Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '09

 
Kategori
Söyleşi
Okunma Sayısı
402
 

Offf yorum aut yorum

Offf yorum aut yorum
 

Offf yorum Aut Yorum


Dün bir yerde çok güzel bir şey okudum."Nuh Peygamber, tufandan sonra Ararat'a geldiği zaman üç kuş türünü serbest bıraktı; barış için güvercin, yeni bir çağ için kırlangıç, bereket için kelaynak."

Çok etkilendim. Her biri bir sembol ve her biri pozitif bir işlev görüyor yaşamımızda.
Yaşarken her varlığın en ufak tozun bile bir faaliyeti var. Mesela kendi tükürüğümüzde boğulma riskimiz bile var.
"KENDİ TÜKÜRÜĞÜNDE BOĞULMAK" deyim olarak kullanıldığında farklı bir çok anlamlarla açıklanabilir bir cümle. Öncelikle Tükürüğün işlevi nedir?
bir kaynaktan aldığım bilgi aynen şöyle;

"Alkali özellik gösteren tükürüğün temel bileşeni su. Bunun dışında, tükürük bezleri tarafından üretilen diğer başka maddeleri ve ağız boşluğunda doğal olarak bulunan çeşitli bileşenleri de içeriyor.
Tükürük içeriğinde bulunan maddeleri şöyle sıralayabiliriz:
Su, albümin, çeşitli enzimler (lipaz, amilaz, laktik dehidrogenaz, beta-glukuronidaz, esteraz, peptidaz, fosfataz, ribonükleaz, peroksidaz), karbohidraz, lizozim, musinler, sistatinler, sinir büyüme faktörü, epidermal büyüme faktörü, gustin, fibronektin, histatin, immunoglobulin- A, -G ve –M, serum proteinleri, laktoferrin, kreatinin, siyalik asit, üre, ürik asit, lipidler, azot, elektrolitler, amonyak, bikarbonat, kalsiyum, klor, flor, iyot, fosfatlar, potasyum, sodyum, sülfatlar, tiosiyanat, magnezyum, vs.

Bunların dışında, tükürük bezleri tarafından salgılanmayan bileşenler arasında da şunlar bulunabiliyor:
Mantarlar, serum ve kan hücreleri, yemek artıkları, bakteriler ve bakteriyel ürünler, bronşiyal salgılar, hücre artıkları, virüsler, vs."


Bu durumda tükürük hiç de yabana atılmaz. Hatta ben de, şu ana kadar tükürüğün bu kadar özel bir imge olduğunu bilmiyordum. Deyim olarak kullanılmaya değer bir sözcük, tükürük.
Tükürme işlevinde ise insan vücudundan çıkan bir parçadır ve Evrensel kanunlara göre "parça bütündendir ve ne olursa olsun bütüne geri döner" Buna göre; yere tükürme işlevinde veya bir yere tükürme işlevinde tükürüğümüz bize geri mi dönecek? Yanıt "EVET " dir. Ama şaşırmayın!! Tükürük olarak değil. Dönüşümlü olarak başka bir şekilde. Metafizik bilgisi olmayan ve bir fikir yürütemeyenler için bunu anlamak ya da algılamak zordur. Ancak en basit anlatımıyla para verip herhangi bir şey almak gibidir. Her şeyin bir bedeli vardır anlamında. Para için alın teri gerek. Helal parayla helal yersin ve sağlam yaşarsın. Ancak hırsızlık yapıp para sahibi olanlar da bunun bedelini öderler. Tükürdüğün yere dikkat etmek gerekir. Tüküren kişiye de.. Hatta siz bile tükürseniz ne tükürdüğünüzü bilin ve neyi tükürdüğünüzü. Yoksa; ya tükürüğünüzde boğulursunuz ya da boğazınıza tükürüğünüz kaçar. Neyde boğulduğunu bilmek ve neyin boğazınıza kaçtığını bilmekte fayda vardır. Ona göre müdahale edersiniz.

Ben uzunca bir süredir, yaklaşık altı yıldır yabana atılmayacak bir çok bilgiyi içeren metafiziği okuyorum. Önce, metafiziğe geçmem için, bu dünyadaki bilgilere sahip olmam gerektiğini düşünüyordum. Ama sonra metafiziğin içerdiği konunun evrensel boyutta olduğunu öğrendiğim zaman, zaten içeriğini ve anlamını da öğrenmiştim. Metafizik daha çok ruhsallığa açılan kapıdır. Ruh dünyası. İnsanların ağızlarında olan ama ne olduğunu sadece kulaktan duyma bilgilerle onayladıkları bir alem.

Ruhsal dünyanın, içeriğini öğrendikten sonra dilini de öğrendim. Bununla beraber kendimi görmeye başladım, kendi duygularımı ifade ederken ne kadar bilinçli olduğumu tespit etmeyi, düşünce ve duygularımın bedenimde yarattığı tesirler, etkiler, vücuduma girip çıkma şekilleri, hangi duygusal kanalların olduğu, bu duygu kanallarının hangi işlevleri gördüğü, çakraların ruhun iskeleti olduğunu, auranın insanın enerji rengi olduğunu, ve bu enerji renginin insanı yumurta şeklinde kapladığını, dünyanın etrafında da koruyucu olarak böyle bir enerji olduğunu ve insanın bir dünya olduğunu. Daha bunlar toplu iğnenin başı kadar bile değil. Nerdeyse evrenle bütünleştim.

Şimdi bir yazı, bir makale, bir deneme yazıyorum, ya da bir şiir. Yorum bir teselli olarak geliyor. Yazıyı yazarken girdiğim duygu yoğunluğu sentezleniyor. Halbuki insan bir yazıyı okurken kendini sentezlemeli, kıyas yapmalı, empati kurmalı ve gerçek anafikire inmeli. Ben teselli istemek için yazmıyorum, karşımda duran herşeyle empati kurmak için yazıyorum. Bu hatayı ben de yaptım ama zaten önemli olan insanın kendi hatasını kabul edip, kendini affederek, bir daha o hatayı yapmaması gerektiğidir.

Ben "kendini bilmek" kavramını okuyarak kendime en azından adım atmayı öğrendim. Kendine adım atmak her şeye, herkese adım atmaktır. Şuurlu yaşamak, baktığını görmek, işittiğini duymak kalp gözünü açmaktır. Kimse mükemmel değil bu yüzden hata yapmaktan korkmamak, yaptığımız hatadan ders alıp onu olgunlaştırmak gerek. Hepimiz bir şiirin ilk çıktığındaki ham halinin farkındalığını yaşarız. Peki bu farkındalığın farkında mıyızdır acaba?!

İçinizdeki Işık Rehberiniz Olsun
Sevgiyle

Deniz Güneş

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

siz benden daha ileri yoldasınız. yazılarınızı hep okuyorum. yolunuz ışık olsun. sevgiyle kalın...

sevimsevinç 
 29.08.2009 21:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 58
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 344
Kayıt tarihi
: 11.07.09
 
 

04/07/1968 Gaziantep doğumluyum. İstanbulda yaşıyorum. İstanbul aşığıyım. Şiir yazmakla uğraşıyorum...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster