Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
729
 

O'nun hikayesi

O'nun hikayesi
 

Hiç kimsenin olamayacağı kadar yalnız. Bu ne zamandan beri böyle, hiç bilmiyor. Yaşını belli etmeyen insanlar gibi. Hani, yüzüne bakarsınız da bir türlü kaç yaşında olduğuna karar veremezsiniz. O da öylesi. Uzun boyu, solgun yüzünden dökülen titrek sarı ışığıyla orada öylece, hiç kıpırdamadan, yorulmadan, şikayet etmeden öylece duruyor.

Sakin, sessiz, alçak gönüllü. Hiç kimseye farklı davranmıyor. Sevgisi sonsuz. Işığıyla herkesi kucaklıyor. İyiye de kötüye de kapısı açık. Hiç karşılık beklemiyor. İnsanlara sevgisini koşulsuz sunuyor. Ona sığınan huzur buluyor, korkularından arınıyor.O tartışmasız bir dost.

Oysa duyguları yok. Duyuları da. Görmüyor, işitmiyor, hissetmiyor, istemiyor, bilmiyor...
Yaşamdan hiçbir beklentisi yok. Mutlu ya da mutsuz değil. Ama bazen yağmur yağdığında bakışları ıslanır, karlı gecelerde ışığı titrer gibi gelir bana.

İnsanlar onu önemsemeden önünden gelip geçiyor.Çoğu kez yanında durup birbirleriyle konuşuyorlar, o sanki orada yokmuş gibi. Bu arada biten sigaralarını üzerinde söndürenlere bile kızmıyor. Hoyrat ellerin üzerini kazıyıp canını yakmasına bile ses çıkarmıyor. Sonsuz sabrıyla bir bilge görünümü kazanıyor gözümde.

Savaş, barış, aktüalite, formalite ondan alabildiğince uzak. Bir varlığı var ama yaşamıyor. Canlı ya da ölü değil. Oysa bir ruhu olduğu kesin. Bu bir çelişki de olsa yadsımıyorum.
O bir nesne!
O bir sokak lambası...

Nesnelerin bir ruhu olduğunu daha önce bir yerde okumuştum. Demek ki bu konuda yalnız değilim. Onun sokaklara ait bir eşya olması ruhunun olmaması anlamına gelmiyor benim için. Çünkü o sıradan bir sokak lambası değil, dostum, koruyanım, sığınağım benim...

Yalnızlığımız ikimizin ortak paydası.Onunla şehrin bitimindeki son durakta tanıştık. O ve ben her gece son otobüsü beklerken birbirimizin yalnızlığını paylaşıyoruz.
Onun yanında kendimi güvende hissediyorum.
Görünmez bir koruma duvarıyla çevrili olduğumu düşünmek o tenha durakta beni rahatlatıyor. Kendimi gece kelebeklerine benzetiyorum. Onun çekim alanından çıkmak, karanlıkta kaybolmak gibi...
Oldum olası karanlıktan korkarım.
Bir ışık mutlaka olmalı.
Uçuk, titrek, incecik bir ışık.
Aydınlatan, koruyan, kötü karanlığın içinde iyilik olan ışık...

O da bunu biliyormuş gibi, sarı solgun ışık demetini sonsuz bir sevgi sağanağı halinde üzerime indiriyor.Yüzümde, saçlarımda belli belirsiz bir temas hissediyorum. İçime bir sıcaklık yayılıyor. Sarı, soluk ışığında pırıltıların uçuştuğunu görür gibi oluyorum.Gözlerimden yüreğime doğru yol alırken bana bir tür mesaj iletiyor.
"Yalnız değilsin!"

Hayal dünyamıza götürdüğümüz bazı gerçekleri bazen farklı boyutlarda algılayabiliriz. Onlar ancak şekillendirdiğimiz halleriyle yaşantımızda varolurlar. Gerçekte kendileri gibi olsalar da bizim için, onları nasıl görüyorsak öyledirler.Bir sokak lambasını arkadaş olarak kabul etmem, onun cansız, soğuk bir demir direk olduğu gerçeğini değiştirmediği gibi.

İnsanlar, gözleriyle gördüklerini değil, yürekleriyle gördüklerini severmiş. Onun için baktığımızda ne gördüğümüz değil, nasıl gördüğümüz önemlidir.
Yoksa yaşamın içindeki küçük mutlulukları başka nasıl yakalayabiliriz?

Bir sokak lambasıyla iletişim kurmak size saçma gelebilir. Ama insan bazen anlam veremediği, isimlendiremediği bazı duygular yaşar. Bunlar ille de mantığa uygun, katı ve gerçek olmak zorunda mıdır?
Şayet bizi mutlu ediyorsa biraz hayal kurmanın ne sakıncası olabilir?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ruhu olmayan nesnelerle birlikte yaşayanlardan değilim ben de. Bu yüzden yazınızı ilgiyle ve hayranlıkla okudum. Sevgiler. Ali Nail.

Ahmet Güüreşçioğlu 
 26.12.2007 17:40
Cevap :
Bu konuda yalnız olmadığımı bilmek sevindirdi beni. Teşekkürler.  26.12.2007 18:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 221
Toplam yorum
: 1817
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2044
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster