Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '07

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
737
 

Oğlum hep seni bekledim

Oğlum  hep seni bekledim
 

Rüzgârın uğultusuyla kadının iniltisi birbirine karışıyordu. Izdırabının, acısının çok olduğu her halinden belli oluyordu. Tüm çarelerin denenip, çaresizliğin kol gezdiği, uçan kuştan medet umulduğu zamanlardı son günler.

Amansız hastalığa yakalanalı altı ay olmuştu. İlk duyulduğunda kimse konduramadı, yakıştıramadı o na. Onun kadar pozitif, onun kadar neşeli biri nasıl olurda çekerdi kendine bu kötü hastalığı. En olumsuz olaylarda bile olumlu bir taraf bulup pozitif olmaya çalışırdı. Hem kendi hem de etrafındakilere bu enerjiyi yayar, böyle olduğuna inandırırdı..

Ama maalesef ki doktor, eşine ve iki kızına, annelerinin günlerinin sayılı olduğunu, her olumsuzluğa hazır olmalarını, en fazla altı ay daha dayanabileceğini söylemişti.

Evet, doktor eşine ve iki kızına demişti oysa birde oğlu vardı kadının.. Hayatının odak noktası yaptığı, hayatını ikiye bölüp bir tarafına oğlunu diğer tarafına kalanını koyacak kadar büyük bir aşkla bağlı olduğu oğlu vardı. Onun sevgisinin ve özleminin, onu bu hale getirdiği bir oğlu.

Yüreğindeki ızdırabının, acısının bedenindeki acılardan ve sızılardan daha büyük olduğunu ve sebebinin de ne olduğunu herkes gibi bende biliyordum. Biliyordum çünkü onların evveliyatını biliyordum. Onu nasıl istediklerine, beklediklerine ve geçirdikleri zamanlarına hep şahit olmuşumdur.

İki kızın küçüğüydü oğlu. O doğduğunda anne ve baba için sanki gökyüzünde gök kubbeler kuruldu. Yani mutluluklarını anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalıyordu. Orta halli bir aileydi. Zaman zaman sıkıntılar yaşıyorlardı, buna rağmen imkânları dâhilinde en iyisi için uğraştılar ve en iyi eğitimleri verdiler o na.

Tabi bunları yaparken anne hiçbir zaman oğullarının yanlarından uzaklara gidebileceğini düşünmüyordu bile. Düşünmeyi bırak hayal bile kurmuyordu. Her planları kendi yanlarındaymışçasına yapılıyordu.

Her anne baba evlatlarını kendi yakınlarında ister ama illa da eskiler..

Ahhh eskiler ahhh !!!

Kendilerini hasta edecek derecede bağlıdırlar bu arzularına.

Okullar bitti, anne baba her zamankinden daha mutlu, artık oğulları büyük adam olmuş, onların gözünde bir dev gibi görünüyordu.

Fakat oğullarının içinde ezelden beri hep yurtdışı sevdası vardı.Yurtdışına gidip kendi iş dalında eğitimini geliştirip, oralarda çalışmak vardı projelerinde..Bunlardan onların haberleri yoktu tabi..Bunu anne babasına nasıl anlatacaktı.Diğer aileler için gayet normal olan bu durum onlarda böyle olmayacaktı.Biliyordu ki ölümüne bir sevgiyle bağlıydılar o na.

Anne babasına bir gün bu konuyu açtı. Anne baba hiç beklemediği bir istekle karşı karşıya gelince önce bir afalladılar. O nun kendilerinden uzakta olmalarını istemediklerini söylediler. Giderse o nun özlemine dayanamayacaklarını anlattılar. Ama nafileydi.

Oğulları kesin kararlıydı. Anne baba oğullarının bu konuda son derece kararlı olduğunu görünce fazlada itiraz edecekleri bir durum kalmamıştı.

Aslında onların bu itirazlarının sebebi, yurtdışına gidince oraya yerleşmesinden, oralarda evlenmesinden ve ona hissedecekleri acı özlemdendi.

Ve nitekim oğulları yurtdışına gitti. Her şey istediği gibi gidiyordu. Bulunduğu yerde eğitimini tamamlayıp başarılı bir iş hayatına atılmıştı ve artık yerleşmişti oralara.

.

Kabullenmek, alışmak anne baba için çok zor oldu. Zor bir süreç geçirdiler o nun yokluğunda. Canı sağ ya diye teselliyle avuttular birbirlerini. Dilleri böyle söyledi ama yürekleri başka diyordu içten içe. Anne, oğlu gittiği günden beri artık her gün hastaydı..Aslında hastalığı gönül yorgunluğundandı bunu kendide biliyordu..Ara sıra inşallah bu sıkıntım bana ileride amansız dertler vermez diyordu.

İlk başlarda sık sık gelmeye çalıştı. Daha sonra, bu aralar yavaş yavaş açılmaya başladı. O geldiği vakit evlerinde bayram havası yaşanıyordu. Zaman ilerledikçe sadece bayramlarda anne babasına gelmeye başladı. Oğullarının yüzlerine bir şey diyemeseler de içten iç içe mahvediyorlardı kendilerini. Hele de anne.

Geçen senenin kurban bayramıydı. Telefon açıp gelemeyeceğini söylediğinde anne kulaklarına inanamadı sağlık olsun evladım diyebildi. Dedi ama içinde kopanları bir kendi bildi, bir de Allah.

Baba, anne kadar olmasa da o da derin üzüntüler beklentiler içerisindeydi.

‘’Gördün mü bak hayırsız oğlun artık bayramlarda bile gelmemeye başladı’’ dedi eşine

Anne yüreği ne kadar içten içe kızsa da üzülse de laf söyletir miydi?

‘’İşleri çoktur bey, öyle olmasa gelmez miydi? Canı sağ olsun da uzakta olsun’’ diyerek hemen oğlunu savunmaya geçti.

Annenin rahatsızlığı o kurban bayramından sonra daha da arttı. Sağlık durumu iyice kötüye gitmeye başladı. Doktora gittiklerinde işte o zaman o kötü haberi almışlardı. Oğlunun hasreti, özlemi, anneyi amansız hastalığa mağlup etmişti ve artık son aşamalarındaydı, gözü kapıda ve sürekli oğlunu sayıklıyordu.

Haber verdiler oğluna, apar topar ilk uçakla geldi. Gelip annesinin başına vardığında, annenin yüzünde güller açılıp içten bir ‘’ Oğlummmm hep seni bekliyordum’’ la birlikte ruhunu da melekler alıp götürdü....
.....


Ve şimdi bir Kurban bayramı daha geliyor. Şartlar ne olursa olsun, hiçbir anne baba böyle büyük bir özlemi ve ızdırabı hak edemez ve son pişmanlıklar işe yaramaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazin beni aldi goturdu getirdi kalbimi pir pir yapti.Kendimden pasajlar buldum dusundum. Ama hayat devam ediyor, her seye ragmen bir gun basari saglik ve mutluluk gelecek. Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 06.12.2007 18:25
Cevap :
Buruk anılar hatırlattığı kesin sanırım ama acıda, tatlıda yazılanlar hep hayatımıza dair, bizlere dair, yaşanılanlara dair...Teşekkürlerimi iletiyorum.Sağlıklı günler diliyorum..Sevgilerimle  07.12.2007 11:24
 

özlemler, sevgiler, öncelikler vs. vs.. ana baba yüreğinin bazen göstermeselerde her zaman çocukları için attıgını bazen geç farkına varıyoruz galiba . sevgilerle.

erol aslan 
 29.11.2007 10:25
Cevap :
Bu gibi durumlarda sonradan pişmanlıklar yaşanıyor.Onlar ibim iyi günde de kötü günde de sahip çıkanımız..Sevgiler.tşk ler  29.11.2007 12:22
 

HİÇ BİR İNSAN YAŞARKEN ANNE BABASININ GÖZÖNÜNDE KIYMETİNİ BİLMİYORLAR VALLA BAK,ÇOK NADİR İNSANLAR ANNE BABALARINI EL ÜSTÜNDE TUTUYOR YANİ YÜZDEYE VURSAN YÜZDE 5 BELKİ DİYEBİLİRİM,SONRA ANNE BABA ÖLÜYOR ONDAN SONRA,ALLAH ALLAH,,NE SEVİYORMUŞUZ MEĞER ANA BABAMIZI TÜH TÜH VAH VAH,,HEP BÖYLEYİZ TOPTAN İNANIN,TABİKİ İSTİSNALAR KAİDEYİ BOZMUYOR AMMA,SONUÇ BÖYLE GELDİK,İNŞALLAH BÖYLE GİTMEZ,,,,,,SEVGİLERRRR

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 26.11.2007 17:17
Cevap :
Aslında tüm çocuklar anne ve babalrını severler de sevgimizi göstermesini bilemiyoruz biz toplum olarak....Geç kalınmadan kim olursa olsun sevgimizi gösterebilmeliyiz...Sevgiler teşekkürler  26.11.2007 18:21
 

Eğer beklenilen gelmezse, birini mutlaka beklediği kişi sanıp onunla konuştuktan sonra son nefesini verir insan.... Duygulandım.... Yaşananları hatırlattınız...

NEZHAD AGLAĞU 
 26.11.2007 9:17
Cevap :
Evet böyle acı durumlara çok şahit olmuşluğumuz oluyor..İmkanlarımız dahilinde sevgimizi hep gösterebilelim büyüklarımıze veya sevdiklerimize..Sevgiler teşekkürler  26.11.2007 18:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 529
Toplam yorum
: 2369
Toplam mesaj
: 481
Ort. okunma sayısı
: 3549
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

İstanbul'da doğmuşum... Dünyalar tatlısı bir kızım var... Herkesi kolay kolay sevemem... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster