Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '10

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
914
 

Ofiste bir öğle yemeği

Ofiste bir öğle yemeği
 


Zelin, bir arkadaşım var. Meslektaşlardan biri.. Evde pijama terlikle eşinin eline ayağına dolaşıp onunla kavga etmemek için arada bir böyle yanıma gelir. Geçen gün kızlarımın çok beğendiği şu ünlü yemeği yapmıştım ki yine geldi. Masaya bir tabak daha koyduk, birlikte yedik. Az pimpirikli, az titiz değildir haa.. İnanamadı yemeği benim yaptığıma.

"Yok canım, şaka yapıyorsunuz.. Söyleyin bakalım kızlar, kim yaptı bu yemeği?" dedi, durdu.

"Madem inanmıyorsun, haber ver bir gün, sen gelinceye kadar bekleyeyim, sonra mutfağa girer birlikte yaparız"dedim.

"Tamam, dedi, ama ben alacağım malzemeleri." Sonra da iki saat, o yemekten başka bir şey konuşmadı ofiste.

"Merak ettim şimdi Muzaffer.. Nasıl bir yemek bu böyle?

"Dur önce şu olayı bir anlatayım, sonra tarifini de vereceğim zaten. Neyse, haberleştik, program yaptık. O, hiçbirşey almadan gelecek, birlikte çıkıp alacaktık. Çarşıyı yüklenip gelmesin diye böyle bir beyaz yalan söyleme gereği duydum. O gelmeden çıktım, malzemeleri aldım."

"Ee taksi de tutmuşsundur şimdi sen, poşetleri taşımak için!"

"Ne demezsin Zelin.. Asansör de bozulmuş, canım çıktı valla merdivenlerden poşetleri çıkarırken!"

"Bak şimdi iyice merak ettim işte? Nasıl bir yemek yapacaksın acaba?"

"Neyse.. bu kadar girizgah yeter. Anlatayım da kurtulayım. İçeri girdiğimde arkadaş gelmiş, kızların ikram ettiği çayı yudumluyordu. Elimdekini fark etmedi."

"Nasıl yani?"

"Bir soluklan da çıkıp şu malzemeleri alalım"dedi. Nasıl olacak Zelin? Ufacık bir poşet var elimde. Deminden beri hayallerini yıkmamak için poşetler.. poşetler.. deyip duruyorum. 400 gram kemiksiz tavuk budu eti, 4 patates. Sıvı yağ ve tuz da var mutfakta. Biraz da karabiber, hepsi bu işte malzemenin."

"Hadi bakalım, buyrun! Yemeği pişirdikten sonra, şapkadan tavşan da çıkaracak mısın peki? Böyle ziyafet hazırlamak, her kişinin harcı değildir. Hadi anlat da öğrenelim şu nefis yemeğin nasıl piştiğini..."

"Tamam... Ellerimi bir güzel yıkadım. Sonra, arkadaşımla birlikte mutfağa geçtik. Pür dikkat izledi beni. Tavuk etini tencereye koydum, bir çay bardağı kadar sıvı yağı döküp hafif ateşte döndürerek kızarttım. Bu arada patatesleri soyup, herbirini uzunlamasına dörde böldüm. Kızarmakta olan etin üzerine patatesleri atıp, az tuz ve biraz da karabiber serperek bir iki kez karıştırdım ve tencerenin kapağını kapattım. En kısık ateşte, hiç su koymadan 30-35 dakika pişti yemek. Afiyet ve tabi sevgi eklemeyi de unutmadan kızların hazırladığı sofraya getirdik."

"Afiyet olsun Muzaffer. Kızmazsan sana bir şey söyleyeceğim."

"Söyle tabii."

"Bu yemeği dedem de yapar!"

"Biliyordum, böyle diyeceğini. Ama bu yemek hem lezzetli, hem ucuz, hem de besleyici. Üstelik de tez hazırlanıyor. Toplam maliyeti de 7-8 lirayı geçmiyor. Sofraya konan tabak sayısı artarsa eti ve patatesi biraz daha fazla kullanabiliriz. "

"Sevgi soslu, tavuklu patates... Kulağa hoş geliyor. Peki hiç su koymadan pişince yanmıyor mu yemek?"

"Hayır.. Patatesler ve tavuklar kendi suyuyla pişmeli. Su konulmayacak, unutma sakın."

"Tamam, unutmam. Kapatıyorum telefonu. Sevgi soslu tavuklu patates yapmaya gidiyorum. Söylerim sana yaptığım yemeğin nasıl olduğunu.. Sağol arkadaşım. Kızlara selam. Arkadaşına da... Söyle ona, pijamalarıyla dolanmasın ortalıkta. Güzelce giyinip, mutfağa sevgi soslu tavuklu patates yapmaya gitsin. Eşinin çok hoşuna gidecektir umarım."

"Tamam, selamını iletirim. Hoşçakal Zelin, görüşürüz."

"Hoşçakal Muzaffer, önce şu yemeği yapayım.. daha sonra senin nasıl bir aşçı olduğunu yazarım, tamam mı?"


***

Telefonu kaparken gülümsedim. Tam da aklımda böyle bir yemek yapmak vardı. Kafamı toparlamak için pencerenin yanına oturup öylesine, aslında olmayan uzaklara baktım. Çünkü artık en uzak yer, burnumuzun dibindeki apartmanların arsızca gökyüzüne doğru uzanan ve ufuklarımızı kapatan soğuk ve sevimsiz duvarları.. Ama beyin gücüyle insanın yapamayacağı hiçbir şey yok. Hemen bir tuval gerdim apartmanın dış cephesine. Paletime deniz mavisi aldım biraz.. Bulut beyazı.. orman yeşili.. kuş kanadı... kırçıllısından, sonra parlak kızıl, koyu yeşil, gri... ve tabii güneşin bütün sıcak renkleri...

Brokoli pişireceğim. Yeni bir tarif gerek bana. Tuvaldeki renklerin altına bir brokoli tarifi attım imza diye... Brokolinin üzerine, az zeytinyağı, az tuz, bolca sarmısak... Su yok yine.. Cam kapağı kapattım tencerenin üzerine. Tencerenin içindeki koyu yeşil brokolilere baktım. Tıpkı, bir uçağın penceresinden sık ve gür bir ormana kuşbakışı bakar gibi...

Bir gökkuşağı çizdim tuvalin üzerine. Ana renkleri bütün tonlarıyla serpiştirdim gökkuşağının üzerine.. Maviyle sarı sarmaş dolaş olup, yeşile dönüştüler. Kırmızı, kalakaldı ortada. Kırmızıdan koyu yeşile yakışır bir koyulukta, kırmızı taze biber yaptım. Halka halka serpiştirdim koyu yeşil brokolinin üzerine.. Sarmısakları diş diş soyup, beyaz güvercinler gibi dizdim yanyana.. Sonra birer birer uçurdum onları koyu yeşil, sık ağaçlı ormanın üzerine.. Birer birer alçalıp, brokolilerin dallarına kondular.

***

Benden aşçı olursa, bütün aşçılar ahhh.. çı olur!..

Ama benim sevgideğer arkadaşım Muzaffer, gerçek bir aşçı. Ayrıca o, tam 35 yıllık gerçek bir dost!..

...


Zelin Artuğ, 11 Ocak 2010, Yeryüzü

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

...ve Yasemen''!... olarak sonlanıyordu... Ve en sonda da, iyi mayalanmış, korunup, dinlenmiş, keçi ve koyun ağırlıkı peynir, yoğurt ve Kefir'in,sütten çok daha yararlı olduğunu vurgulamak istemiştim ki,yer kalmadı...Dostça selamlarımla. 15.01.2010 22:49:13 Cevap : :) Katkılarınız için teşekkürlerimle... yasemen kokulu nice baharlara sevgiyle, dost selamlarımla.. 16.01.2010 19:33:31

zelinartug 
 24.01.2010 23:42
 

Ah, şu hırsızlar,olmaz mı suçları, doğal ki var, doğalarından gelen!... Hani şair artık dayanamayıp, bir de ne demiş?... ''Kabahat senin, demeye de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!...''demiş...Neyse, şu Noel arabasının yolunu biz gene,gıdaya çevirirsek, zeytin yağı doğru bir seçim derim...Tad ve rayiha açısından tercih, önce Küçükkuyu, Ahmetçe ve Altınoluk...Sonra, Edremit, Havran, Burhaniye, Ayvalık!...Ancak kızartma ve pilavda , kozmetik pazarına sunamadığımız(!)Çotanak fındık yağı da,yüksek ısıya dayanıklı,mükemmel bir kızartma ve yemek yağı!...Ve çok besleyici!...Süte gelince,ot ve çiçek yiyen,mutlu hayvan sütü ve öncelikle, keçi ve koyun sütü..Ama hijyen ve bakteriden arınma açısından, önce şişelenmiş pastorize süt ve katkısız ileri teknolojili kutu sütler de ehven-i şer!... Ben filtrasyon sonrası, toplanan sütlerden çıkan simsiyah ,irinli artıkları görünce, sağanı ve sağılırken görmediğim hiçbir sütü almamaya karar kıldım!Yoğurt,peynir daha yararlı.

zeki etferat 
 15.01.2010 15:45
Cevap :
Devrik bir kral ve küçük hırsız Abu... Ama ben, Amerika'nın ürettiği mısırı ve ayçiçeği, abrakadabra ile soframızda yağa çeviren "Arsen Lupen"lerden söz ediyordum.. Tabii ki kabahatin çoğu bizde canım arkadaşım. Ne yazık ki kendimize verdiğimiz zarar ve kendimize yaptığımız saygısızlık kabahat diye öğretilmedi bize.. Bize yalnızca "Büyükler"in karşısında ceket düğmeleri iliklememek.. kapıyı üç kez vurmadan büyüklerin odasına girmek gibi şeyler kabahat olarak öğretildi. Alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerek. Sizin bilgilendirici yorumlarınız gerçekten de bu yazıma büyük bir değer kattı Zeki Bey. Çotanak fındık yağı biraz pahalı ama az kullanmak koşuluyla.. zeytin ve fındık üreten bir ülke olarak, fındık yağı ve zeytinyağı vazgeçilmezlerimiz olabilir mutfakta. Süt, yoğurt ve peynir konusunda hem fikirim sizinle.. Teşekkürler bu bilgiler için.. Dost selamlar.  15.01.2010 23:16
 

www.8sutun.com/Buzdolabina-yiyecekleri-dogru-yerlestirin_63206.html ... / bu bilgiden sonra özetleyelim,tavuklu patatesi!... Efendim tavuğun çabuk bozulmaya çok mütemayil bir yiyecek olması ve onun kesim aşamasında ve stoklama sürecinde,''Psendomanas'' isimli ve türleri olan bir bakteri oluşumuna çok çok açık olması ve bu bakterinini patateste ve hazır salatalarda da(!) farklı türevlerdebulunması ve ayrıca patatesin markete ya da pazara gelene kadar hem bu bakteri ve hem de ismi güzel ve anlamlı, ''Erwinia Carotovara'' isimli bakteriyle de haşır ve neşir olması ve bu ikilinin bu yüzden amansız bakteri kardeşliği olması ve yenmeyip kalan yemeğin de buzdolabında bir bakteriler panayırına dönmesine neden oluyor!... Örneğin döner,dış yüzeyi pişerken içerde saklanan ısı, bakteri oluşumunu hızla arttırıyor ve siz geç bir saatte döner yerseniz,iş oluyor, ''ayva manje''!... Siz siz olun her tür döneri ilk takılma saatlerinde, döner yeni pişmeye başlamışken yiyin,efendim..Selam.

zeki etferat 
 14.01.2010 21:26
Cevap :
Bu ilginç bilgiler teşekkürler. Sanırım herkes için yararlı olacak bu bilgilerden sonra, alışkanlıklarımızda köklü değişiklikler yapacağız. Keşke "ayva manje"den önce bilseydik de bunları, "ayva" ya hayır! diyebilseydik toplum olarak.. Bir de zeytinyağından başka yağ tüketmemek gerektiğini öğrendim bu sabah.. Kutulanmış sütlerin de aslında süt olmadığını! Sevgideğer dost.. son bir soru sormak istiyorum size.. Yanıtlamayabilirsiniz.. Galiba yanıtını da biliyoruz hepimiz. Soru: "Peki hırsızın hiç mi suçu yok?" Dost selamlar ve sevgiler.  15.01.2010 1:19
 

Daha pişerken, mikrop üretmeye başlayan bir ikili!... Ve ancak,balkonda çayı içip,kutup yıldızlarına dalan genç vücutların kaldırabildiği... Bu yüzden ben, ona toksinli patates derim ve ara sıra can çeker, az pişirir, o öğünde yer bitiririm, buz dolabına bile girmeden!... Aman, dikkat, atlamayalım bu durumu... Görselde o muhteşem ,ihtişamlı brokolileri gördükten sonra, onları artık nasıl yerim bilemem!... Ama gene de yiyeceksem eğer; bol limonlu,sarımsaklı rendelenmiş bir lahana salatasına , onu da küçücük parçalara ayırıp, kökünü de rendeleyip ,iyice karıştırıp yemek, en sağlıklısı ... Bir de şu iştah açıcı, (!) renkli logo değişimlerini kıskanıyorum, o kadar... Sofranız bereketli, ağzınız tatlı olsun... Sevgiyle, dostça selamlarımla.

zeki etferat 
 13.01.2010 17:12
Cevap :
Sevgideğer dost... Çok ilginç bir bilgi bu.. Ama açıklaması yok.. Neden böyle? Bütün yemekler için mi geçerli bir durum bu? Yoksa patates ve tavuk ikilisi için mi? Bu konuda sizin bilgilerinize çok güveniyorum. Ama bir açıklama yaparsanız, tavuklu patates sevenlerin hepsi de yararlanmış olur kanısındayım. Logoya gelince... "Değişim iyidir..." diye düşünüyorum. En kötüsü de hiç değişmeden yerimizde saymak, değil mi:) Soframızda daima çok güzel bir yeriniz var. www.kucukisler.com'a da bekleriz efendim... Dost selamlarımla ve sevgilerimle...  14.01.2010 13:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1010
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster