Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
460
 

Obama ve Türkiye

Obama ve Türkiye
 

Amerika Birleşik Devletleri çok tartışılan seçimlerini sonunda atlattı. Özellikle tanıtım atağına geçen ve medyayı arkasına alan Barack Hüseyin Obama adeta göstere göstere seçimlerden zaferle ayrıldı.

1961 doğumlu olan Obama Amerika’nın en genç başkanları arasında yer alıyor. ABD’nin 44. Devlet başkanı olma gururunu taşıyan Obama Protestan bir Hıristiyan olmasına rağmen aile bağları ve kökleri sebebiyle Müslümanlığa oldukça yakın bir kişi. Aynı zamanda siyahî Amerikalılar ve insan haklarının gelişmesi açısından da oldukça olumlu bir gelecek beklentisi yaratıyor.

Barack Hüseyin Obama ve John McCain 26 Eylül- 15 Ekim tarihleri arasında televizyon kameraları önünde 3 defa münazara yaptılar. Seçim kampanyası sırasında ABD gündemi 2008 Ekonomik Kriziyle sarsıldı. Irak Savaşı ve terörizm gibi konular arka plana itildi. Obama McCain'in Cumhuriyetçi Partili başkan George W. Bush'un başarısız ekonomik siyasetlerini devam ettireceğini öne sürdü. McCain ise Obama'nın küçük esnafın gelir vergilerini arttıracağını iddia etti. Seçim kampanyası süresince Obama hakkında birçok iddia dile getirilmişti. Bu iddialardan olumsuz etkilenen kişi McCain oldu.

Obama kazandığı oy oranı ve kazandığı eyaletler bakımından son 30 yıl boyunca hiç bir Demokrat Partili başkan adayının elde edemediği bir başarıyı elde etti. Obama'nın adaylığı altında Demokrat Parti Virginia, Florida ve Ohio gibi son seçimlerde değişmez bir biçimde Cumhuriyetçilere oy veren eyaletleri kazanmayı başarabildi. Seçim zaferi sonrasında yaptığı konuşmada Obama, ABD'nin gelecek döneminde zorlukların ve hataların olabileceğini belirtmiş, yaşanacak sıkıntıların ise vatanseverlikle aşılacağını anlatmıştı.

Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanan seçimler ile AKP’nin %47’lik zaferini birbirine benzetmek fazla yanlış olmaz. Yurt genelinde AKP’nin kazandığı büyük başarı ile ABD’li Demokratların başarıları birbirlerine oldukça benziyor. Özellikle bazı kesimlerin kalesi olarak anılan kentler her iki ülkenin seçiminde de iktidarın eline geçti. Her iki iktidar toplumun her kesimini kucaklayacağı sözünü verdi. Türkiye’de her geçen gün olumsuz gelişmeler yaşansa da Amerika’nın hala 2013 yılına kadar deneme yanılma süresi var.

Obama’nın ikinci isminin Hüseyin olması ve göreve gelmeden önce sürekli değişimi vurgulayan konuşmaları da akıllarda fazlasıyla soru işaretleri yarattı.

Özellikle Amerika kaynaklı ekonomik kriz ve son yıllarda Amerikan savunma politikaları ile Irak, Afganistan gibi ülkelerde yaşanan kayıplarla beraber Amerika Birleşik Devletleri’nin dünya genelinde imajı ciddi biçimde olumsuzlaştı. Birçok ülkede Amerikan karşıtlarının sayısı oldukça artarken bu artışın en çok yaşandığı ülkelerden biri de hiç kuşkusuz Türkiye’ydi.

Amerika’nın sarsılan imajının yenilenmesi amacıyla Amerikan derin devletinin görev verdiği söylentileriyle Obama’nın seçilmesine vurgu yapılıyordu. Farklı birçok ülkede Obama’yı seçtirenlerin aslında halk değil Amerika’yı dünyada iyi göstermek isteyenlerin olduğu söylenegeldi.

Obama’nın Ermenistan ve Kıbrıs ile ilgili açıklamaları Türkiye’de endişe yaratırken, “soykırımı tanıyacağız ve Kıbrıs’ta Türkiye işgalcidir” gibi söylemlerin seçimi kazandıktan sonra yani önümüzdeki günlerde işleyişe geçmesi pek de mümkün görünmüyor. Çünkü geçmiş dönemlerdeki Amerika seçimlerinde de benzer açıklamalar gelmiş, seçimlerin ardından çeşitli diplomatik hareketlerle engellemeler yapılmıştı.

Özellikle Ermeni Sorunu’nun Türkiye tarafından ciddiye alınıp bunun siyasi bir sorun olduğu yönünde baskılar yapılarak iş uluslararası komitelere devredilmelidir. Bu devrin yapılmadığı her yeni gün Türkiye ve soykırım iddiaları uluslararası arenada olumsuz bir biçimde karşımıza çıkacaktır.

Ocak 2009’dan itibaren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne üye olacak Türkiye’nin Amerika ile ilişkilerini kararlılıkla BM temelinde sürdürmesi ve geçmişte yaptığı hatalı işbirliklerinin (soykırımcı Sudan Devlet Başkanı) üstünü örtecek adımlar atması gerekmektedir. Türkiye açısından BM konseyinde üye olmanın avantajları dünya siyasetinde kendimizi anlatmak açısından yararlı olacaktır. Bu fırsatı verimli kullanabilmek yine siyasetçilerimizin elindedir.

Baştan bu yana Cumhuriyetçileri destekleyen Türkiye’nin karşısında Demokrat bir Amerikan Başkanı var; bundan sonra ikili ilişkilerde lehimize olacak her şeyi hesaplamalı buna göre adımlar atmaya çalışmalıyız.

Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU
abtokmakoglu@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 430
Toplam yorum
: 738
Toplam mesaj
: 99
Ort. okunma sayısı
: 2163
Kayıt tarihi
: 18.06.07
 
 

20 Nisan 1989'da İzmir'de doğdu. İlköğretim ve lise öğrenimini Karşıyaka'da tamamladı. 20..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster