Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mayıs '16

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
226
 

Ocuyuz Bucuyuz; yüzde yüz ÖCÜYÜZ

Sporcuyuz okçuyuz gibisinden…

Nuh peygamber gemisini inşa ederken ona yardımcı olan UC (öcü) adındaki dev kadar  değilse de yazı alanında gayretlerimiz inkâr edilemez.  

Fark ettiniz mi? Başlığı okurken dudaklarınız büzüştü.

Böyledir blog kategorisi. Günaha girmeden ne yazabilir nede okuyabilirsiniz.

Espri latife şaka canım; bildiğimiz şakalardan…

Birilerinin nasırlarına basmak bir diğerinin kanat tüylerini yolmak; koparılanı kafaya takmaktır.

Blog kategorisinde yazmak.

 Sizi sempatik kılabilir.

Siperisaika da olabilirsiniz.

İncecik nankör çizgi; sizi trol ilan edebilirler.

 İsim vermeden, Nesilden nesile aktararak, konuyu temcit pilavına çevirirler.

Kızamazsınız kendilerine eksik yanlarına çünkü hepimiz yamuk bir tarafımızı besleriz.

Koyu dindarlar vardır tabii ki; Kindar hunhar blogcu yoktur asla içimizde.

Mista vardır. Karışık biraz ondan biraz bundan; tıpkı aşure gibi sonuçta lezzetlidir yani…

Tatlıdır.

Övgü yağdırmak; genelde mahcup oluverir; övgü oklarının hedefi “Ya yine mi bu akadeş ya ben buna yorum yazmak istemiyorum. Yazsam şeyim sarsılır şimdi” “ Bak hele yazmasam da olur; benim hakkımda iki kıytırık laf etmiş zaten FIRPIR Bey için ölüp bitiyor yerlere göklere sığdıramıyor.

Hele şu melekli Hatun için elinden gelse ikinci kadın başbakan yapıvercek lakin ne yalan söyleyeyim yakışır hani; ya Allah nazarlardan korusun M aşallah Ç alışkan  hocamıza ne demeli?

Her iki eli de dolu dolu bıkmadan usanmadan yazan…bir elinde kalem bir elinde fotoğraf makinesi; yazı arenasında sergilediği unutulmaz resimleri; selam olsun kendilerine.  Bizim için de Öpsün İzmir’i alnından.

Blog Kategorisi yasaklansın MIŞ neden acaba?

Bu kategori yazanı en güzel tanıtan kategori o kadar boş alan var ki içini doldurmak her kalemin harcı mı diye düşünmeden edemiyor insan.

Şu bir gerçek bu kategoriyle güzel faydalı işler ortaya çıkabilir kanaviçe gibi…

Her nedense ihmal var; yıldırım olmak isteyenler çoğunlukta paratonerin yerini almak isteyen yok.

Halbuki  çok faydalı bir nesne yıldırım çeken ya da savan…

Bir hayalin içeriği kabataslak: Yaşlı ana babalar (yaşlı olmayanlar da vardır)

Çocuklarının torunlarının yollarını gözlerler.

Oysaki o hayırlı evlatların vakitleri çok kısıtlıdır. Bayramdan bayrama kandilden kandiledir büyük ilgileri tabii bir de “el âlem ne der faktörü” vardır tetikleyen; gelmezler mi gelirler.

“Ama her gün her gün olmaz; biz çalışıyoz çocukların sınavları okulu bla bla bla  felaket yoğunuz”

Yerden göğe kadar haklıdırlar. Onlar mutlu olsunlar da sen biraz hasret çekiver.

 Nasıl olsa senin çok vaktin var.

Şimdi şu hasret çekenler kendi aralarında bir araya gelseler; iki üç saatliğine değil daha uzun ziyaretlerle birbirlerine destek olsalar olmaz mı?

Pişpirik sevenler; tombala sevenler tüylü çocukların fanları el ele…

Yardımlaşma destekleme; yaşlılar evine gitmeden yaşlılık dönemini şevkle yaşamanın sırlarını birlikte keşfetmenin yollarını arasalar.

“Bunun için blog kategorisine mi ihtiyaç var İlhami?”

“Neden olmasın? Toplantı yapmak için de o kategoriye ihtiyaç duyulmuyor mu? Yaşa başa bağlı kalmadan genç yaşlı okuryazar dayanışma kavramına önem verse özen gösterse bak o zaman sen verime işte tam bu noktada araya girenler olmasa; yaşam bir başka lezzet verir insana; bizler atomlara bölündükçe; mutluluk serap oluyor hepimize”

Her günümüzü bir kandil hassasiyeti içinde geçirebilmek çok mu sıkıcı gelir bizlere?

Mübarek olsun; Yaradan yüreklerimizi merhametle doldursun.

Alev Meisel (Hâlâ Berlin’de)

 21 Mayıs 2016 Cumartesi

Tez vakitte tüylü çocuklarıma kavuşmayı nasip etsin Yüce Rabbim;  sizlerin de tüm duaları kabul görsün inşallah. 

ERIC VAN BUYTEN, Latif bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba...yıllar önce demiştimdi ki Nedim'den şandelleyerek :)) "Bu şiir-i Türkçe ki bi misl ü behâdır Bir dizesine yek pâre blog mülkü fedâdır"...ve sonra güncelledim,bazı bloglar hariç...ve şimdi emin oldum...*bazı bloglar kesinlikle hariç*...saygıyla...eyvallah...

nedim üstün 
 22.05.2016 19:09
Cevap :
Üstün Hocam; öyle ağır kıymetli bir düşüncesini emanet etmiş ki çaresiz bırakmış...Nasıl korunsa da düşüncesi hiç değişmese...Açık temiz hassas yüreklilik yeterli olur inşallah. Saygılar   25.05.2016 13:31
 

Blog kategorisi aslı itibarıyla böyle bir camia için gerekli bir kategoriydi. Çünkü bloglarla ilgili olarak editörlerle yazarlar arasında çeşitli sorunlar çıkabiliyordu ve en azından benim editörlerden bir cevap alma şansım olmadığı için çok çok sıkıştığımda yöneticilere bu kategoride bir blog yazarak ulaşma şansım oluyordu. Diğer taraftan sitenin gelişmesi için öneriler yapılması ve bu önerilerinde geniş platformda tartışılması gerekiyordu. Ancak ne var bazı yazarlar zamanla blog kategorisini mesken tutup kategorinin suyunu çıkartmaya başladılar. Kimler bu kategoride ne kadar boy göstermişler belli olmuyor mu? Bir de benim hiç anlayamadığım şey bu kategoriyi mesken tutanların önemli bir bir bölümü sırf editörlere olan hayranlıklarını, yakınlıklarını ve ayrıcalıklarını ifade etmek veya diğer yazarlara ayar vermek için kullanmaları oldu. Sonuçta da iş maalesef doğal olarak çığrından çıktı. Doğrudur, değildir bilemem ama ben böyle düşünüyorum. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 22.05.2016 15:09
Cevap :
Merhaba Mustafa Bey, Blog Kategorisini mesken edinebilmek için yazanın sürekli o adreste ikamet etmesi gerekmez mi? 2016 bir 2015 bir 2013 üç 2014 dört (2010 senesi hariç) kez yazanın yolu (10 senelik üyelik sürecinde) blog kategorisinden geçmiş ise bence bu fazla sayılmaz. Sistemde bir sıkıntı yaratmıyorsa blog kategorisi - ben bildiriyorum- gönüllülük kategorisi kadar masum veya değil. Mahallenin adı zorla çıkarılmış dilberine dönüştürülmesinin altında yatan; hani bizim eşi benzeri bulunmayan kafa yapımızın her zaman işe yaramayan zekamızın yapıcı olmamayı bir nane sanmamızdan kaynaklanan acayip bir durumdur.(amma uzun oldu) Editör yazana ulaşmak istediğinde ulaşıyor zaten; yazanın: Şikayet bildirmek dışında editörle pek fazla işi olmaz. Yazan yazdığı yazıya kategori seçer; önce kategori seçip ona göre yazmak nasıl olur bilmem. Erkek yazanlar inanın bu blog kategorisi konusunda pek fazla yaygara yapıyorlar. Bunun bilimsel bir açıklaması vardır mutlak teşekkürler.   26.05.2016 13:41
 

Öncelikle duanıza amin diyorum Alev hanım..Sizin gibi gurbet kırgınlığı içinde olanların duaları herhalde Allah nezdinde daha makbule şayandır. Ben de Blog kategorisi kalksın derken hatalı kullanımına binaen söylemiştim..Aslında,gerçek hayatımızda birlikte olduğumuz, selamlaştığımız, gidip geldiğimiz komşumuzdan, akrabamızdan daha farklı insanlar değil MB'de sürtüştüklerimiz..Galiba sorun biraz da sanallığın kolay "sallamacılığından" kaynaklanıyor. Ne var ki, okur yazar titri olan biri bunu görebilmelidir, klavyenin Şeytanlıklarına uymamalıdır...Ama Şeytana uymayan var mı şu fani dünyada, derseniz elbette haklısınız, diyeceğim..:) Selamlarımla

ali açıköz 
 22.05.2016 12:37
Cevap :
Merhaba Ali Bey tespitleriniz çok yerinde; şeytana uymayan yok gibi katılıyorum lâkin şeytanla arasına bırakın mesafe koymayı; yek vücut hali; aşık atma halleri sınırları zorluyor. İyice belirgin olduğunda da misilleme yoğunlaşıyor kısır döngü çünkü galip gelen yine iblisin kendisi oluyor bereket huzur kaçıyor. Sonra otur işin yoksa düşün; başa gelen bunca olumsuzluk gerçekten tesadüf mü diye...Teşekkürler Selamlar   25.05.2016 13:18
 

( 2 deen devam) Meisel’i okurken çaydanlığın, çaydanlığın kaynarkenki çıkardığı uzunlu kısalı müzikal seslere döndürdük yüzümüzü. Hazdan yumulu gözlerimizin yarı kısık haliyle çaydanlığın o sihirli seslerinin peşine düştük. “Fısıltılı, ıslak, içten, buram buram katnerli buharlarla bezenmiş musiki dinledik, Meisel’in çaydanlığından. İçimiz bi hoş oldu. Isındık, mutlandık, güç aldık ve de inandık. Bu yazısı, Blog bültenlerinde muhakkak yerini alacak. Akılalmaz “hıg” deyicilere de şifa olacak bu yazı, her kesim, dikkatle okunmalıdır. Zira çıkarılacak çok dersler vardır. Meisel Hanım İzmir’e selam söylemiş. Elinde kalem, bir elinde de fotoğraf makinesi olan İzmir’de benim. Kendisine teşekkür borçluyum. N O T : Bu yazı blog olarak düşünüldü, sonra da Meisel Hanımın yazısı setten düşmesin diye, yoruma çevrildi.

Muzaffer Cellek 
 22.05.2016 11:26
Cevap :
...Evet gerçekten uzun uzun zaman ayırmışsınız yazıma teşekkür ederim. Birbirleriyle tanışan blog yazanları arasında farklı bir iletişim gözlemlemek mümkün olabilir. Tanıştıkları halde birbirlerini basit bir şekilde hırpalayanlar da oldu MB geçmişinde...İnsanın olduğu ortamda yok yok; güzel olmayan itici kareleri benimsemenin kime ne faydası olabiliyor. Olumlu sözcükler çıktığı yeri onarıyor tazeliyor. İçten olduğuna inandığım övgüleriniz önce size huzur veriyor. Doğruluğuna inanmadığınız durumları efendice eleştirmeniz çok etkileyici; sevgiler selamlar.   25.05.2016 13:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 584
Toplam yorum
: 2445
Toplam mesaj
: 327
Ort. okunma sayısı
: 832
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster