Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '06

 
Kategori
Üniversiteler
Okunma Sayısı
1145
 

Öğrenci olmanın dayanılmaz hafifliği

Öğrenci olmanın dayanılmaz hafifliği
 

Uzun bir maratonun ardından sona gelinmiştir artık. İlköğretim, lise derken okul bitmiştir. Üniveriste sınavına girilmiş, "öyle ya da böyle" geçen bir sınav ardından "rahatlama" evresine geçilmiştir. Üniversiteyi kazanmak için yapılan uğraşlar bir son bulmuştur.Şimdi "sudan çıkmış balık" sendromu yaşanmaktadır.

Mutlu olabilmeyi engelleyen tüm engeller ortadan kalkmıştır. Böylece kişi kendisini sınav sonuçlarına endekslemiştir. İstenilen üniversiteler seçilmiştir ve geriye tek birşey kalmiştır: beklemek...

Ve müjde. Üniversite kazanılmıştır. Üniversiteyi kazanmak için yapılan tüm "sancı veren" uğraşlar meyvesini vermiştir. Bir an öğrenciliği biten kişi, gidip tekrar kaydını yaptırır ve yine mesleğine geri dönmüş olur. Zira artık, önündeki öğrencilik yılları, daha öncekilerden çok daha farklı geçicektir.

Kişi, bu farklılıklar içinde belki de şunun farkına varır hepsinden önce: özgür olmak. Doğru ya, artık öğrenci eskisinden çok daha özgürdür. Hele kazandığı okulun bulunduğu şehir, yaşadığı şehirden farklıysa, bu özgürlük daha da bir anlam kazanır. Eskisi gibi kimse ona karışmayacaktır, sınavı ister çalışıp geçecektir isterse -derste dinleyerek- geçecektir.

Ancak burada "özgürleşme" kişiye tamamen "dersleri takip etmeme"yi beraberinde getirebilir. Öyle ya,uzun süre -sürekli çalışıyor olma- modu sözkonusudur ve artık "hayatını yaşamanın" tam sırasıdır. Fakat özgürlük, "hedefi" olan öğrenciler için "katalizör" etkisi de yapar, bu tamamen kişinin ne istediğine bağlı bir şeydir. Her iki halde de,özgürlük ona yardımcı olacaktır.

Öğrencilik yılları en güzel yıllardır. Özgürlüğünüzü yanında, eğer bir de sevgili edinmişseniz sizden daha mutlusu yoktur (bkz.mutluluğun tarifi). Kampüste gezinirken üzerinizde gezinebilecek gözler, sokaktakine oranla daha azdır çünkü genelde herkesin bir sevgilisi vardır zaten. Ekonomik olarak da "v.i.p" olmanın ayrıcalığını yaşarsınız, çünkü çoğu şeyin normal fiyatından başka bir de "öğrenci fiatı" vardır. Öğrenci olma durumu, ucuzluğun hep sürmesi adına, devamlı olarak varolmayı ister öğrencinin zihninde (bkz.master yapma nedenlerinden biri). Pazarlıklarda "Öğrenciyiz be abi" cümlesi ise, sihirli bir cümleye dönüşme ihtimali yüksektir.

Öğrencilik yılları "zeka aktivitesi"nin had safhada olduğu yıllardır. Bununla beraber, "sosyal aktivite" de had safhadadır (bkz.bahar şenlikleri). Zira burada önemli olan okula tanıdık simaların gelmesinden çok, "yakın" arkadaş(lar) ile, öğrenci olmanın nimetlerinden sonuna kadar faydalanarak, eğlenmektir.

Öğrenci bu 4 sene içinde, birçok şey de öğrenebilir hiçbirşey de. Çünkü kişi rahatlıkla üniveristeyi bitirebilir ama kişiye "düşünmesini öğretmek" apayrı birşeydir. Bunun yanısıra, "düşünmesini öğretmek" için, üniverisite tam olarak gerekli değilse bile (belirleyici bir unsur değilse bile); gerekliliği, "resmin oluşabilmesi için parçaların varolması gerektiği" şeklinde(bütünleyici bir unsur)dir.

Bir örnek verecek olursak, üniversite kişiye "eşini dövme" demez ama eşinin dövülmemesi gerektiğini çeşitli mesajlar ile "alıcısına" ulaştırır, tabii ki alıcının "antenlerinin" açık olması gerekir . Kişi için, üniversite, eşinin dövülmemesi gerektiğini anlatan yerlerden "biri" değildir olsa olsa dövülmemesi gerektiğini belirten "yerlerden biri"dir. Kişi de "eşini dövmeme hali"nin oluşabilmesi için, üniversite yardımıyla beraber oluşacak olan bu yeni (resmin oluşması için gerekli) parçayla beraber , "resmin diğer parçalarının tam ve eksiksiz" olması gerekir.

Öğrencilik yıllarını, öğrencinin "birey" olabilme yeteneğini kazanma olasılığının en yüksek olduğu yıllardır. Eğer öğrenci birey olabilmişse, bu onun,en önemli kazanımlarından biri olacaktır. Çünkü bunun sayesinde "sürüden gerektiğinde ayrılabilme" yeteneğine sahip olacaktır, " kişilik haklarının" varolduğunu ve bunları "kullanabilme hakkı" olduğunu farkedecektir (bkz. demokrasinin önemi).

Üniversite, öğrenciye birçok "ders"ler verecektir. Kuşkusuz meslek açısından hepsi de birbirinden önemli derslerdir. Ama bence alınması gereken bir ders hepsinden daha önemlidir. O ders ise, bence,

"hayat boyu öğrenci kalabilme" dersidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 112
Toplam yorum
: 142
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 3511
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

İstanbul'da doğdum. Metalurji ve Malzeme Mühendisliği mezunuyum. Felsefe, sanat tarihi, müzik özel i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster