Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '08

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
1619
 

Öcü diye bir şey yoktu hani?

Öcü diye bir şey yoktu hani?
 

öcü yaratmak kolaydır


Çocukken öcülerden çok korkardım. Öcü nasıl bir şeydi, canlı mıydı cansız mı bilemezdim. Nasıl bir kötülük yapardı çocuklara? Yer miydi onları? Döver miydi? Öldürür müydü? Kaçırıp keser miydi? Bilmiyorum. Belki de tutup kolundan, sürüye sürüye karanlıklar ülkesine götürürdü.. Bir dolu öcünün bulunduğu yere!. Gözümün önünde canlandırdığım bir öcü imajı vardı. Uzun, bol giysili bir yaratık. Ardımdan koştukça etekleri uçuşan... Yüzü nasıldı peki? Yüzü olmazdı öcünün. Öcüler yüzsüz olurdu. Çocukları korkutan bir "şey" hangi yüzle bakabilir ki insanların suratına. Tabi ki yüzsüz olacak. Yüzsüz olunca da kötülük üstüne kötülük yapacak.

Yıllar sonra bütün kötülerin aynı zamanda da yüzsüz olduklarını öğreniyordum. Yüzsüzlerdi ama kalın bir kafaları vardı. Bol giysilerinin kumaşından bir kumaşla örtülüydü yüzleri. Bu öcüleri birileri uzaktan kumanda ile idare ediyor olmalıydı. Çünkü korkutmak için çocukların peşlerinden koşarken, hiç göremedikleri halde ayakları takılıp düşmüyorlardı bunlar. Kesinlikle birileri uzaktan kumanda ediyordu bunlara.

Büyüdüm. Unuttum öcüleri. Artık pek uğramıyorlardı yanıma. Uğrasalar da yüz vermiyordum bu yüzsüzlere, sessizce kayboluyorlardı ortadan.

Derken, bir gün... Internet sayfalarında bir öcüye rasladım. Tam da çocukken beni kovalayan öcülerden biri gibi giyinmişti. Elimde olmadan ürperdim. Nereden çıkmıştı bu musibet şimdi karşıma! Hani öcü diye bir şey yoktu? Hani öcü masalları çok gerilerde kalmıştı? Hani yalnızca çocukları korkutmak için anlatılırdı öcü masalları?

Söylesenize... Hani öcü diye bir şey yoktu?!

Kurban bayramı kapıda. Kurbanlar da.. Hayvanlar.. İnsanlar.. Oluk gibi kan akacak yine. Birileri doğumuna, ayağa kalkıp dikilmesine, yürümesine tanık olduğu, canı gibi sevdiği hayvanını üç beş kuruşa satıp, çoluk çocuğunun rızkıyla cebi az da olsa dolu, gözü yaşlı, yüreği bomboş evine dönerken; aracılar üçe alıp beşe satmanın tatlı kârıyla mest olacaklar. Birileri de kurban kesmenin ayrıcalığıyla şişinip gezinecekler, ortalık bıçakçılarla, satırcılarla kaynayacak. Hayvanlar.. canlarım benim.. bağıra bağıra can verecekler.

Otobüsler çat kapı gelen misafirden, gün boyu kapıyı döven "apaçi"lerden kaçmak için yollara dökülenlerle dolup taşacak. Uzak yollara gidenler bavullarıyla, çocuk arabalarıyla, denkleriyle terminalleri dolduracak.

Trafik canavarları da çıkacak yollara. Hani şu.. yaptığı hız yüzünden saçları sağa yatmış, kaşları V biçiminde, gözleri yuvalarından fırlamış, sivri üst dişleri mağara gibi ağzının içine floresanlı lambalar gibi sıralanmış, sımsıkı direksiyona yapışmış, yasak işaretinden dışarı çıkmış şekilsiz şekil var ya, işte o canavar!..

Trafik canavarlarıyla trafik öcülerini birlikte göreceğiz yollarda. Kapitalizmin hizmetindeki canavarlar, kurban etiyle ve rakıyla ocakbaşı sefası yapacak, midelerindekileri eritmek için yollara dökülecekler... Şeriatın hizmetinde olan trafik öcüleri de öcülüklerinden geleni artlarına komayacaklar.

Son yıllarda art arda gelen krizlere karşın, iyice zenginleşti bu öcüler.. Hepsinin altında son model bir araba! Eskiden eşkıyalar yol kıyısında pusuya yatıp, yol kesermiş. Şimdi eşkıyalar yolda; soyulup soğana çevrilenler yol kıyısında, kabak gibi açıkta!.. Sevgideğer Yücel de soruyor dostlara: "Emekçiler yıllardır krizde..Ne yapmalı?" diyor. Kolayı var.. El ele verip, barikatlar oluşturmalı yollarda... Adam gibi yolunda gidenlere yolu açmalı, öcülerin yolunu kesmeli... "Nereden buldun?" diye sormalı. Yıllardır oynanan bu rezil oyunun, bu maskeli balonun bütün maskelerini indirmeli ki gelecek kuşaklar, öcü diye bir şey tanımasınlar.

Bu öcülerden ikisini bir lokantada spagetti yerken görmüştüm. Artık çocuk olmadığımdan, tiksinerek de olsa bakabilmiştim bu işin sırrını çözmek için. Spagettiyi çatalına takıyor, çatalını kafasının üstüne kaldırıyor, öteki eliyle öcü örtüsünü bir tel spagetti geçecek kadar aralayıp, çataldakini örtünün içine yolluyordu. Sonra da şöyle bir sallıyordu öcü örtüsünü, makarna adresini bulsun diye.. Öteki öcü de daha deneyimli olanı taklit ediyordu.

Bu arada "öcü" sözcüğünün tanımını aradım ve birçok tanım buldum. En çok hoşuma gideni bu sayfada okurumla paylaşmak istiyorum. Böylece duyduk, duymadık demesin kimse:

Öcü: "Ben altı yaşımdayken annemle babamın, 'bak biz ne kadar bilinçli ebeveynleriz, seni hiç öcü ile korkutmadık!' demesi üzerine bir anda hayatıma girmiş korku ögesi. Onca yıl beklemişsiniz, biraz daha bekleyin değil mi? O dakikadan sonra "öcü" hayatıma girmiş ve sayılı gecemi zehir etmiştir."

İtiraf ediyorum, korkuyorum ben öcülerden. Hey! öcü, öyle korkunçsun ki tırsıyorum ben senden. Ama yine de...

Bizler... son sözümüzü söylemedik daha.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

öcüler olmasaydı,korku güdümlü eğitimin,kahramanı kim olurdu?Öcüler kuşağından gelen yetişkinlerin herbirinin beyninde bir öcü karadeliği var,yllar sonrada Panik atak oldular.AAhh Ah yanlış bir dünyada doğruyu bulmaya çalışan biz kahramanlar. Yüreğinize sağlık sevgiler..

Şerife Mutlu 
 03.12.2008 22:50
Cevap :
Sevgideğer arkadaşım, ne güzel bir özet bu. Yanlış bir dünyada doğruyu bulmaya çalışmak... Ne güzel bir tespit. Bir de ters yüz etsek diyorum bu tespiti.. Belki dünya en başta doğruydu da.. insanlar, yanlışın küreklerine asıla asıla canına okudu dünyanın. Pusulamız şaştı, rotayı yitirdik.. Cafer Demirtaş'ın son şiirini okumanızı öneririm bu tespitler üzerine.. "İnsan daha insandı, insanlaşmadan önce" Cafer Demirtaş'ın şiirinin adı bu. Size bir soru: Eğitim, korku güdümlü olmak zorunda mı? Evet, çünkü.. dedik mi yandık. Siyaset, Sosyoloji, Psikoloji, Pedagoji, Tarih, Coğrafya.. herşeyi dökmemiz gerekir ortaya. Dökelim bence! Korku güdümlü eğitimin ipliğini pazara çıkaralım. Ne dersiniz? "Yeni" paylaşımlar için sevgimle..  03.12.2008 23:57
 

Sorgulamanın zıt halini tanımlar. Tüm klişilerin ve dogmaların karanlık yansımasıdır. Korkutmayla sindirmektir. Aklı örtmektir.

Hakan Şahin 
 02.12.2008 12:15
Cevap :
Sevgideğer Hakan, blog sensiz, bir dalı kırılmış ağaç gibiydi. İyi ki döndün, hoş geldin.. Birkaç tümceye sığdırdın öcü kavramını... Bu işte! Öcü dedikleri şey, bu! Sevgiler, saygılar sana..  02.12.2008 12:28
 

Yazını geç okudum ne yazık ki... Yazıdan çok yorumlarla geçtim dalgamı... İnsanlar gerçek kimliklerini dökerler böyle... Yanıt vermenin tek yolu var: Daha çalışkan daha savaşkan ve zaferle donanmış olmak. Kendini bilimsel tanımlayan bu zatların gözünde, Afrikada, ortadoğuda, latin amerikada, ölen karagözlü çocuklar, doğal seleksiyondur. Adalet, dünya malını paylaşabilşmek, dünyaya huzur verebilmektir. Adaleti, Okyanus ötelerine uçakgemileriyle, uçan kaleleriyle saldıran güçler ve onların yerel liberal işbirlikçileri mi savunacak? Yoksa Taranta Babuya mektup yazanlar mı? İzninizle son sözünüze ek geçeceğim, vebali bana ait: Şu Vatanın çocuklarını aç, eğitimsiz, sağlıksız ve kişiliksiz yetiştirenlerden, işçiyi köylüyü yoksul bırakanlardan, erkekleri köle kadınları fahişe ruhlu yetiştiren, çocukları batılı eniklere dönüştüren çakalları tekrar denize dökecek günlere inanmaktır son söz! Son söz, hayatın her nefesinde bunun için elini taşın altına koyabilmek, insanlığa sadakattir. Hoşçakal..

yeşilsoğan 
 29.11.2008 11:05
Cevap :
Daha çalışkan, daha savaşkan ve zaferle donanmak.. Sevdim bunu. Devinim var bu sözlerde.. "(...)Anlayarak bir usta kitap gibi /bir sevda şarkısı gibi duyup/ bir çocuk gibi şaşarak/ yaşamak...(...)" Bir çocuk gibi şaşarak yaşamak, var ya Levent, en güzeli de bu, biliyor musun? Daima öğrenecek bir şeyleri olmak.. yeni şeyler öğrendikçe şaşmak bir çocuk gibi.. Bilimselden yana olmak ama "bilimsel adam" olmamak! Son söze yaptığın ek, bomba gibi düştü darmadağın etti ortalığı! Ama hâlâ henüz söylenmemiş bir son söz olmalı! En kötüsü, söylenecek hiçbir sözün olmamasıdır. "Sözün olmadığı yerde yaşamanın da anlamı yoktur" demiş ve faşizme tepki olarak intihar etmişti Stefan Zweig. Bizler öyle yapmayacağız, çünkü daima söyleyecek bir son sözümüz olacak bu ALÇAKLARA! Her defasında bir "yeni" son söz! Sevgiler.. selamlar..  29.11.2008 20:43
 

Soygun, soysuzluk ve sömürü öcü kılıklı veya modern giysili her kesimde vardır, yeter ki gözünü para hırsı bürüsün, yeter ki tanrı ile eşdeğer ya da insandaki yansıması saydığım vicdanını yitirmiş olsun. Bu demek değildir ki kastettiğin anlamda öcüden korkmuyorum. Evet korkuyorum çünkü aydınlığı karanlığa çeviren kadına söz hakkı yaşam hakkı tanımayan zihniyetin üstün gelmesi demektir o giysilerin savunulması. Afganistan gibi bir ülkeye dönüştüğümüz bir rüyadan canlı uyanamayacak insanlardanım. Bu nedenle yazdım Baykal'a açık mektubu. O kıyafeti aydınlığı savunan bir partinin hem de rozetle kutsamasını kabul etmem asla mümkün değil. Şunu da aktarayım. geçen gün bir arkadaşla yürükrn yanımızdan geçen çarşaflı kişiyi görünce arkadaşım farkettin mi yaa o erkekti dedi. yazacak çok şey var . Saygı ve sevgilerimle.

Ezgi Umut 
 28.11.2008 23:32
Cevap :
Sevgideğer Ezgi, "aydınlığı karanlığa çeviren, kadına söz hakkı, yaşam hakkı tanımayan zihniyetin üstün gelmesi demektir o giysilerin savunulması" diyorsun ya.. bu kadarı bile yeter.. Ateşle oynuyorlar! İş işten geçmeden, söylenecek sözler söylenmeli.. Herkes yazmalı.. En çok neye üzülüyorum biliyor musun ? 12 Eylülden sonra bozguna uğramış bir aydınlar ordusunun ardından nal toplamaktan bıktık artık! Nal toplamaktan işimize gücümüze bakamıyoruz! Gericilerle mi uğraşacağız, mücadelemizi topal bırakan güya "bizden" tiplerle mi? Sevgiler, selamlar sana.  29.11.2008 1:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1020
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster