Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Haziran '06

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
4732
 

O yatağa küs girmeyin

“Gecenin en siyahında,
Umudun bittiği yerdeyim,
Köşeyi dönsem ölüm,
Düz gitsem hayat,
Gölgeler içindeyim.”
(Cem Yıldız)

“Şafak, gecenin en karanlık anında söker.” (Arap Atasözü)
“Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez.” (Türk Atasözü)
“Sizin hayır bildiklerinizde şer şer bildiklerinizde ise hayır vardır.” (Kur’an-ı Kerim)

Bir şarkının müthiş sözleri, iki farklı kültürden iki farklı atalar sözü ve üç büyük semavi dinin sonuncusunun mukaddes kitabından bir ayet. Hepsini yan yana ya da alt alta koyduğumuzda ortaya müthiş bir reçete çıkıyor değil mi?

Bırakın, vazgeçin günlük problemlerinizle, sıkıntılarınızla, sevmediğiniz ama birlikte yaşamak zorunda olduklarınızın hoşunuza gitmeyen yanlarıyla uğraşmayı. Üç ay önceki, üç sene önceki sıkıntılarınızı, üniversitedeki final sınavları stresinizi, lisedeki sıfırcı hocanın sizi sözlüye kaldıracağından duyduğunuz korkularınızı, son ana bırakılan ve yetişmeyen ödevlerin gece yarısı oflama ve puflamalarını hatırlayın. Ortaokulda yaşadığınız ilk flörtünüzden yediğiniz kazığı, lise birde aşık olduğunuzu zannetiğiniz sınıfın çalışkan çocuğunun diğer kızların yanında size yaptığı densizliği bir düşünün bakalım. Nasıl da dünya başınıza yıkılmıştı değil mi o zaman(?!). Hatta kimileriniz ölmeyi falan düşünmüştü(!?) Biliyorum hepinizin dudaklarında bir gülümseme ve içlerinizde o günlerin özlemi var, oysa ne zor günlerdi(?).

İşte bugün yaşadığımız ve canımızı sıkan problemlerimizin büyük çoğunluğu da yarın, yukarıda saydığım dünküler kadar boş ve hoş gelecek size. O nedenle gelin bugün üzmeyin kendinizi ve çevrenizi. Sahip olduklarınızın farkına varın ve onların değerini bilin lütfen. Sizi gerçekten üzebilecek ve yıpratabilecek şeyler o kadar az ki bu hayatta, lütfen farkına varın artık.

İsterseniz bizi gün boyu sinirlendiren, canımızı sıkan olaylardan bir örnek demeti yapalım şimdi: Sabah işe giderken lap diye diğer şeritten önümüze direksiyon kıran trafik canavarları, boşverin ve acıyın onlara. Sipariş verdiğiniz malı zamanında ya da istediğiniz kalitede getirmeyen tedarikçileriniz, değiştirin, ceza verin, ikaz edin ama sakın ola ki siz üzülmeyin. Verdiğiniz işi yarım yamalak yapan çalışanlarınız, uyarın, konuşun, derdini dinleyin ve gerekiyorsa işine son verin ama sakın ola ki siz üzülmeyin. Aslı astarı olmayan dedikodular çıkaran yakın çevrenizdekiler, sadece acıyın onlara, başka bir şey yapmanıza cidden gerek yok. Akşam bütün günün yorunluğu ile ayaklarınızı uzatıp yatmak istediğiniz koltuğunuzun başına gelip oranızı buranızı çekiştiren ve bas bas bağıran üçbuçuk yaşındaki çocuğunuz, sevin onu hadi daha ne duruyorsunuz, o hayatta sahip olabileceğiniz en büyük değer. Anlaşamadığınız bir konudan dolayı iki gündür size surat yapan eşiniz, hadi kocaman sarılın ona ve sımsıcak öpün onu ve sakın ola ki bir daha o yatağa küs girmeyin, göreceksiniz ilk özürü o dileyecektir.

Rahmetli dedem okuma-yazmayı askerde öğrenmiş, dünya ve toplum meseleleriyle çok yakından ilgili ve beyin olarak çok aydın ve demokrat bir insandı. Her ne kadar emekliliğine kadar uzun yıllar dokuma ustası olarak çalıştığı fabrikada çalışanları ona, sertliğinden dolayı “Hitler” lakabını takmışlarsa da O, müthiş yufka yürekli, gönlü her daim pır pır eden, gözyaşları hep gözucunda akmaya hazır olan ermiş bir insandı. Sadık bir dinleyici kitlesi vardı ve aksatmadan onu ziyaret eder ve dinlerlerdi. İşte bu dedem nişanlı,sözlü,yeni evlenmiş ya da evliliğinde problem yaşayan çiftlere nasihat ederken onlara bir tek kelime söyler ve mutlu beraberliklerin sırrının bu kelimede yattığını öğütlerdi: Tebessüm.

Şimdi iletişim uzmanları, psikologlar, aile ve evlilik terapistleri yani bu işin ilmini yapmış insanlar ve konu ile ilgili kitaplar da diyor ki iletişimde aynalama kuralı vardır. Karşı tarafa nasıl yaklaşırsan alacağın tepki de büyük oranda o cihette olacaktır.

Dudaklarımızda asılı olan gülümsemelerimiz, mütebessim hayatlarımızın kaynak suları olsun. Çevrenize bakın ve sahip olduklarınız için şükredin. Gülümseyin. Sevin hayatınıza dair ne varsa sizden içre olan. Daha çok sevebilme imkanları yaratın kendinize çevrenizdekileri. Sevdiklerinize sevginizi bir kere daha ifade edin en kısa sürede, belki gerçekten de bir daha fırsat bulamayabilirsiniz. Seni seviyorum demenin müthiş hazzını yaşayın.

Mütebessim yüzlerinizin çiçeklerinin hiç ama hiç solmaması dileğiyle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tebessüm etmek, güleryüzlü olmak gerçekten karşı tarafta da aynı etkiyi yaratıyor. Bunu ben de çok yaşadım, ama üzülmemek konusu farklı bence. Yani evet insanlar üzülmeli, üzülünce belki daha iyi anlıyoruz mutluluğun önemini. Hiçbir şeyi kafasına takmayan, anlattığınız gibi hiç üzülmeyen insanlar karşı tarafı fazlasıyla üzebiliyor, üzüntüyü veya sevinci sadece kendimiz için istememeliyiz değil mi? Ama bence esas olan üzüntümüze rağmen tebessüm edebilmek. Budur gerçek başarı ve mutluluğun sırrı diye düşünüyorum... Bu yazıyı yazalı bir yılı aşkın süre geçmiş, merak ettim hala aynı düşüncede misiniz?ve başarabildiniz mi herşeye rağmen tebessümü? Sevgilerimle...

Zevzek 
 30.08.2007 18:28
Cevap :
Öncelikle, tam on dört ay önce bu sayfalarda yayınladığım ilk yazıma göstermiş olduğunuz ilgi için çok teşekkür ederim Haluk Bey. Yorumlarınızda çok haklısınız. Hayatta hiçbir şeye üzülmemenin başka tanımlamaları olsa gerek. Dediğiniz gibi üzüntü ve sıkıntılarla gülümseyebilmek marifet. Ben de bu yazımda ve diğer bazı yazılarımda aynı şeyleri vurgulamaya çalışıyorum zaten. Sevgi ve saygılarımla.  31.08.2007 19:01
 

evett.... yazılarınız bana nefes almak kadar dogal geliyor..begeniyle okudugum haa birdeee yüregimin gülümsemesine tanık oldugum bu yazılar hiç bitmesin istiyorum,çiçekleriniz solmasın aydın bey onları gönül topragında ümitle sulayıp sevgiyle büyütün, kokuları olan yazılarınızıda bize acilen ulaştırın....

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 31.10.2006 22:26
Cevap :
Nazik yorumlarınız için teşekkür ediyor, paylaşımınızın devamını diliyorum. Sağlıcakla kalınız.  01.11.2006 8:46
 

biraz felsefi belkide paranoyakça olacak ama bir kaç yazını okudum ve eger bunları ben yazsaydım aynını yazardım..belki bir kaç kelime farklı.. bunların hemen hemen hepsi daha önce düşünmüş olduğum şeyler.. bunu aklın yolu birdir diye geçiştirmekte mümkün tabi...biz yoksa bize düşündürtülmek istenen şeyleri mi düşünüyoruz.. (toplum mühendisliği vs)biz yeni dünya düzeninin gülen yüzleri,cilalanmış imajları örnek gösterilen insanlarımıyız..kitapları sevdiğinden bahsetmişsin..yaşar kemalin filler sultanını okumuşsundur.. oradaki sarıcakarıncalar olmasakta filokulunun ilk mezunlarımıyız acaba..

Adam akıllı 
 10.08.2006 22:04
Cevap :
Öncelikle ilgi ve diğer iki farklı yazıma da yapmış olduğunuz dolu dolu yorumlarınızdan dolayı çok teşekkür ederim. Her zaman için doğru cevaplardan çok doğru soruların önemli olduğuna kalben inanmış bir insan olarak, sorduğunuz soruların son derece doğru olduğunu düşünmekteyim; cevaplara ise inanın çok da fazla takılmıyorum. Sarıcakarınca olmanın çok da kolay bir şey olduğunu düşünmüyorum.  11.08.2006 15:17
 

Gerçekten çok hoş bir yazı. Gönülden tebrik ediyorum sizi:)

Banu Mutlu 
 21.07.2006 18:37
Cevap :
Çok teşekkür ederim.  24.07.2006 7:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 929
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3518
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster