Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
805
 

Objektif ve subjektif koşullar

Halkın sıkça söylediği bir deyim vardır. “Bir Çuval İnciri Berbat Etmek” Son yasadığımız çatışma ve çelişkileri en güzel tanımlayan söylem değil mi? “İşi yüzünüze gözünüze bulaştırdınız” söylemi de yaşanan karışıklığı güzel tanımlamaktadır.

Yaşananlar, toplumda kin ve nefret duygularının doruğa çıktığını göstermektedir. Birinin eylem alanında, diğerinin varlığının yer alması, linç hareketlerini çağrıştıran davranışlara neden oluyor. 1 Ekim Pazar akşamı haberlerde, İstanbul da eylem yapan DTP’lilerin, bayrağımızı sallayan bir vatandaşın üzerine yürüdüklerini görünce, duraksadım. İstemeyerek ağzımdan ”Yugoslavya da yaşananlar” tümcesi çıktı.

Sosyal olayları değerlendirirken, toplumsal kültürün iç ve dış dinamiklerinin iyi irdelenmesi gerekmektedir. Farklılıkların, kültürün zenginliği olduğu bilinci önemli bir aşamadır. Farklılıkların isteklerinin de, genel kültürü zenginleştirecek ve güçlendirecek yönde olması da önemlidir. Bir toplumun kültürel yapısı bu düzeyde gelişmemiş ise, tartışılmak istenilen sosyal olaylar ve olgular için, objektif ve sübjektif koşulların oluşmamış olduğunu söyleyebiliriz.

Gazetelerden öğrenilen isteklere bakılırsa, tarafların evrensel kültür etrafında kümeleşmelerinin mümkün olamayacağı şimdiden söylenebilir. Taleplerin, kültürü zenginleştirici ve bütünleştirici olma niteliği yoktur. Aksine, ayrışmayı hızlandıran bir sosyal tavır takınıldığı da ortadadır.

Pazar günü Star TV deki açık oturumda, Prof. Dr. Doğu Ergil.”Demokratik açılımın, çağdaşlaşma süreci olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin aydın ve laik kesiminin demokratik açılım konusunda, batıdan uzaklaştığını” söyledi. .

O günkü gazetelerde, sekülerizmi benimseyen İngiltere de Müslüman derneklerinin başında bulunan ve şeriat mahkemelerinde yargıçlık yapan Anjem Choudary, “ İngiltere de şeriat istiyoruz, Kraliçe burka giysin, Buckingham sarayı cami olsun” diye demeç verince, yapılacak olan şeriat yürüyüşünün yasaklandığı haberi de yer almıştır. Sayın Doğu Ergil’in eleştirisi ile bu haberi yan yana getirip irdelemeye çalışalım.

Talep edilen sosyal olgu ve olayların, çağdaşlık normuyla örtüşüp örtüşmediğine bakılmalıdır. Anjem Choudary’nın talebinin yasaklanmasını, antidemokratik bir hareket olarak mı yorumlayacağız. Doğal olarak hayır diyeceğiz. Çağdaş demokratik yaşam koşullarını reddeden bir sosyal olayın, evrensel değerlerle örtüşmeyeceği açıktır. Birinin etki alanının genişlemesi, diğerinin daralmasına neden olan sosyal olaylardır.

Dünyada din anlayışı, bireysel inanç düzeyine inmedikçe, bilimle din arasındaki çatışmanın devam edeceğini söyleyebiliriz. Pozitif bilim, inançlara karşı değildir. İnsanların inançlarının doğmalardan kurtulmasına yardımcı olarak da, insanca yaşama koşullarını sunmaya çalışmaktadır.

Yıllar önce konferansını dinlemeye gittiğim Nüvit Osmay Bey, “Ulusta ki Atatürk heykelinin yönü ne tarafadır” diye bir soru yöneltmişti dinleyicilere. Yüzüne baka kaldık. .Kendimize göre yön tayın etmeye çalıştık. Gülümseyerek “YÜZÜ BATIYA DÖNÜKTÜR” dedi. Mesaj anlaşılmıştı.

Türkiye de, laik-çağdaş demokratik düşünceye sahip olanların yüzü batıya dönüktür. Tarihi süreç içinde, çağdaş değerler batıda geliştiği için, Türkiye’nin laik ve çağdaş insanları, batı kültürü ile özdeşleşmek istemektedir.

Son yıllarda, Türkiye de yaşanılan sosyal süreçler çok farklıdır. Batı için sorun olmayan birçok değerler, Türkiye de aydınlanma sürecinin önünü kesmektedir. Türk aydını, çağdaş yaşam koşullarını engelleyecek ve ayrışmalara neden olacak sosyal süreçlerin karşısındadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ” Okullarda Haç Figürü Din Özgürlüğüne Aykırıdır” kararı, batı toplumlarında yoğun tartışmalara neden olmuştur ve tartışmalar devam etmektedir. Bu tartışmalar, batı toplumlarında bile, evrensel değerlere karşı kurumsal mücadele verildiğini göstermektedir. Türk aydınının görevi, batının önerilerini evrensel değerlerle örtüşüp örtüşmediğini değerlendirmek olmalıdır.

Tartışılan konuların yerli yerine oturtulabilmesi için, toplumlardaki aydınlanmanın niteliği önemlidir. Farklı kültür değerlerinin, yoz değerlerinin etkisinden arınarak evrensel kültürün bir parçası olma niteliğini kazanması gerekmektedir. O zaman, toplumun sosyal gelişmişlik düzeyi, egemen kültürün asimile etme etkinliğini ortadan kaldırır. Ayrışma değil bütünleşme olur. Dünya coğrafyasında nerede olunursa olunsun, toplumların aydınlanma düzeyi, çağdaş- demokratik hukuk devleti olma niteliğini belirleyen en önemli öğedir.
6.10.2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 441
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1944 yılında Arapgir'de doğmuştur. İlk ve orta öğretimini Arapgir'de, lise öğrenimini Ankara Gazi Li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster