Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '13

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
1119
 

Öğrencemiz Türkçe

Öğrencemiz Türkçe
 

Rasim Şimşek, Türkay Korkmaz;Uygarlaşma Sürecinde Türkçe,Söyeşi, Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi,Trabzon, Eylül 1990


TÜRKÇE ANLATIMIN NİTELİKLERİ *

Düşünce, gözlem ve tasarılarımızı iyi, doğru Türkçeyle anlatabiliriz. Bunu gerçekleştirmek Türkçe'nin niteliklerini bilip uygulamaktan geçer.

Türkçe anlatımın temel niteliklerini şöyle sıralayabiliriz :

1. Doğruluk
2. Açıklık
3. Yalınlık
4  Duruluk ( Özlülük )
5. Akıcılık
6. İçtenlik ( Doğallık )

1. DOĞRULUK

Türkçe'nin sözdizimi kurallarına uyulması, doğru tümce kurmamızı sağlayacaktır. Bu nedenle doğruluk, sözdizimi kurallarına uygunluk olarak tanımlanabilir.

Türkçe tümce kurarken çatıda uyumluluk, sözcüklerin yerinde kullanılması, tümce kuruluşlarının dilbilgisi kurallarına uygunluğu, yersiz genellemelerden kaçınılması, belirtme öbeklerinde eklerin kullanılması gibi etkenler, iyi ve doğru Türkçe'yi kullanmamızı sağlar. Bu etkenleri örneklersek:

Kimseye baktığı, izlediği duyulmamıştı .

Dolaylı tümleç “kimseye”, “baktığı, izlediği” ortaç tümceciklerinin dolaylı tümleci olarak kullanılmış. Oysa, “kimseye” sözcüğü “izlediği” ortacıyla uyuşmamaktadır. Bu yüklem belirtili nesne istemektedir. Yani, “kimseyi izlediği” olarak yazılırsa yanlış düzeltilmiş olur.

Kimseye baktığı, kimseyi izlediği duyulmamıştı .

Çalışanlar bir arada bulunmaları dayanışmalarını gerektiriyordu .

Yukarıdaki örnek tümcede, “çalışanlar..... bulunmaları” ad tamlamasının belirteni “çalışanlar”, belirten eki “-in”i almamıştır. Düzeltirsek, “çalışanların..... bulunmaları” olarak yazmak gerekir.

Buna karşın öğrenciler ise okumaya ilgi duyuyorlar .

Tümcede, “karşın.... ise” sözcükleri birbiriyle bağdaşmadığından ikisinden biri ya da “ise” yerine “de” bağlacı getirilebilir.

Seni arayamadığımın nedeni parasız oluşumdandır.

“Neden , –den” aynı kavramı anlattığı için birisi tümcede kullanılmamalı.

Seni arayamadığım, parasız oluşumdur.
Seni arayamadığım, parasız oluşumdandır.

Hepsi çalışarak yaşamını sürdürüyor.

“Hepsi” sözcüğüyle genelleme yapılmış. Oysa bu tümcede “hepsi” yerine “kimileri” denseydi gerçeğe uygun bir söyleyiş olurdu.

Bana tüm bildiklerimi kaybettiren öğretmenimdi .

“Kaybettiren” ortacı yerine “kazandıran” kullanılırsa tümce içerik olarak doğru yazılmış olur. Ortaçların nitelediği sözcüğün onun öznesi olması nedeniyle özen göstermek gerekir. Yani, kullanılan ortacın tümcede anlam bozukluluğuna yol açmaması gerekir.

2 . AÇIKLIK

Bir düşüncenin anlaşılır olması, kapalı olmaması Türkçe'nin anlatım niteliklerinden açıklık olarak adlandırılmaktadır. Yazarın ve okurun aynı düşünceyi anlaması, anlatması gerekir. Eğer yazarın söylediklerine okur ayrı anlamlar verebiliyorsa söylenenler kapalıdır. Başka bir tümceyle kapalı olan söylemi açıklamak durumunda kalırsak bu tümce açıklık niteliğini taşımıyor demektir.

Düşüncenin kolayca, hemen anlaşılabilmesi yazarın düşüncelerini uyumlu, tutarlı bir düzen içinde ortaya koymasına bağlıdır. Bunu sağlamanın yolu işlenecek düşünceleri iyi düzenlemek, sonra da bunları uygun sözcüklerle anlatıma dökmek gerekir.

Açıklık, sözcüklerin, deyimlerin yerinde kullanılmasını, kavramları karşılayan sözcükleri seçmede veren en iyi sözcüğü bulmayı, bunu tümcede uygun yere yerleştirmeyi gerektirir. Ayrıca, noktalama işaretlerinin yerinde kullanılması da önem taşımaktadır. Bir noktalama işaretinin yerinde kullanılmaması anlatımın kapalı olmasına yol açabilir.

Örnekler :

Bir öğrenci çok sinemaya gidemez .

(Memduh Şevket Esendal, Temiz Sevgiler,cilt 1)

Bu tümce kapalı bir tümcedir. Bu tümcede şu anlamlardan hangisini çıkaracağız.? “Öğrenci sinemaya gidemez” ya da “Öğrenci, sinemaya çok gidemez.”
Yazar, tümceyi, “Bir öğrenci sinemaya çok gidemez.” biçiminde kursaydı tümce kapalı olmayacak, okur anlatılmak isteneni hemen anlayacaktı.

Hasta annesine döndü.

Tümcede noktalama işaretinin eksikliğinden kaynaklanan anlamca kapalılık söz konusudur. Yüklem olan “döndü” eyleminin öznesi “o” mu, “hasta” mı? Eğer “hasta” sözcüğünden sonra virgül koyarsak anlam kapalılığı giderilmiş olur.

Hasta, annesine döndü.

Tümcenin öznesinin “hasta” olduğu kesinleşti.

Halbuki, çocuklar, yazardan, kendi dünyalarına girmesini değil de kendilerini kendi dünyasına götürmesini beklerler.

Tümcenin sözcük dizisinde yer alan “halbuki,kendi,dünyalarına,girmesini değil de, kendilerini” sözcükleri gereksiz.Bu sözcükleri çıkardığımızda tümce anlaşılır oluyor.
Çocuklar, yazardan kendi dünyasına götürmesini beklerler.

Türk dili dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil bilinçle işlensin.

Atatürk’ün bu özdeyişinde ne eksik ne fazla sözcük bulunmaktadır. Tümce istemi anlatmada açık, anlaşılır bir anlatım içermektedir.

Bir düşünce yazısında ortaya konan değerlendirmeler, yeterince anlaşılmıyorsa ya da yazar tarafından farklı, okur tarafından anlaşılıyorsa, o yazıda.................. anlatım ilkesine uyulmamıştır.

Yukarıdaki tümcede sıralı noktalarla gösterilen yere ne yazmalıyız? Bu Türkçenin hangi temel niteliğidir.?

3. YALINLIK

Anlatımın süsten, gösterişten uzak, dolambaçlı anlatımlara sapmadan gerçekleşmesi yalınlık niteliğiyle adlandırılmaktadır.

Anlatımda kolay anlaşılırlığın en önemli niteliği yalınlık olduğundan en güçlü yapıtların en yalın yapıtlar olduğu bir gerçektir. Sanatlı söyleşilere başvurmak anlatmak istediğinden uzaklaştırır yazarı. Bu tür anlatım gösterişe götürür. Anlatımda ne eksik ne de fazla olmak, yani ölçülü davranmak gerekir.
Yalınlık, kolay anlaşılırlığı amaçlar. Bunu sağlamanın yolu dilin toplumsal boyuttaki gelişmişliğini dikkate alarak dili kullanmaktır. Yaygınlık kazanmamış ya da unutulmuş sözcüklerle yalınlık sağlanamaz.

 Örnek

Türkiye’deki akarsularda bulunan gizilgücün nasıl ancak onda biri kullanılıyorsa, denebilir ki Türkçe kullanılırken de dil sağladığı olanakların ancak ufak bir kesiminden yararlanılmaktadır.
 (Özcan Başkan, Bildirişim)

Bu dünyanın her türlü nimetini, güzelliğini terk ederek bu dünyadan göçüp gitti. (süslü anlatım)

Öldü. (yalın anlatım)

Yazar,Türkçe'nin varsıllığından yeterince yararlanamadığımızı bilinen sözcüklerle anlatıyor. Yapmacığ sanatlı söyleyişe yönelmemiş.

4. DURULUK ( ÖZLÜLÜK )

Duruluk, anlatılmak isteneni yeterince sözcükle anlatmaktır. Ne fazla ne de az sözcüğe gerek duyulur. Anlatımın doğruluk, açıklık, yalınlık nitelikleri de bu niteliğe dayanır.

Duru bir anlatımdan tek bir sözcük çıkarılamaz, çünkü işlevsiz sözcük yoktur. Aynı zamanda anlatıma tek sözcük eklenemez; çünkü öğe eksiği bulunmamaktadır. Bu söyleyiş atasözleriyle özdeyişlerde belirgindir. Şiirde de az sözcükle anlatmak başvurulan ilklerdendir. Ancak, doğruluk, açıklık, yalınlık nitelikleri bulunmayabilir. Çünkü şiirde dilbilgisi kurallarına uyulmayabilir; kapalı, sanatlı anlatımlar yer alab

Örnekler :

Türkçe varsıl bir dildir, yeter ki bilinçle işlensin.

Atatürk

At binenin, kılıç kuşanandır.

Bugün işyerinde tebrik ve kutlama ziyaretinde bulunduk. (yanlış)
Bugün işyerinde kutlama ziyaretinde bulunduk.(doğru)

yaşam

güneş muştuluyor günü
gün başlıyor
varsıl kucağında doğanın
duyar sabahı
kurt kuş insan
yinelenmez dünde kalan
her gün yaşanan

Türkay Korkmaz

5. AKICILIK

Tümce içinde sözcüklerin, sözcük içinde de hecelerin sesçe uyum içinde olması sözcüklerin kolay söylenmesini, kulakta hoş bir etki bırakmasını sağlar. İşte sözcüklerin sesçe uyuşur, kolay söylenir, istekle dinlenir nitelikte bulunmasına akıcılık denir.

Akıcılığın olabilmesi için sesçe uyumun yanında düşüncelerin, duyguların da iyi sıralanması gerekir. Öte yandan paragrafı oluşturan tümceler anlamca ilgilidir. Böyle olunca
açıklık ile akıcılık birbirini tamamlayarak yazının bir solukta okunmasını sağlar.

Örnekler :

Karışık, aksak ve pürüzlü bir üslupla yazdı. İlk romanında aşk konuları işliyor, kadın psikolojisi üzerinde duruyordu. Sonra Türkçülük akımını benimsedi. Süsten ve histen kaçınan, realizmi ön planda tutan romanlar yazdı. Daha sonraki romanlarında, konularını bir olay çevresinde topladı .

Yukarıdaki paragrafta koyu yazılan tümcede sözü edilen yazarın romanlarındaki dilinin akıcı olmadığı anlatılmaktadır.

“Gün bitmek üzredir. Kuşlar yuvalarına, sular yataklarına giriyor. Çekirgeler artık uyuyacak; tavşanlar atmacadan korkusuz yıldızlara bakacak, bütün çıtırtılar dinecek; susmayan yalnız ağustos böcekleri.”
(Ahmet Kutsi Tecer, Koçyiğit Köroğlu)

Alıntıda, ses benzeşmelerine, düşüncelerin, duyguların sıralanmasına da özen gösterildiği için anlatımda akıcılığın sağlandığını görüyoruz.Tümcelerin kolay söylenmesi, kolay anlaşılması yazının akıcı olmasını sağlar.

6. İÇTENLİK (DOĞALLIK)

Bir duygu, düşünce ya da olguyu hiçbir yapmacığa kaçmadan olduğu gibi anlatarak okuyucuya duyurabilmeye içtenlik denir. Yazar anlattıklarına kendinden bir şey katmadan içten, gerçek etkisi uyandıracak biçimde, yapmacıksız anlatır. Yazar, ne görüyorsa onu aktarır.

İçtenlikte sözcük seçimi önem taşır. Anlatılanlara uygun sözcükler bulmak, bunları yerinde kullanmak anlatımda içten, inandırıcı etki bırakır. İçtenlik, anlatımda doğallık denilen niteliği doğurur. İçtenlik, doğallık iç içe kavramlardır.

Özetle, anlatımda uyum önem taşır. Uyum, söz’ün öz’e uygunluğu olarak tanımlanabilir. Sözün öze uygunluğu Türkçenin sözdizimi kurallarına uyularak kullanılması, uygulanması ile gerçekleşir. Çünkü sözcüklerin gücü kendi içlerinde değil, kullanışlarındadır.

Örnek :

“Dostluk olmayan yerde hiçbir insanca değerin gelişebileceğine inanmıyorum. Hiçbir din, hiçbir düzen dostluğa dayanmadıkça mutluluk getirmez insana.”

(Sabahattin Eyüboğlu, Denemeler, İst. Cem Yayınevi 1974))

Sabahattin Eyüboğlu düşüncesini inandırıcı biçimde sunmaktadır. Bunu yaparken kendine duyduğu güveni okurla paylaşmakta, onunla arasında “dostluk” yaratmakta. Yazarın seçtiği sözcükler, kurduğu tümceler, düşüncesini içten sunması yazısına içtenlik kazandırmış.

*Rasim ŞİMŞEK , Türkçe Anlatım ,TC Trabzon İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi yayını 1981,s.225-237
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Turkay bey Türkçeye verdiğiniz çok önemli katkı nedeni ile tebrik ederim, yüce Atatürk “Türk milletinin dili Türkçedir. Türk Dili dünyada en güzel, en zengin ve kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sevip onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk Dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sonsuz felaketler içinde ahlakını, göreneklerini, anılarını, çıkarlarını kısacası; bugün kendisini millet yapan her niteliğinin, dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk Dili, Türk ulusunun yüreğidir, beynidir.” demekle ne kadar haklıymış, selam ve saygılar.

Nizamettin BİBER 
 26.12.2013 14:26
Cevap :
Sayın Nizamettin Bey, Türkçe, toplumsal dirliğimizin temelidir.Bu gerçeği tüm toplumun kavraması -ya da bireylere kavratılması- bir görev olarak duruyor.Sizlerin duyarlılığına teşekkür ederim.Sevgi, saygı sunarım.  26.12.2013 22:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 702
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster