Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Uzman Klinik Psikolog İpek Gökozan

http://blog.milliyet.com.tr/ipekgokozan

29 Mart '16

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
 

OĞLUM SENİ ÇÖPE ATARIM

OĞLUM SENİ ÇÖPE ATARIM
 

 
Geçen hafta yaptığım uçak yolculuğumda arka koltuğumda oturan bir baba ve 4 yaşındaki yaramaz (!) oğlu yol boyu didişip durdular. Uçağa binmiş olmanın heyecanı ile pek çok soru soran minik oğlan, babasının kısa ve geçiştirmeli cevaplarından belli ki tatmin olmayacak;  bu sefer hareketlenmeye başladı. Kemerini çözerek bir arka koltukta oturan kardeşinin yanına gitmek istedi ama babasının sertçe azarlaması üzerine yerinde oturmaya devam etti. Ardından oyun oynamak için babasına telefonunu açması konusunda ısrarda bulundu; babası da yalnızca "hayır" diyerek elindeki dergiyi okumaya devam etti ve niçin uçakta telefonu açmanın yasak olduğunu anlatma zahmetine bile girmedi. Bir hayli sıkılmış olan çocuk son bir hareketlenme ve ayaklarını ön koltuğa uzatma girişiminde bulununca babasından o ölümcül azarı işitti: "OĞLUM SENİ ÇÖPE ATARIM!"
 
Sevgili okurlar, şimdi sizlere soruyorum. Yaptığı yaramazlık ne boyutta olursa olsun, bir çocuk çöpe atılmakla, terk edilmekle, önemsenmemekle ve sevilmemekle tehtit edilirse sizce anne/babasının uyarılarını dikkate alır mı? Bu çocuk sizce kendisini sevilmeye değer bulur mu? Sevilmenin ve değer görmenin yalnızca uslu durmaya bağlı olduğunu düşünmez mi? "Annem/babam ben ne yaparsam yapayım beni seviyorlar" demeyi becerebilir mi? Cevabın ne olduğunu tahmin edebiliyorsunuz...
 
4 yaşındaki bir çocuğun merakını, pek tabii uzun süre bir koltukta kemeri bağlanmış bir şekilde oturmaktan sıkılmış olmasını, sınırlarını nereye kadar zorlayabileceğini görmek istemesini anlamayacaksak ve o çocuktan çocuk gibi değil de bir yetişkin gibi davranmasını bekleyeceksek; pek yazık... Çocuklar biz yetişkinler gibi duygularını dile getirmeyi çoğu kez beceremezler. Bizler sıkıldığımızda veya moralimiz bozulduğunda konuşarak karşımızdaki kişiye sıkıntımızı anlatmayı başarabiliyoruz veya kendimizi oyalayabiliyoruz. Ancak küçük çocuklar mutsuzluğunu da, hayal kırıklığını da öfkeyle veya yıkıcı davranışlarla gösterebilirler ve kendilerini oyalamayı beceremeyebilirler. Yukarıdaki olayda bahsettiğim minik delikanlıya "yaramaz" etiketini takmadan ve onu çöpe atmakla tehtit etmeden önce kısa ve öz bir empati cümlesiyle onun kemerli bir koltukta uzun süre oturmak zorunda olmasından ne kadar sıkıldığını ve şuan oyun oynamayı tercih ettiğini fark ettiğimizi; ancak uçaklarda telefon kullanırsak başımıza neler gelebileceğini anlatmak; o çocuğun "Birileri beni anlıyor galiba" demesine yardımcı olur. 
 
Çocuklarımıza ne kadar tahammülsüz ve bireysel bütünlüğüne saygı göstermeden davranırsak, onlar da yıkıcı davranışlarına o kadar devam ederler. Çocuğunuz o anda sizin anlam veremediğiniz bir şekilde davranıyorsa lütfen alt yazı okumaya çalışın. O anda yaptığı şeyi sadece bir yaramazlık olarak değerlendirmek yerine "Şuan bana ne anlatmaya çalışıyor olabilir? Canı neye sıkılmış olabilir?" diye sorun ve bunu dillendirin. 
 
Hiç bir çocuk yaptığı davranışı ne kadar yıkıcı olursa olsun çöpe atılmakla veya terk edilmekle tehtit edilmeyi haketmiyor...
 
Yazar: Uzman Klinik Psikolog İpek Gökozan, Madalyon Psikiyatri Merkezi
twitter: @ipekgokozan
www.ipekgokozan.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 329
Kayıt tarihi
: 02.04.15
 
 

Koç Üniversitesi İşletme ve Psikoloji Bölümleri'nden eş zamanlı olarak %100 başarı bursu ile mezu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster