Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mayıs '17

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
283
 

Öğrencilerimi çok seviyorum

Öğrencilerimi çok seviyorum
 

Öğrencilerimi çok seviyorum


Bu güne kadar neden bekledim ben de bilemiyorum. Sevgili öğrencilerimden ayrı düşeli neredeyse yedi ay oldu. Bana sorarsanız yedi yıl gibi. Ailem ve çocuklarıma beli etmemeye çalışsam da bu ayrılığa alışamadım hala.

Her biri tek tek geliyor gözlerimin önüne. En seveceninden en hırçın ve beni çok yoranına kadar..

Sınıfın kalem ve defter kitap kokusunu, öğrencilerimin çığlıklarını ve cıvıl cıvıl seslerini her an yaşıyor gibiyim. Bensiz onlar ne ederler, nasıl ders görürler, neleri eksik kalır, düşer bir yerlerini incitirler mi diye düşünüp duruyorum.

Onlara bağlılığımı ve sevgimin sonsuzluğunu hep şu sözlerle anlatmaya çalışırdım; ‘’Çocuklar, sizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayacağım. Eğer bir gün dahi olsa gelemezsem okula, bilin ki ölmüşümdür.’’ Bu sözümün büyüklüğünden mi olsa, evlatlarıma olan sonsuz sevgi ve sabrımdan mı bilemem ama 31 yıl çalışma ortamımda iki ameliyatta geçen süre olan 30 gün haricinde toplam devamsızlığım 5 günü bulmamıştır. Onlarsız geçireceğim an yok hükmünde görürdüm yaşamı.

Anadolu’nun en ücra köylerinde yıllarca çalıştım. Yolu, suyu, elektriği  olmayan yerlerde..

Ama çocuklarımın sevgileri bana yolu, suyu ve elektriği de unutturuyordu. Onlarla geçirdiğim her an beni dinlendiriyor, yaşama azmi ve kararlılığı veriyordu. Bu gün inanması zor ama orta öğrenim çağına gelen çocuğumu bile öğrencilerimden ayrılmamak için dedesinin yanına okumaya göndermiştim. Ve bu sevgi bana köylerde tam 20 yıl geçirmeye yetti..

Şimdi artık yalnızım gibi.. Kendimi boşlukta bir işe yaramaz gibi görmek de istemiyorum. Burada da yine öğrencilerim geliyor aklıma. Onlarla geçirdiğim yıllar, aylar, haftalar ve günler saatler..Her biri ayrı bir özellik taşısa da ortak yönleriydi beni onlara bağlayan…Sevgileri, sevecen yüzleri, tatlı ve tebessüm dolu bakışları, bana olan güvenleri ve yarının Atatürkçü, Cumhuriyetine, devleti ve bayrağına bağlı aydınlık gençleri..

Eğer böyle bir yazı kaleme alırsam emekliliği kabul etmiş ve içime kapanmış hissetmekten korkuyordum kendimi. Hep erteledim, çok denedim ama yazamadım.  Yazmadığım müddetçe sanki hala görevdeymişim gibi zannetmek de yetiyordu bana. Ta ki düne kadar..

Bir velim aradı beni telefonla Adana’dan..İşçi kendisi. Hem de serbest meslek işçisi. Kısacası mevsimlik bigi bir şey. ’ Öğretmenim, benim Arda aradı dün, yarın Adıyaman Beşpınar’a pikniğe gideceklermiş öğrenciler ve öğretmeniyle, sizi de davet ediyorlar. Siz şimdi Adıyaman’da mısınız yoksa Manavgat’ta mı?

İşte o onda artık emekli olduğumu, evlatlarımdan ayrı olduğumu anladım. Zira onlara bir sözüm de vardı; ‘’Emekli olsam da bensiz ilk pikniğe gidişinizde sizlere eşlik edeceğim.’’

Oysa şu an Manavgat’ta ve zamansız, ansızın emekli olmamın nedeni olan sağlık sorunları ve bir dizi ameliyat geçiren eşimin yanındayım..

İlk defa çocuklarım bensiz bir geziye çıkacaklar. İçlerinden biri veya bir kaçı düşecek belki. Giderken ve dönerlerken belki de İzmir Marşı’nı söyleyemeyecekler.. Belki bir kaçı yemek yemeyecek, haylazlık edip, arkadaşlarıyla kavgaya tutuşacak. En kötüsü de o güzel yüzleriyle bensiz resim çektirecekler..

Çok özledim onları çok!

Bana böyle ağır geleceğini hissediyordum ama yaşamak daha da başkaymış. Eskilerde bir söz vardı; Ayrılık ölümün yarısı diye, gerçekten de öyleymiş. Bu gün orada onlarla beraber olmayı çok isterdim. Duygusal ve rol yapamayan karakterde olsam da duygularımı içime gömer onlarla felekten bir gün geçirirdim. O gün de bana en az beş yıl yeterdi..Ama olmadı.

Şimdi tek tesellim, onlara verdiğim sevgi gücü.. Vatan, bayrak, Atatürk, değerlerimiz, geçmişimizin kutsallığı, geleceğimizin önemi ve de yaşama güzel bakmak. Onlarla geçirdiğim sonsuz güzellikler..

En küçük bir bahaneyle onlara iyi ki ikramlarda bulunmuş, hediyeler almışım. Buna Galatasaray’ın da çok katkısı oldu. Her hafta yense de rakiplerini bisküvi yiyip, meyve suyu içmek artık gelenek olmuştu. Okumaya geçenlere hediye, harçlığı olmayanlara derste alkış yerine bir lira..Onlarla kahvaltıda ekmeğimizi paylaşmak, ders dışında bir büyük insan gibi sorunlarımızı konuşmak, sevgide birleşmek..

İlkokuldayken 3.sınıf öğretmenim İzzet Bey, bana bir ayakkabı( tıkır) almıştı. İşte o gün ben de İzzet öğretmen olacağım demiştim. Bilemiyorum olabildim mi ama idealim hep o idi.

Kirlisi, temizi, zengini fakiri, sıskası, tombulu hiç ayırmadan sevdim onları. Çocuklarıma bir ve beraber olmanın güzelliklerini aşıladım durdum. Onlara cinselliği değil, arkadaşlığı ön plana çıkararak kız erkek kardeşliğini sağlamaya çalıştım.

Velilerimi, benden genç olanına dahi saygı ve sevgimle kendime yakın hissettim. Ayrım yapmaksızın kaynaşmaya, sorunlarına yakın durmaya çalıştım. Onlardan biri olmak için didindim durdum. Bu da başarıyı getirdi. Öğrenci, eğer velisi ile öğretmenin olumlu diyalogunu görürse başarılı olur. İyi ve kötü gününde öğretmeni ailesinin yanı başında görürse ona inanır. Bilemiyorum belki de köylerde 20 yıl yaşamanın bizlere öğrettiği midir, ama etkiliydi.

Kısacası sevdim çocuklarımı. Onlar da beni sevdiler. Genç öğretmen adaylarına tavsiyemdir, çocukları sevmiyorsanız öğretmen olmayın.

Bu yazıyı kaleme alırken sağ olsun Kemal Öğretmen Whats App’dan piknik alanından öğrencilerimle beni canlı görüştürerek hislerime tercüman olup, beni memnun kıldı. Allah ta onu memnun etsin. Geçen yedi ay sanki onları yedi yaş büyütmüş olgunlaştırmış gibiydiler. Bana el sallayıp, öpücükler göndererek, ‘’ Seni çok özledik, çok seviyoruz öğretmenim’’ diye haykırdılar.

Şimdi ben de kilometrelerce uzaktan haykırıyorum; Sizleri çok seviyorum ÇOCUKLARIM!

jale kasap, Okur yazarım bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli öğretmenim ellerinden öpüyorum..Bu cümleleriniz çok tanıdık..Annem kilometrelerce yol yürüdü yıllarca bir köyden diğerine ve emeklilikten sonra bile bir çok yerde geçici öğretmenlik görevi yaptı işler yoluna girene kadar..Köy öğretmenleri başkadır...Umarım oğlumda öğrencilerinde iz bırakan bir öğretmen olur..sevgiyle kalın

jale kasap 
 11.12.2019 11:34
Cevap :
Saygı içeren cümleleriniz öğretmenlik mesleğinin sonuçları aslında. Ne mutlu bu sevinci yaşayabilen eğitimcilere.. Sizlerin şahsında, annenize ve tüm öğretmenlerimize mutlu yaşamlar diliyorum. Sevgiyle kalın..  12.12.2019 20:48
 

Değerli Hocam, keşke benim de sisin gibi bir öğretmenim olsaydı. Öğrencileriniz çok şanslıymış. Sizi kutluyorum. Selam ve dua ile.

Dr Atanur Yıldız 
 05.12.2019 5:43
Cevap :
Sayın Yıldız, mutlaka benden daha değerli bir öğretmeniniz varmış ki bu günleri yaşıyorsunuz. Günün birinde hastalandım, bir kaç gün yattım da. Bu arada bana çok iyi davranan ve hizmet veren hemşire kızımıza teşekkür ettiğimde bana ne dese iyi; öğretmenim siz bizlere az mı hizmet ettiniz. Ben şu numara, sınıfın en önde oturan öğrenciniz falan.. İşte mücadelemiz hep bunun içindi. Sizler bizlerin iyi örnek geleceğimizsiniz. İlla da doktor, mühendis, memur veya mevki sahibi olacak anlaşılmasın cümlelerim. Ahlaklı, ilkeli bir esnaf, işini düzgün yapan fabrikadaki bir işçi.. Eğitimin milyonlara varan tanımı var. Ama birini çok severim. TERBİYE..Tek kelimelik ama en kapsamlısı.İstenilir ve toplumun arzu ettiği değişimlerle üretimi yan yana getirebilecek eğitimdir hedefimiz. Geçmişine saygı duyan, geleceğine güvenle bakan toplum yaratamadıkça bu hedeflerimize çok uzak kalırız. Sevgilerimle..  05.12.2019 22:10
 

Hocam onlarda sizi çok seviyorlardır. Ne mutlu size, sizin gibi öğretmenler başımızın tacıdır. Saygılarımla

Okur yazarım 
 29.11.2019 0:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 123
Toplam yorum
: 1309
Toplam mesaj
: 257
Ort. okunma sayısı
: 1831
Kayıt tarihi
: 22.11.07
 
 

Okumayı, yazmayı sevmeye çalışan Atatürk sevdalısı eğitimci ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster