Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '07

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
2899
 

Öğrencisi olmayan fakülte hangisi?

Öğrencisi olmayan fakülte hangisi?
 

Diyanet İşleri Başkanlığı, Kızılcahamam Patalya Otel’de, “1. Dini Hizmetler Sempozyumu” adı ile bir sempozyum gerçekleştirdi. Konu ile ilgili bilgilere ulaşmak isteyip http://www.diyanet.gov.tr/ adresinde sempozyum sayfasını açmaya çalıştığınızda “ Seçili dosya geçerli bir Microsoft Office document imaging dosyası değil” diyor ve bilgi alma olanağı bulunmuyor. Başka bir program ile açmak gerekiyor. Ne yazık ki bende de başka bir program yok. Ulusal basının bir kısmında yer alan ilginç bir habere ilişkin yaptığım araştırma da ne yazık ki kaynağına ulaşamadım. O nedenle yalnızca haber kaynağı ile ilgili bilgi aktarmak ve kafama takılan sorulara yanıt aramak durumunda kalacağım.

Bu sempozyumda, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Doç. Dr. Halil Altuntaş, fakültelerde görev alan ilim adamlarının, ilâhiyat fakültelerinin son dönemde içinde bulunduğu “acıklı durumu’’ açık yüreklilikle dile getirmeleri gerektiğini belirtmiş ve eklemiş “ Fakültelerde görev alan ilim adamları, ilahiyat fakültelerinin son dönemlerde içinde bulunduğu acıklı durumu açık yüreklilikle, üslubunca dile getirmelidirler. Dünyanın neresinde 25 yıl önce açılıp bir tek öğrencisi olmayan bir ilim yuvası vardır? Bunu bilim adamları dert edinmelidirler. Her birimizin 10’ar öğrencisi var. Hoca başına 5 öğrencinin düştüğü sınıflarımız var. Bunu bilim adamlarımız, ilahiyat fakültelerimiz bir problem olarak dile getirmelidir.’’ Demiş…

Oturum başkanlığını yapan Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Saim Yeprem, sempozyumdaki oturumlarda Türkiye’de ilahiyat öğreniminin ABD ve Kanada ile karşılaştırmasının yapıldığını belirtmiş ve eklemiş.“söz konusu ülkelerin nüfus yoğunluğunun Türkiye ile karşılaştırılması durumunda Türkiye’de 70 ilahiyat fakültesinin bulunması gerekmektedir” demiş.

Türkiye de kaç ilahiyat fakültesi var diye bir araştırayım dedim 24 adedini tespit edebildim. Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Antalya) , Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Ankara), Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Erzurum), Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Sivas), Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Çanakkale), Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Adana), Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Diyarbakır), Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (İzmir), Erciyes Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi (Kayseri), Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Elazığ), Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Çorum), Gazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Şanlıurfa), İnönü Üniversitesi Darende İlahiyat Fakültesi (Malatya), İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (İstanbul), Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (K. Maraş), Karadeniz Teknik Üniversitesi Rize İlahiyat Fakültesi (Rize), Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (İstanbul), Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Samsun), Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Eskişehir), Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Sakarya), Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Konya), Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Isparta), Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Bursa), Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Van).

Fakültelerin nüfus yoğunluğuna göre açılması gerekliliğini vurgulayan bir bilim adamını anlamakta zorlanıyorum. Canım Türkiyemde bu mantığın hakim olduğu bir Bilim dünyası oluştuğunu görmek acı veriyor. Öncelikle aynı topluluğa ait olan bilim adamlarının kendi içlerinde bir fikir birliğine vararak karar vermeleri gerekiyor mu? Prof ünvanını almış biri Dünyanın neresinde 25 yıl önce açılıp bir tek öğrencisi olmayan bir ilim yuvası vardır? Diye sorarken, oturumu yöneten bir başka bilim adamının 70 tane olması gerekir gibi bir savı ortaya atması düşündürücür.

“Dinler, kaynağı Tanrı olan bilgi kümeleridir. Elde edilme yolları, peygamberlerin rüyaları, aracı melek ve dini önderlerin şahsi ilhamıdır. Kaynağının bir süje olması dinleri, sübjektif-öznel yapar. Bu bilgi, inanç esasına dayandırılarak dogmatik ve mutlak yapılır. Yani sübjektifin dogmatikliği ve mutlaklığı. Fakat bu mutlaklık, o inanç sistemine inananlar içindir. Başka inanç sahipleri için tartışılır olması, evrenselliğini ve bütün insanlık için geçerliliğini önler ve tüm mutlaklık iddialarına karşın, onu göreceli yapar.” ( Teolog Niyazi Kahveci) Aynı bilim adamı, “Türkiye'de İlahiyat Fakülteleri, Avrupa'da olduğu gibi teoloji ve bütün dinleri kapsayıcı fakülte fonksiyonunu görmek amacıyla kurulmuştu. Fakat İslamiyet’e hasredilerek toplum düzeyinde folk din hizmeti sunacak alimler ve görevliler yetiştiren kurum oldu. “ demektedir.

Neyse ki bu tür düşünen din araştırmacılarının da bulunduğunu görmek içimizi rahatlatıyor. İlahiyat Fakülteleri yerine ‘Teoloji ve dinler fakültesi’ gereksinimine vurgu yapan Teolog Niyazi Kahveci “ Dünyanın neresinde 25 yıl önce açılıp bir tek öğrencisi olmayan bir ilim yuvası vardır? Sorusunu yönelten Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Doç. Dr. Halil Altuntaş’a cevap vermektedir.

Sıradan bir yurttaş olarak ta ben sormak istiyorum!

Sayın Altuntaş’ın tespit ettiği bu fakülte’de öğretim görevlileri var mıdır ve benden alınan vergilerden onlara maaş verilmekte midir?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yukarıdaki blogtan anlaşılıyor ki; onca İmam hatipten İlahiyat okumaya heveslenen çıkmıyormuş pek.Oysa kıyameti koparıyorlar üniversite hakkımız engelleniyor diye.Sadece imam hatipler değil, bütün meslek liseleri için şöyle düşünüyorum; Meslek lisesine girmek demek, daha lise çağında seçeceği mesleği belirlemek ve bu yolda emek para ve zaman harcamak, seçilmiş bu meslekte, erken seçmiş olmanın avantajını da kullanarak derinleşmek uzmanlaşmak demek. Yani seçtiği alandaki lisans ve lisans üstü programları için öğrencinin önü açık. Hatta o alanda lise okumuş olmasının puan karşılığı avantajı bile var. Ha iş okuduğu meslek lisesi dışında bir program okumaya kalkınca elbette değişiyor. Çünkü öğrenci bu durumda, hem kendisi için harcanmış, hem de kendi harcadığı para emek ve zamanı heba etmekle kalmıyor, bu alanda gelişmek isteyen ama meslek lisesine girememiş olan başka öğrencilerin de hakkını yemiş oluyor. Bu yüzden de program değiştirmenin bedelini ödüyor. İlginç konuydu. Sevgiyle kalın

Yıldız... 
 06.11.2007 11:15
Cevap :
Sayın Demirel, ( Süleyman bey'e yazıyor gibi hissettim bir an :)) ) Ülkenin yıllardır kanayan yarasına işaret etmenize aracı olmak hoş. Bana ufuk açtınız. Bu konuyla ilgili de bir şeyler yazmak gerek. Gerçi Abbas Güçlü yıllarca yazdı bir halt olmadı ama! :)) İlginize ve duyarlılığınıza teşekkür ederim. Sevgi ve sağlıkla  06.11.2007 15:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 126
Toplam yorum
: 807
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1267
Kayıt tarihi
: 10.09.06
 
 

48 yıldır yaşıyorum.Gazeteciyim, müzisyenim, babayım... Önce insan ve iyi bir yurttaş olabilme çab..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster