Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
9533
 

Obsesyon ve sevgiyle ilişkisi

Sprituel literaturde Obsesyon deyince, bir varlığın başka bir varlığın, duygu, düşünce ve davranışları üzerinde etkili olma ve onu yönetme olgusu, anlaşılır.

Bu tanimdan anlasilacagi uzere,

“ Obsesyon, bir varligin baska bir varliga bagimli olmasi ve bir anlamda onun yonetimi altina girmesidir. ” Bu varliklarin ikisi de bedenli, biri bedensiz – digeri bedenli ve Ikisi de bedensiz olabilir.

Terimin Psikoloji bilimince yapilan tarifinde ise, insanlarin baska insanlar tarafindan obsede edilebilecekleri gerceginin yani sira, bir ideoloji veya fikir tarafindan da obsede edilebilecegi belirtilir. Ornegin ellerinin kirli oldugu fikrine inanan birinin, surekli ellerini yikamasi gibi. Bu nedenle “Takinc/takinti/Saplanti ” kelimeleriyle esdeger anlamli olarak da kullanilir.

Biz insanlar arasinda en sık gorulen Obsesyon, sevme iliskisi esnasinda olusur. Bu nedenle “Saplantili Ask” dedigimiz olgunun psikoloji dilindeki karsiligi, “OBSESSIVE LOVE” dir. Eger obsede aski / sevgiyi anlayabilirsek, sprituel obsesyonu daha iyi anlayabiliriz.

Saplantili Askda bagimli kisi, bir baska insanin etkin bir bicimde kendisiyle ilgilendiginden emin olamazsa, kendi butunlugunu hissedemez veya islevini yerine getiremez. Bedenen saglikli insanlarda, "bagimlilik" patolojik bir hastaliktir. Bazi kisiler, kendilerine guvensizlikleri ve yeterince bilgi, deneyim sahibi olmamalari yani kendi ayaklari uzerinde duramamalari veya durmak zor geldigi icin, kendileri, bir obsede ediciyi davet ederler. (Bu durum Uluslararasi iliskilerde de kendini gosterir. kendi ayakları uzerinde duramayacaklarını dusunen bazi uluslar, kendilerini Mandasi altina alip, himaye edecek bir emperyalist devleti resmen davet ederler. Ki Kurtulus savasimiz esnasinda bazi aydinlarin Ingiliz Mandasini bazilarinin ise Amerikan himayesini talep etmeleri bu turden davranislardir)

Obsede kisiler, Obsede eden varliga sormadan hic bir onemli karari veremezler. Kendi akillarina, bilgilerine ve vicdanlarina guvenmeyi beceremezler.

Sevgi Hakkinda yaygin yanlis bir anlayis da bagimliligin, sevgi oldugunun sanilmasidir. AsIk oldugunu sanan pek cok kisi, “Yasamak istemiyorum. Onu oyle cok seviyorum ki, onsuz yasayamam.” der. Aslinda sevmezler. Onlarin tanimladigi sey sevgi degil, asalakliktir. Var olabilmek icin, bir baska kisiye muhtacsaniz, siz bu kisiye yapismis bir asalaksiniz demektir. Boyle bir iliskide secim ve ozgurluk yoktur. Soz konusu olan sevgi degil zorunluluktur.

Sevgi ise ozgur iradeyle yapilan bir secim, bir tercihtir. Iki insan birbirini ancak, her biri kendi basina yasayacak gucte olup da, birlikte yasamayi sectikleri zaman sevebilir.

Eger bir Ruh, uzayli, seyh, guru veya mursit ile iletisiminiz varsa onlarla olan iliskiniz esitlik temeline dayanmalidir. Onlarin isiginin sizin isiginizi ortmesine musaade edilmemelidir. Buddha, “Ic seyahatinizde karsiniza Buddha cikarsa ret edin” der. Ve bu nedenle Bazi Budist ekollerde senede bir kez torenle Buddha’ya tukurulur.

Zaman zaman cocuklugumuzda yasadigimiz, Anne-baba sevgisi/bagimliligindan kaynaklanan obsesyonu cagiririz. Her birimiz kac yasinda olursak olalim, ne kadar olgun olursak olalim, hayatimizda, doyum verici bir ana veya baba figurunun bulunmasini isteriz ve arariz. Ama cogumuz icin bu arzular ya da duygular, yasamimizi yonetme, varligimiza egemen olma durumunda degildir. Eger bunlar yasamimizi yonetmeye ve varligimiza egemen olmaya baslamissa, biz artik dupeduz “Obsede ” olmus oluruz. Duygu, dusunce, davranislarimizda bagimlilik sergileriz. Bireyin yasaminin bagimlilik duygusu tarafinda yonetilmesine, PsIkiyatri dilinde “Pasif bagimli kisilik Sendromu” adi verilir. Ben kisaca "Bagimli Kisilik" ve "Bagimlilik" terimlerini kullanmayi tercih ediyorum.

Bagimliligin/Obsesyonun kaynaginda sevgi eksikligi yatar. Bagimli kisilerin kurtulamadiklari icsel bosluk hissi, dogrudan dogruya ana babalarinin, cocukluklari sirasinda gereksindikleri sefkat, dikkat ve ozeni kendilerine verememis olmalarinin bir sonucudur. Cocukluklarinda sevilen ve ozen gosterilen cocuklar, kendilerini degerli ve sevilmeye layik bulurlar. Kendi kendilerine karsi durust olduklari ve bu niteliklerini koruduklari surece de sevileceklerinden ve ozen gosterileceklerinden emin olarak yetiskinlige adim atarlar. Halbuki sevgisiz ya da sevginin duzensiz bir bicimde gosterildigi bir ortamda buyuyen cocuklar, yetiskinlige adim atarken boyle bir ic guvenden yoksundur. Tam tersine, iclerinde bir guvensizlik ve “hicbir seye yeterince sahip degilim” hissi, dunyanin guvenilmez ve hicbir sey vermeyen bir yer oldugu duygusu bulunur. Kendilerinin de degerli ve sevilebilir olduklarindan pek emin degillerdir. Bu nedenle, nerde olursa olsun, ilgi sevgi ve guven elde etmek icin cabalamalarina ve bulduklarinda da kaybetmemek icin hirsla yapismalarina sasmamak gerekir. Bu da onlari, sonunda, korumaya calistiklari iliskileri yok edecek, sevgisiz, karsilarindakini idare etmeye goturen Makyavelist davranislara goturur.

Sevgi ile disiplin elele yurur. Bagimli kisilerin asiri bagimliligi, aslinda Karakter bozuklugunun (notu okuyunuz) en onemli tezahurudur. Bagimli kisiler oz-disiplinden yoksundur. Ilgiye karsi duyduklari acligin, doyurulmasinin getirecegi hazzi geciktirmeyi istemezler ve bunu yapamazlar. Bagliliklar kurmak icin her seyi yaparlar ve durustlukten bile vazgecerler. Adaletli davranmak yerine kendileri icin degerli Ruh/plan/uzayliya/Seyhe/Gurunun kolesi/misyoneri/vazifedari olmayi tercih edebilirler.

Bagimli kisilerin en onemli ozelligi sorumluluk duygusundan yoksun olmalaridir. Pasif bir bicimde baskalarinin, hatta cocuklarinin, onlarin mutluluk ve doyum kaynagi olusturmalarini beklerler. Bunun icin de mutsuz, doyumsuz ve basarisiz olduklari zaman bundan baskalarini sorumlu tutarlar. Bu nedenle, bir baskasina bagimli/Obsede olmak icin kendinize izin vermeniz, kendinize yapabileceginiz en buyuk kotuluktur.

Ozet olarak;

Obsesyon/Bagimlilik, sevgi gibi gorunebilir. Cunku o insanlarin, kendilerini bir baskasina siddetle baglamasina neden olan bir guctur. Gercekte Obsesyon/bagimlilik, sevgi degil, sevgisizliktir. Vermekten cok almanin pesindedir. Olgunlasma yerine cocuklasmayi besler. Ozgurlestirmek yerine, kisitlamaya, kolelestirmeye calisir. Sonunda da iliskileri ve insanlari gelistirmek yerine yikima ugratir.

Sevgi ise insanin, kendisinin ve bir baskasinin ruhsal tekamulunu desteklemek amaciyla, benligini genisletme arzusu ve eylemidir. Sevme istegi veya sevgi duygusu “sevme” degildir. Sevgide hem niyet vardir hem de eylem. Sevgi yaptiklariyla belli olan bir irade olayidir. Sevgi yalnizca vermek degildir; sagduyulu ve aklin terazisinde tartarak vermek demektir. Hatta bazen de vermemek demektir. Sevgi mantikli ovgu, mantikli elestiri demektir.

Sadece teselli edip rahatlatmak degil, mantikli bir bicimde tartismak, mucadele etmek, yuzlesmek, zorlamak, tesvik etmek ve gerektiginde hedefe dogru itmektir.

Yani sevgiyle davranmak, icguduyle davranmak veya kontrol edemeyecegimiz duygularin yonetimde davranmak degildir.

Gercekten seven kisi, bilincli olarak hoslanmadigi, o anda sevgi duymadigi, hatta kendisine itici gelebilen bir insana karsi da sevgi dolu yapici davranislarda bulunur.

Sevgilerimle.

Not1: Nevroz ve karakter bozuklugu; Sorumluluk duygusunun normal olmadigi hallerdir.

Nevrotik biri cok fazla sorumluluk ustlenir. Karakter bozuklugu olan ise cok az sorumluluk ustlenir.

Nevrotikler, dunya ile aykiriliga dustuklerinde, otomatik olarak sucun kendilerinde oldugunu varsayarlar.

Karakter bozuklugu olanlar ise ayni durumda otomatik olarak dunyayi suclu bulurlar.

Cok azimiz disinda herkes bir dereceye kadar Nevrotiktir ya da Karakter bozukluguna sahiptir. Bunun iki sebebi vardir. Birinci sebep hayatta, hangi seylerden sorumlu olup, hangi seylerden sorumlu olmadigimizi ayirt etmenin, cok zor olmasidir. Ikinci sebep ise SINIRLARIMIZI BILMEMEKTIR.

Not 2: Bu konuda daha genis bilgiye sahip olmak isteyenlere, Dr. M. Scott Peck’in, "Az secilen yol" isimli kitabini tavsiye edebilirim.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

merhaba ben suanda askerliğimi yapıyorum.ve size psikolojimi artık kontrol edemediim için yazıyorum.obsesifim galiba diye düşünüyorum.2008 yılında bir sevgilim oldu ozamanlar iyi geçiniyorduk ta ki benm onunla ilgili iyi yada kötü bazı şeyleri gerçek yada doğru bi şekilde duymamla ayrıldık.aradan 4 ay geçti ve tekrar barıştık.ben ona ozaman kendimi örnek vererek iyi şeylerden bahsediyordum ve böylece onun birlikte olduumuz dönemlerde yaptığı kötü şeylerde laf sokuyordum.sonra bu bi hastalık haline geldi sanki benden habersiz gizli şeyler yapıyormus gibi geliyor bana devamlı kavga ediyoruz eskiden olan resimlerini bile görsem sinir oluyorum .artık kendimi kontrol edemiyorum.suanda hastalığım var sinir olduumda kolum uyusuyor.artık ikimizede gına geldi bu durumdan devamlı tartısıyoruz lütfen bize yardımcı olun.şimdiden teşekkürler.saygılar.

taner pehlivanoglu 
 15.02.2011 1:23
 

Bu cok yararli yazinizi ingilizce bulabilme imkanim var mi? Tesekkurler Tulin

sinan serter 
 03.02.2009 13:36
Cevap :
Yazımın tamamını ingilizce olarak bulamazsınız ama yararlandığım kaynağı ingilizce olarak bulabilmeniz mümkündür. Kitabın orjinal ismi: THE ROAD LESS TRAVELED..yazarı Dr. M. Scott Peck Bu konularla ilgili iseniz, facebook daki ilkeler isimli grubuma da üye olabilirsiniz. Eğer grubu bulamazsanız beni burada kullandığım ismimle bulabilir ve nasıl üye oluncağı hakkında bilgi alabilirsiniz.  04.02.2009 4:30
 

Tuncay Bey, Her zaman ki gibi sprituel dünyanın kapılarını aralarken gündelik hayatlarımızla bağını da okuyucunun kolaylıkla idrak edebileceği şekilde sunabilmeyi de başarmışsınız. Çok faydalandım (yine) Teşekkürler. Sevgi ve ışıkla Ayna

Ayna 
 07.01.2007 15:30
Cevap :
Teşekkür ederim sevgili Ayna. Eğer bildiğimizi herkesin anlayabileceği şekilde sunamazsak, bilginin işlevini yerine getirmesi zorlaşır ve biz de insanlığa karşı vazifemizi yapmamış oluruz. Öte yandan ‘İncilerinizi domuzların önüne atmayınız. Çok sayıda insani bilgilendirmek/bilinçlendirmek gibi bir amacınız olmamalıdır. Kantiteyi değil Kaliteyi hedefleyin. Eğer Dünyayı değiştirmek istiyorsanız, önce kendinizi değiştirin ve bu yeterlidir’ gibi sözler de vardır. Ki bu anlayış Marksist siyasi lider Kruşcev tarafından şöyle ifade edilmiştir, ‘İneklere Das Kapitali okuyarak, daha fazla süt vermelerini temin edemezsiniz’. Bence her iki görüş te doğrudur. Eğer, Kime, neyi, ne zaman, ne kadar vermemiz gerektiği hakkında, bilginin cinsine göre makul bir ölçüyü tutturamazsak, susmanın veya çırpınan bir konuşmacı olmanın bir farkı yoktur. Umarım terazinin topunu kaçırmıyorumdur:-)) Sizin gibi pek çok Milliyet blog okuru yazdıklarımı anlıyor ve yararlanabiliyorsa ne mutlu bana. Sevgilerimle  08.01.2007 1:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 60
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 4466
Kayıt tarihi
: 11.12.06
 
 

Ayrik otu tohumu ekip, buğday imajinasyonu yaparak, Buğday  hasatı yapabilir misiniz? Her ne ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster