" cümlesinden hiç hazzetmiyordum. Çünkü, hala çocuktum.

İnsan büyüdüğünde, cevapları verebilecek biri olduğu düşünülecek kadar büyüdüğünde, "hayat öğretir." cümlesinin bir baştan savma aracı değil, anlamış ve öğrenmiş birinin tüm kalbiyle söylediği bir cümle olduğunu anlıyor.

Bugün sorularımın pek çoğu yanıtlarını buldu. Ya benden önce öğrenenler cevapladı ya da hayat öğretti. Yeni sorular edindim, yeni cevap arayışlarına girdim, sorularımı cevaplayacak yeni insanlarla tanıştım. Ama tüm bunların içinde hangi soruların yanıtlarının ancak ve ancak hayat tarafından verilebileceğini öğrendim. Galiba öğrendiklerim içinde en önemlisi de buydu.

Mesela içimizde yetişen o dikenli otu bu yolla tanıdım. Bir zamanlar ben büyürken, sırf insan olduğum için, sırf bir ruhum olduğu için içime atılmış olan o tohumun ben büyüdükçe ve yaralandıkça nasıl serpilip geliştiğini, hangi durumlarda içime, ciğerlerime battığını, hangi zamanlarda ve nasıl onu kesip budamam gerektiğini öğrendim.

Hayatın öğrettiği en önemli şeylerden biriydi bu da. O zehirli otu tanımak için hayatın içinde uzun bir süre yürümek, yollarda taşlara takılıp sendelemek, bazen düşmek, düştüğünde şaşkınca yerde bir süre kalmak, sonra ani bir kararla yeniden devam etmek, bazen geri dönüp ardında bıraktıklarını çözmek, bazen kendi hızına inanamadan yürümek, bazen durup soluklanmak gerekiyordu.

Tüm bunların içinde usul usul tanıyordun onu. Seni derinden sarsan bir cümlenin, o ot üzerinde gübre etkisi yaptığını öğreniyordun mesela. O ot büyüyor büyüyor büyüyordu ve ciğerlerini yakıyordu. Sonra hangi makasın onu budayacağını öğreniyordun. Usul usul acın diniyordu sen dalları kestikçe. İçine dolan kan kuruyup izler bırakıyordu. Ve sen, o izleri bir harita gibi kullanıp nelerden ve kimlerden uzak durman gerektiğini, nerede nasıl davranman gerektiğini anlıyordun. Ve tüm bunları, sırf insan olduğun için içinde büyüyen o acı ot öğretiyordu sana.

Başlarda, o ota savaşılması gereken bir düşmanmış gibi yaklaşıyordun. Ama zaman geçip de hayat sana daha çok perdesini açtığında aslında onun hayatın sana sunduğu bir pusula olduğunu kavrıyordun. Yönünü buluyordun onunla. Bu da hayatın öğrettiği şeylerden biriydi.

Çünkü, bazen düşman sandıklarımız aslında bize sunulmuş bir pusula, haritaydılar. Hayat ani bir kararla, belki de senin artık büyüdüğüne kanaat getirdiğinde, sana bu büyük sırrını açıveriyordu. O zaman dünyada hiç bişey gözüne düşman gibi görünmüyordu. Herşey ve herkes öğretmene dönüşüyordu.

Bundan sonra başka oluyordu adımların. Büyük soruların cevaplanıyordu. Kucağında çözümleneceğinden emin olduğun sorular kalıyordu çünkü yolu öğrenmiş oluyordun. Zaman gelip geçiyor küçük çocuklar yollarını kesiyor ve kolundan çekip cevabı için bir ömür harcanması gereken sorular soruyorlardı sana. Ve sen gülümseyerek şöyle diyordun:

"Hayat öğretir."

Fotoğraf: http://www.deviantart.com/print/1864008/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

evet hayat öğretir. çünkü hayat:yenilgilerden ve yanılgılardan öte bir şey değil..

Doğan Durgun 
 20.02.2008 1:33
Cevap :
Çok doğru... Yenilgi ve yanılgılardan öte birşey değil... Saygımla size...  20.02.2008 10:35
 

Bir yola çıkıyoruz önce ürkek hatta korkağız, nereye gideceğimizi, ne yapacağımızı bilmiyoruz , sorup duruyoruz ; anlamak için , yol ,iz bulmak için yol boyu önümüzden gidenleri ve kimi yorgun kimi dingin bir yaşanmışlıkla geri dönenleri görüyoruz. Tam bir şeyler soracağız ya da söyleyeceğiz, kocaman gülümseyerek 'hayat öğretir sen yoluna devam et' dediklerini duyuyoruz. Zaten onlar söylese de o gün anlayabilecek noktada olmadığımızı bir gün gelip keşfediyoruz. Çünkü yaşayarak en güzel öğreniyoruz. Sevgilerimi iletiyorum .

nilgun 
 18.02.2008 22:45
Cevap :
Belki de bu en iyi ve en doğru öğrenme biçimidir... Sevgimle...  18.02.2008 22:48
 

"Edebi, edepsizlerden öğrendim" diyor bir yazar bir kitapta. Ve Üstad "düşmanın sen benim ifadem ve hızımsın, gündüz geceye muhtaç, sen de bana lazımsın" diyor. İnsanın korkularının olması, Onun cesaretsiz olduğu anlamına gelmez, korkuları olan insan, sorumluluklarını hatırında tutan insandır. cesaret ise bu korkuları yerli yerinde muhafaza etmek için kullanılır. Korkular (sorumluluktan kaynaklanan endişelerdir, asla korkaklık değil) kişinin otokonrolünü diri tutmasını sağlar. İş bu nedenden dolayı, içimizde büyüttüğümüz, yeri geldikçe ciğerimize saplandığını hissettiğimiz o diken, hayatın zulüm bakan tarafında yer alanlara karşı uyanık olmamız için bizi diri tutmaktadır. zira insan acıyı hissettiği anda bütün hücreleriyle harekete geçer. Belkide o diken sayesinde olgunluk tanımıyla tanışıyoruz. Ne dersin! sevgim ve saygımla dostum.

Yücel! 
 14.02.2008 16:05
Cevap :
İnsanın en büyük gücü, yaşamdaki olumsuzları kendisine yeni bir ruh, enerji katmak için kullanmasıdır bence. Zaten yaşam da ancak bu yolla öğretiyor insana. Soru: Acılardan geçen hayatlar mı olgundur yoksa ömür boyu mutluluk ve huzur içinde yaşamış olanlar mı? O dikenli ot bize lazım dostum. Gözlerimizi açık tutmak, anlamak ve hayatın olduğu gibi kucaklayabilmek için lazım. Sevgimle saygımle ve her zaman dostluğumla...  14.02.2008 16:18
 

tek kelımeyle mukemmelsınız.bu zor gunlerımde bana ılac gıbı geldı... :)tesekkurler

ergin yerkovan 
 14.02.2008 15:59
Cevap :
Buna o kadar mutlu oldum ki size anlatamam. Birine zor zamanında ilaç olmak... Dilerim zor günlerinizi en kısa zamanda atlatırsınız ve çok ama çok mutlu bir hayatınız olur. Saygı ve en içten iyi dileklerimle size...  14.02.2008 17:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1065
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster