Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '08

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
1307
 

Öfke, hüzün, tutku ve düş kırıklığının ezgisi tangolar

Öfke, hüzün, tutku ve düş kırıklığının ezgisi tangolar
 

Oğuz TÜMBAŞ

Papatya gibisin, Sana nerden gönül verdim, Sevdim bir genç kadını… ve başkaları.. Şecaattin Tanyerli’nin unutulmayan tangoları bunlar… Mehtaplı bir gecede, Ayrılık, Emelim, Sana nerden gönül verdim, Dinle beni, Neden, Bir melek gibi… Bunlar da 1902 doğumlu Fehmi Ege’nin tango parçaları… Peki ya Celal İnce, Necdet Koyutürk, daha sonra Esin Engin…unutulur mu onlar hiç?

Çocukken de yeni yetişme dönemlerimde de tango müziği ve dansı beni hep heyecanlandırırdı. Bugün tango çok dinlenmese de bizim ya da ileriki yaşlarda olan entelektüellerimizin belleğinden silinmeyen ezgilerdir. O dansları unutmak olası kjı?

Şimdi TRT Radyo 4’te ’de gecenin geç saatlerinde tango ezgilerini dinlerken, yıllar öncesine döndüm gene.

1800'lü yıllarda Arjantin'deki genelevlerden çıktığı bilinen tango, Latince dokunmak anlamına gelen "tangere" sözcüğünden türemiş. Buenos Aires'e yerleşen milyonlarca göçmenin kendi müziklerini, gelenek ve göreneklerini birlikte getirmesiyle hüzünlü serüvenine başlamış tango… Büyük umutlarla topraklarını terkeden, kendilerini büyük kentin karmaşası içinde bulan bu insanların duygularıyla ortaya çıkmış.

Bu yıllarda yaşanan göçün olumsuz sonuçları, düş kırıklıkları, kadınları genelevlere sürüklerken, erkekler de içki kadehlerinde ve kadın kokularında tesellilerini aramışlar. Tango müziği, onların yalnızlıklarını ve öfkelerini bir kat daha artırıp bir keder ve ölüm dansı olarak kabul edilirken, günümüzde de tutkunun ve aşkın dansı olarak efsaneleşmiş.

Tango, Arjantin’de zengin kesim tarafından bir alt kültür olarak kabul edilse de Parislilerin bu dansa olan ilgisi, Arjantin sosyetesinde tangonun önemsenmesine neden olmuş. İlk olarak Carlos Gardel’in 1917 yılında her türlü argo ve erotizmden uzak sözlerle smokin giyerek tango söylemesi, müziği yavaş yavaş üst tabakalara doğru tırmanışı hızlandırmış.

Tango araştırmacısı Fehmi Akgün, tangonun bu denli çok sevilmesini, bir takım Arjantinli şov gruplarının son 15 senedir tüm ülkeleri dolaşarak tango dansını ve müziğini dünyaya yeniden sevdirmeye başlamasına bağlıyor. Kadın ve erkek bedenleriyle ve dokunuşlarıyla bir şeyler anlatıyorlar birbirlerine dans ederken. Diğer müzik türleri yaraları onarırken tango, dansı ve müziğiyle yaraları deşiyor.

Türkiye’de duyulmaya başlanan ilk tangolar Avrupa tangolarıdır. Arjantin tangolarını ise daha sonra meraklıları büyük bir titizlikle izleyecek ve arayacaklardır. O günlerde düzenlenen gecelerde ve balolarda tango, yavaş yavaş duyulmaya ve dans edilmeye başlanır. Necip Celal’in 1928 yılında yazdığı ilk tangosu olan Mazi, 1932 yılında Seyyan hanım tarafından plağa okunacak, ardından Fehmi Ege’nin çok sevilen “Mehtaplı Bir Gecede” adlı tangosu ve diğerleri gelecektir. Fehmi Ege ve Necip Celal’i, Kadri Cerrahoğlu, Ziyaettin Sarıkartal, Halit Bedii Akçay, Nusret Rıfkı ve 1940’lı yılların ünlü besteci ve orkestra şefi Necdet Koyutürk izler…

Türkiye’de Ajantin Tangosu denince akla ilk gelen müzisyen Orhan Avşar… Bandoneonist, orkestra şefi ve düzenleyici. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Buenos Aires’te geçiren Orhan Avşar, orada öğrendiği tangonun temel sazı bandoneon ve müzik öğrenimi ile yurda dönüşünde İstanbul Radyosu’nda “Tipik Orkestra” kurmuş ve 1947’deki erken ölümüne dek, ödün vermeden oluşturduğu müziği, ince sanatçı ruhunun yansımasıyla izler bırakmıştı.

Tango adı nereden gelmiş olursa olsun, tango müziği tango dansına da can verdi. Hayal kırıklığına uğrayan milyonlarca insan duygularını müziğe de yansıtmıştır ki bunlar öfke, hüzün, vatan hasreti ve düş kırıklığı olmuştur.

Tango ezgilerini dinlerken, kalktım salonun orta yerine. Yalnız başıma dans ediyorum. Siz de unutmayın tangoyu. Bu güzel dansın büyüsüne kaptırın arada bir kendinizi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MB haftalık bültende TANIYALIM köşesini iyi ki tıklamışım ve bir tango sevdalısı blogdaşımı tanıma şansını yakalamışım. Arjantin Tango'nun tarihi, etimolojisi üzerine yazdıklarınızı okurken bunlar geçti aklımdan. Resimlerime ve yazılarıma ilham kaynağı olan Arjantin tangonun müziği dansı liriği ve felsefesiyle yakından ilgili bir tango emekçisi ve sevdalısı olarak, bu yazınızı okumak inanın beni çok mutlu etti. Fehmi Akgün'ün radyo programını senelerdir dinlerim ben de. Kendisi ile tanışma ve sohbet etme onurunu da tattım. Kendisi Arjantin Tangonun tarihi ve özellikle müziği konusunda ayaklı bir kütüphanedir.. Onun "Yıllar Boyunca Tango" isimli kitabını okumanızı da tavsiye edebilrim size. Yazdığınız bu blogdan Tango üzerine emek verdiğiniz anlaşılıyor, sevgi emek ister, emek de sevgi.. Elinize kaleminize gönlünüze sağlık. Saygı ve selamlarımı gönderiyorum buradan.

Yeşim E. Narter 
 02.09.2009 17:03
Cevap :
Tangoya tutkulu bir dostla tanışmak beni de mutlu etti. Gençlik günlerime gittim. O sıcak,içten,anlamlı günlerime. Duygulandım. Sevgi emek ister.Sevgi'nin içeriği zengindir. Onu korumak, yaşatmak, paylaşmak aslolan ebette. Sanırım giderek bu tür özel duygulardan,duyarlıklardan uzaklaşıyor muyuz ne? Sözünü ettiğiniz kitabı edinmeye çalışacağım. Duygularımı ve tarihi eski bu yazımı paylaştığınız için ben de çok teşekkür ederim Yeşim Hanım. Tangonuz bol olsun.Sevgi ve saygıyla.  03.09.2009 22:47
 

Adınız bana müziği çağrıştırır hep... Anılar ve müzik, ayrılmaz iki dost. Tango ezgileri arasında yazıyı tamamladım. Kaleminiz daim olsun...

Ayten Dirier 
 13.10.2008 11:40
Cevap :
Ayten hanım, merhaba; Müzik tutkunuzun çok yönlü olmasına sevindim. Ezgiler arasında yazımı okumanızdan da ayrıca kıvanç duydum. İçtenliğinize, ilginize çok teşekkür ederim. Saygıyla efendim.  13.10.2008 17:28
 

Yazınızı okuyunca gülümsedim. Benim gibi tango severlerin olması öyle hoşuma gidiyor ki. Dinlemesi ayrı bir zevk, dansı ayrı bir zevk. Ne zaman tango dinlesem ruhumda kuşlar cıvıldamaya başlar, enerji dolarım. Son paragrafınız ise Cezmi Ersöz'ün bir yazısını hatırlattı bana; Odandasın ve tek başına dans ediyorsun. Oradasın ve varsın işte...

Tülin Aksoy 
 02.08.2008 9:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 178
Toplam yorum
: 278
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 1437
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

1946 yılında Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde doğdum. İlkokulu aynı ilçede, ortaokulu Ceyhan’da, li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster