Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '09

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
559
 

Oğlum bir gün dedi ki...

Yaşı benden küçük olmasına rağmen belki zekasından, belki benden daha çok okumasından, belki benden daha fazla hayat tecrübesinden bana ders verircesine korkularımı bir kenara bırakmam gerektiğini anlatıverdi bir cümle ile. 'Hiç yaşamamaktansa yaşayıp kaybetmek daha iyidir' derken.

Söylediği bu söz belki gerçekten yaşam denen, bize uzun gelen oysa evrenin sürecinde belki de salise dilimiyle ölçülebiilecek bir süreçte kendimize biçtiğimiz rollerden, yaşam felsefemizden, beklentilerimizden, korkularımızdan, olmayacak hayallerimizden arındıracak kadar hayatı anlamama yarayan bir sözdü.

Ben bunları düşünürken, kendi söylediği sözle doğrulanmayan davranışlar içindeydi oysa oğlum. Henüz üniversite birinci sınıfta olmasına rağmen, korkuları ve hayalleri vardı. Hoşlandığı kız arkadaşını, kaybetmemek uğruna söyleyemiyordu içindeki sevgiyi. Yaşayıp kaybetmeyecek kadar seviyordu o kızı:)

Oysa belki yaşayıp kaybetmeyecek, sevgisi perçinleşecekti. Ama, onu kaybetme ihtimali, yaşasa da bir gün biteceği ihtimali onu alıkoyuyordu sevdasını belki de ona sevda gelen duygusunu yaşamaktan...

Yaşayıp da kaybedilen nedir?

Ne ve neden kaybedilir? Bu bir kayıp mıdır?

Bence, kaybeden de kaybedilen de birşey yoktur ortada. Yaşam döngüsü içinde yaşanması gereken hoş bir duygu vardır. Bu yaşanmışlık belki ona neler daha katacaktır. Tıpkı hayat yolumuzda karşımıza çıkan herkesin bir öğretmen olduğu ve onlardan öğreneceklerimizin olması gibi.

Aşk ve sevgi de canlıdır. Ve doğal seleksiyona uğrarlar. Yaşamımız içinde bulunan ikinci kadınlar ve erkekler arasında. Güçlü sevdalar ayakta kalırken, diğer, ikincilere rağmen yaşamlarını sürdürürken günbegün perçinleşerek hayat döngüsünde ayakta kalabilecektir. Güçsüz ve menfaat ilişkisi üzerine, korkular üzerine kurulmuş olan sevgiler/sevgi olduğunu zannettiklerimiz ise bu ikinciler savaşında ne yazık ki yenik düşüp, hayat çemberinde kaybolurlar...

Burada ne kaybeden vardır ne kazanan...

Sadece doğal sürecinde yaşamaması gereken bir sevda vardır. Yapaydır. Güçsüzdür. Daha başından yeniktir ikincil tehditlere...

Bu durumda ise, o oluşan bebek sevdayı yaşamak/yaşatmak varken, ona bir şans vermek varken doğmadan doğal seleksiyonuna bırakmadan kaybetmişizdir. Belki kazanacakken o sevdayı...

Bunları söylemek herkes için sadece söylemde kalırsa galiba kolaydır. Zor olan ise, yaşama cesareti olmasıdır...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

biz kaybetmekten korkup ,itiraf edilemeyen sevgilerin kaygısıyla yaşarken aynı duygularla seven kaç yüreği de yaralıyoruz belki de...sizin deyimizle ikincil sevdalarda çırpınmak yerine,bize duyulan bebek sevdaya:))) şans verip;büyütebilmemiz, kazanabilmemiz dileğiyle...sevgiler

askin yilmaz 
 27.12.2009 11:50
Cevap :
:) Evet her bebek gibi bebek sevdalar da yaşamak için can çekişirler:) Birileri onların yaşamasına şans verip koruyabilsin yeter ki:) Bol sevda dolu yürekler olsun arkadaşım. Kendine iyi bak. Sevgilerimle...  28.12.2009 23:23
 

"esas gönülde yatan" anlamında sevilen kadına /erkeğe gidebilmek önemli. Sevilen kişiyi birincil yapan şeylerin 'öz beğeni' kadar egemen-popüler beğeni kalıplarına da uygun ('dış desteğin' de katkısıyla) sabit-esas-kalıcı olan "seçim" olarak alırsak, günümüzde egemen olan aşırı tüketim esaslı piyasa ilişkeleri ile bu eksende oluşan "plastik gerçekler" temelinde insan ilişkileri alanında da birtakım tereddüt ve korkuların egemen olduğunu gözlemliyoruz. İlişkiler de bazen supermarket raflarındaki ürünler gibi, süratle alınıp sepete atılabiliyor. Ya da bir süre elde çevrilip raftaki yerine konabiliyor. Bu anlamda da oluşan tereddüt ve korkuların ne kadarının içsel ne kadarının "dışsal" (sistemden beslenen) olduğu meselesi akla geliyor. Bu anlamda olası "yenilgi"leri siz saymasanız bile 'dışardakiler' çetele tutabiliyor. Konu derin ve zor bir durum arzetmekte. Basit reçeteyi ise siz bir anlamda sunmuşsunuz. Umarım yaşam da doğrular. Sevgiler ve dostça selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 26.12.2009 11:21
Cevap :
esas gönülde yatan... bunu nasıl anlayacağız ki fırsat veremezsek?:) Bebek daha ana karnında yaşama son verilirken 'doğsam daha iyi olurdu' nasıl diyecek sevgili Ersin Bey? Aslında belki de hala ne yaşta olursak olalım hani küçük çocuklar için benim babam.... ben ben vardır ya. Büyüsek de bu ben ben benim babam, benim sevdam, benim kadınım/erkeğim galiba hep en olsun istiyoruz. Pürüzsüz ve en... Bu içimizdeki küçük ne kadar büyüsek de kendini aşamadıktan sonra hayatın gerçeği malesef doğrulamıyor bizi galiba:) Sevgilerimle...  29.12.2009 0:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 118
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 760
Kayıt tarihi
: 23.08.07
 
 

Üniversiteyi bitirdiğimden ve işe başladığımdan bu zamanabir hayli yıl geçmiş:). Bir de baktım ki em..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster