Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '19

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
73
 

Oblomov'un Hırkası

 Rus yazar İvan Aleksandroviç Gonçarov'un eseri Oblomov'dan söz edeceğim. Oblomovuk sözünü işitmişsinizdir. Ana karakter Oblomov, para sıkıntısı olmayan, eli ayağı tutan, tembellikten hoşlanmayan ancak tembelliği bırakamayan biridir, oblomovluk buna deniyor: Olanaklarını kullanmak, yaşamını güzelleştirmek ister ama bir türlü devinime geçemez. Özünde bizden biridir. Tasarılarını bir türlü gerçekleştiremez. Arkadaşı, kendisinin tersi olan Şlolts yaşamını dolu dolu geçirir. Dostu Oblomov'u da tembel yaşamından kurtarmak ister, Oblomov'un oblomovluğuyla baş etmek kolay değildir.

Oblomov'un hırkası da ünlüdür. Aramızda kalsın, işin özü bu hırkada saklı. ''Kalkıp yaşama'' isteği; ne yapacağınız konusunda izleyeceğiniz bir yolunuz, birikiminiz yoksa ve yatağınızdan kalkamıyorsanız sizi tutsaklığına alır. Demir parmaklıklar da hırkanızın örgüleridir. Sıcak, konforlu alanınızın dışı ''dış dünya'' durumuna gelir. Merkezden yani hırkanızın içinden tasarılar yaparsınız. Hırkanızı çıkarıp montunuzu giyip dışarı çıktığınızda konfor alanınıza geri dönmek istersiniz. Dönmenizin önünde bir engel de yoktur..

Oblomov'un Zakhar adlı bir yardımcısı var. Kitabın önemli karakterlerindendir. Obomov'un işlerinin yürümesini sağlar. Oblomov'a karşı çıkamasa da arkasından konuşur, bazen de işvereninden memnundur, kıvançlıdır. Oblomov kimi zaman, yarattığı ufak dünyasından çıkamamanın sinirini hizmetçisinden çıkartır. Bu da çıkmazları olan bireylerden oluşan toplumların yıllar boyu aynı yerde kalıp kendini yemesini yansıtıyor.

Oblomoz, yanlızca zamanının Rus toplumunu yansıtmıyor. Rusların ayrıcalığı Oblomov'u anlatan bir edebiyata sahip olmaları. Toplumlar da  insanlar gibi konuşarak gelişiyor, kendilerini bambaşka gözlerden görüyor. Konuşmak için ağız gerek. Toplumların ağzı yazınlarıdır. Kendilerini oblomovluklarına kadar gösteren bir edebiyatı barındıran toplum konuşur, rahatlar, içini döker.  Türk yazınına baktığımızda Tanzimat'la konuşmaya başladığımızı, derin divan düşlerinden uyandığımızı görüyoruz. Daha sonra milli edebiyat ve Cumhuriyet döneminde büyük işler başardık. Bugüne baktığımızda yeniden bir çakma edebiyatçılık, divancılar kadar halkından kopuk bir edebiyat görüyorum. Oblomovluğumuzu yüzümüze çarpacak yazarlar yetiştirmedikçe Türk toplumu dilsizdir.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hiç bilmediğim bir konu, uzman işi akademik bir makale, elinize sağlık.

Kerim Korkut 
 02.07.2019 21:45
Cevap :
teşekkürler   02.07.2019 22:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 69
Kayıt tarihi
: 04.05.19
 
 

Her telden, bam teline basmaktan çekinmeyerek yazılmış akıcı, bilgilendirici yazılar yazan bir Tü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster