Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '07

 
Kategori
Reklam
Okunma Sayısı
3008
 

O Rus, bu çocuğu...

O Rus, bu çocuğu...
 

Uzun süredir böyle bir reklam dolaşıyor ortalıkta. Hemde bir kelime oyunuyla. Aslında slogan daha farklı. "Dilinizden Utanmayın" yerine "Dilinizi Kirletmeyin". Başlığımda ki de bu kampanyanın ana cümlesi. İlk başlarda anlayamadım ama hepinizin şu an anladığını düşünüyorum... Bu kampanya küfürlü konuşmamakla ilgili. Çoğu insana maillerle gitmiştir ve bir Rus kadınla çocuğunu göstererek yazılan bu cümle herkesin ilgisini çekmiştir. Etkili bir slogan, etkili bir reklam...
İnsanların dikkatini çeken bazı şeyler vardır. Bir reklamı izledikten sonra denemek istersiniz. Belki de bir sonraki alışverişinizde onu alırsınız. Bazı reklamlar da izlendikten sonra hiçbir etki bırakmaz, silinir insanların kafasından... Geçenlerde bir bisküvinin reklamını izledim. Aslında eski bir bisküviydi ama o güne kadar çok az yemişliğim vardı yani canım çekmezdi hiç onu. Reklamı izledikten sonra canım ondan başka birşey istemez oldu. Aslında hani öyle bisküviyi çok lezzetli gösteren bir reklam falan da değildi. Ertesi gün okula gittiğimde arkadaşımın elinde o bisküviyi gördüm. O da sevmez bisküvi falan yemeyi, dikkatimi çekti. Bende hafif takılır şekilde "hani yemezdin sen bisküvi?" gibi birşey söyledim. Bu başladı anlatmaya aynı benim düşündüklerimi. Reklamı izledikten sonra canının nasıl o bisküviden çektiğini falan... Şaşırmadım diyemem. Bir reklamın insanlar üzerinde aynı etkileri yaratması ve sonunda başarıya ulaşması kolay birşey değil. Bu iyi reklamcılığı gerektirir.

Bir öğretmenim bana yine böyle bir konuda okuduğunu anlatmıştı. ABD'de ki reklamlarda, atıyorum bir makarna reklamı, bu işin ustaları o kadar iyi bir ikna gücü koyuyorlarmış gibi reklamın içine, sen fark etmesen de bir anda beynine etki yapıp, sana o makarnadan yemen gerektiğini düşündürüyormuş. Hem de o anda. Bu işin püf noktaları varmış. Bir yönden bakınca bu marka sahibi için çok iyi bir sonuç doğurur. Ama bu işin her zaman iyi şeyler için kullanılacağına kim garanti verebilir? Ya çok zararlı şeyler için bizim beynimizi ikna ederse bu reklamlar... O zaman kim ne yapacak? Bu güne kadar rastlanmış mıdır bilmiyorum. Ama insanlar gelişiyor ve reklamların içine daha da ikna edici şeyler koyabilecek düzeydeler. Ben daha beni bu kadar etkileyen sadece bir reklama rastladım. Sizi bilemem belki hiç rastlamamışsınızdır.

Bu işin profesyonelliğini ben çözemem. Nasıl fikirler bizim beynimizi harekete geçiriyor onu da bilemem. Ama bu bilinen bir gerçek. Reklamlar hayatımızın içinde. Aval aval reklam izlediğim zamanları hatırlıyorum ben. Televizyonda bir şey izlerken, reklam girdiğinde her ne kadar sinirlensekte, oturup onları izlemediğinizi iddaa edemezsiniz. Çoğu zaman reklamları çevirsenizde, bazen odaklanmış bir şekilde reklam izlerken bulmuşsunuzdur kendinizi... Reklamlar arttıkça, tüketim artıyor. Reklamlar arttıkça, aptallıklar artıyor. O aptal kutusuna daha da bağlanıyoruz. Hatta benim reklam favorilerim de var yani. Sırf onları yakalabilmek için reklamları da izliyorum bazen... Reklamların izlenebileceği siteler var. Çok beğendiklerimi oradan babama da izletiyorum. Reklam bir çılgınlık halini aldı. Şu hayatta en çok izlediğiniz şeyi yabana atamazsınız. O bizim beynimizin içinde!
Saygılarımla...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Canlı bir örnek te benden: BM kararlarına göre Irak'a, ABD, BM üyesi bazı ülkelerle yasal ismi ile "müdahale" etmiştir. Ama Türk basını bunu her seferinde destekleyici savaş fotoları ile "işgal" kelimesi ile anmıştır. Sonuç : Sıradan bir Türk 12binden fazla “Amerika İşgal Irak” kelimelerini aynı cümlede duymuş. Türkler artık bu oyuna geldiler ve Amerikadan nefret eden bir grup insan oluşturuldu. Mesela Çin tvlerinin çoğunda Bağdat Sokaklarında ABD askerileri ile oyun oynayan gülen, koşan, askerlerin tepesinde zıplayan Iraklı çocuklar var. Çin gençliğinin büyük bir kısmı Amerikan kültürüne resmen tapıyor ve Ameriklalılar gibi üretim yapmak, yeni fikirler geliştirmek için yarışıyorlar. Sonsöz : “Beynine ne girerse beyninden o çıkar”.

Cihan Sarsılmaz 
 05.06.2007 3:59
 

Bu isimde bir kitap almıştım uzun zaman önce. Reklamların etkili olması, tüketicilerin ürünlerini satın alması için çok yüksek paralar ödenmekte.O ismi bir kez duymanız, ekranda arka planlarda bile olsa görmeniz, ünlü bir sporcuyla birlikte anmanız, sevdiğiniz sanatçının konserinde yine karşılaşmanız için. "Lovemarks" diye bir kavram var.O markayı seviyorsunuz, sanki canlıymış gibi. Ondan vazgeçemiyorsunuz, aşık oluyorsunuz. İşte bunun için çekiliyor bu reklamlar.Ve siz de beyninizi açıyor, içine konuk ediyor, dünyanıza alıyorsunuz izleye izleye. Bu arada çok güzel gözlem ve yorumlama yeteneğiniz var. Sevgiler,

Arzu Pınar 
 11.03.2007 9:14
 

Bakın "iddia" yazacağınıza, "İddaa" yazmışsınız. Reklamlardan tabii... İmam-cemaat meselesi bütün bunlar. "Aptal kutusu" nitelemenize canı gönülden katılıyorum.

Ümit Culduz  
 08.03.2007 18:44
Cevap :
Özür dilerim. İddia kelimesinin yazılışını sadece reklamlarda gördüğüm için öyle yazdım ama bundan sonra yazmayacağım...  09.03.2007 22:19
 

Bir giyim mağazasının camekanında gördüm reklamı çok hoştu. Kelime oyunu. Büyük olasılıkla erkeklere hitaben di.Reklam şöyleydi. Onları şı_mart_ın. Yazıyordu mart sözcüğünün üzerinde 8 rakamı altında ise Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun yazısı vardı. O yazıyı okuyan erkekler mutlaka o mağazaya girmiştir diye düşündüm. Yazınızın reklam üzerine olduğunu görünce de sizinle paylaşmak istedim. Sevgilerimle

Abla 
 08.03.2007 18:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 253
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 2182
Kayıt tarihi
: 01.02.07
 
 

91 doğumluyum, elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum, çalışmaya da devam edeceğim. Ta ki büyüyene k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster