Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Eylül '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1601
 

Obez evleri! Sizin ev kaç kilo?

Obez evleri! Sizin ev kaç kilo?
 

Bu günlerde” kendimle” mücadele içindeyim.

Derdim fazlalıklardan kurtulmak.

Yo yanlış anlaşılmasın, kilo fazlalığı değil?

Eşya, ıvır zıvır birikiminden kurtulma.

İşim, oldukça zor. Nasıl olmasın ki!

BİZLER;

Sakla samanı (malı), gelir zamanı;( Düşündürülmemişiz ki, Bize sıra gelene kadar, Daha önce birilerinin ihtiyacı olursa diye!)

Damlaya damlaya göl olur; Düşünmemiş, düşündürülmemişiz ki, O gölde birçok

Emeğin boğulduğunu.

Ak akçe kara gün içindir;( Düşünmemişiz, kara günü beynimize işleyip, şartlandığımızı.)

Mal canın yongasıdır;( Düşündürülmemişiz, gerekli olanla yetinmeyi, istifçiliğin kötü bir şey olduğunu.)

Fazla mal göz çıkarmaz; Düşündürülmemişiz, malın,” canı candan “ettiğini.

Tüm bunları dinleye dinleye büyüdük. Eşya biriktirdik. Bir tane, iki tane yetmez deyip, beş tane aldık. Kendimiz yetmedi, gelenimiz gidenimiz için, düzen kurduk. Aldıkça aldık, yaşam alanımızı daralttıkça daralttık. Tahmin edemedik, her fazlalığın omuzlarımızda oluşturacağı yükü.  Kullanıp ta verme yerine, biriktirip biriktirip durduk. Sığdıra bilme derdiyle, dolapları, daha olmadı evi değiştirdik.

Tüketim çarkı içinde, döndükçe döndük.

 Her şey, bizim seçimiz ve çağrımız denir ya! İşte ben, bu düşünceyle,” zararın neresinden dönülürse kar, hesabıyla, bu yüklerden kurtulmayı seçtim.

 Uzun zamandır rahatsız olduğum bu durumdan, aşama aşama kurtulmaya çalışıyorum. Düşüncem şu ki,” aldığımız her şey bizi bir süre sonra mutsuz ediyor”; Sorun yaratıp, bize yaramıyor.

Evet yaramıyor. Ayrıca koruması, temizliği, bakımı derken,  beynimiz yorulup enerjimiz bitiyor.

Bir başka açıdan bakacak olursak,

Fazla giyim eşyası + fazla ev eşyası= Fazla para gerektirir.

Fazla para=fazla çalışmayı(aşırı)

Fazla çalışma=kendimize ayıracağımız zamanı tükettir.

Tükenen zaman ÖMRÜ bitirir. BİTİRİYOR.

Yaklaşık birkaç senedir paranoyakça, her eşya ile konuşuyorum.

-Sen benim evimde ne arıyorsun?

-Olmazsan ne olur?

-Gerçekten yaşam alanımda gereklimsin.

-Sadece bir işe mi, yarıyor, yoksa çok yönlü müsün?

-Yanlış ve düşüncesiz tasarımınla, benim sağlımı bozma ihtimalin var mı?

Bu soruları soruyor ve yanıtın olumsuz olduğuna inandığımda, anında onlardan kurtulma yoluna gidiyorum.

Hayalim, az eşya ve iki, üç giysi( üç çift çorap, iki üç tişört vb.)                                    

Yani tüketim devrimi.

Elektrikten, sudan tasarruf. Onumu bunumu giy semin yaratığı bunalımın sonu.

Giysilere özgürlük. Geniş ferah yaşam alanı. Yarı boş dolaplar. Her şey, az ve öz.

Parola,” Eskit yenisini al”.

Tabak çanak ev nüfusuna göre, misafir mi? Kâğıt tabak, bardak niye olmasın?

(Matematiksel daha hesaplı.

Bu devrim, sadece kullandığımız eşyalarla sınırlı değil! Tabii ki, yiyeceklerde işin içinde.

Çoğumuz, eli bol bir alışkanlık içindeyiz,  gerek biz gerekse yakın çevremiz. Hep bol kepçedir. Bol bol hazırlar, bol bol bozar, bol bol atarız.

 Biraz kıstığımızda,” el kısılmaz”, bir gelen giden olur, ikazları ile karşılaşırız.

Karşılaştığımız içinde uygularız.

Sonuç, telef olan birçok yiyecek. Özellikle kırsal kesim alışıktır. Her şeyin fazlasını yapıp istife. Zeytinler, salçalar. Turşular. Sayısı artıkça artırılır. Çok az şey, taze taze tüketilir. Sene atlanıldığında, “ acı ama gerçek”, çoğunlukla bozulmuş veya bozulmaya yüz tutmuş, fazlalar,  verilip, dağıtır.(hayır olarak şimdi çoğu yere yayıldı)

 Yeniler eskimeye mahkûm edilir. Eski tüketilir, yenisi bozulmayı bekler.

Yani kısaca biriktirme ile sahip, değil, SAĞLIKSIZ VE MÜSRÜF OLURUZ.

Ya BENCİLLİK yanı?

Birçok yeri gezmiş, görmüşümdür ki; Nice meyve ağaçları, zeytin ağaçları, toplanmadan, toplatılmadan bekletilip, ürünlerin telef olmasına göz yumulur; “Fazla mal göz çıkarmaz” ı, kanıtlarcasına.

Kendimden düşünecek olursam; Ben şimdiye kadar hiçbir şeyin fazlasının hayrını görmedim.

Dolabımın dondurucusunu doldurup, yiyecekleri Dondurdum.  Şalter atıp, hepsi ziyan oldu. Bir daha denedim, dolap bozuldu. Gelen giden olur dedim. Ne bana ne ele yarar oldu.

 Yani uyarılar, “yeterince ye dağıt diyor”. Bencil olma.

 YİYEMESSİN, YEDİRTMEZLER diyor.

Ben anladım, Kararlıyım zorda olsa tüketim devrimine.

Evlerdeki tozlu kitaplık,

tozlu beyinlere sebeptir.

Okumalı,verip okutmalı.

Dinlemeli,dinletmeli.

canan

.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fazlalıklardan ve israftan kurtulmak lâzım muhakkak.Fazlalıkların, eksikleri olanların ihtiyaçlarını karşılamasına yaramalı.Dediğiniz gibi,gereksizler insanı sıkar ve huzursuz da eder,sayın Gökdemirel.Elinize sağlık.Selamlarımla.

Abbas Oğuz 
 23.09.2013 1:36
Cevap :
Evet,hem evimiz, hem beynimiz rahatlamalı. Yorumunuz için teşekkür ederim.Saygılar   25.09.2013 22:16
 

Sevgili Canan Hanım! Obez Evler yazının çok güzel, evde fazla eşya tutmak yersiz. Ben de sizinle aynı kanıdayım.Selam ve sevgiler, sağlık ve mutluluklar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 18.09.2013 17:19
Cevap :
Değerli yorumunuz için, teşekkür ederim Nahide hanım. Saygı ve sevgilerimle, Mutlu günler dilerim.  22.09.2013 22:28
 

BEN, yaz girerken, kışlıkları, kış girerken yazlıkları veriyorum. Yarın kısmetse, dolap ayıklama günümdür, akrabalara veriyorum... ADADAN SEVGİ VE SELAMLAR.

Göksel47 
 16.09.2013 17:21
Cevap :
Sevgili Göksel hanım,değerli yorumunuz için teşekkür ederim. ayrıca yarınki telaşınız için,şimdiden kolay gelsin. Saygı ve sevgilerimle.  16.09.2013 23:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 324
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 354
Kayıt tarihi
: 27.09.12
 
 

İktisat mezunuyum. Her alanda neden? niçin? ve nasıla odaklanarak, araştırmayı severim. Yazmak içim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster