Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ağustos '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1153
 

Öğrenme stilleri

Öğrenme stilleri
 

Son 6-7 yıldır eğitim sistemimizde belirli değişiklikler yapılarak sekiz ayrı zekâ çeşitlerinden bahsedilmeye başlandı. Bunlar dil zekâsı, matematiksel- mantıksal zekâ, uzaysal zekâ, kinestetik zekâ, müzik zekâsı, insan ilişkileri zekâsı, içsel zekâ ve doğa zekâsı başlıkları altında toplandı. Zekânın çeşidi ne olursa olsun insanlarda üç çeşit öğrenme stili olduğu anlaşılmış ve bu stillerin de doğuştan var olan karakteristik özelliğimiz olduğu, yaşamımızın her alanında bu özelliklerimize göre hareket ve davranışlarda bulunduğumuz belirtilmiştir. H. Alp Boydak’ın 130 sayfalık “Öğrenme Stilleri” adlı kitabında konu çok güzel ele alınmış, öğretmen ve velilere çocuklarımızı daha iyi anlayabilmemiz için çok yararlı bilgiler sunulmuş. Bu stiller üç ana başlık altında toplanmış.

· Görseller

· İşitseller

· Kinestetikler

Bazı kişilerde bu stillerden sadece biri görülürken, bazılarında biri baskın olmak üzere diğerleri de kısmen görülmektedir.

Görseller, yaşamlarında düzenli ve titizdirler. Karışıklık ve dağınıklık onları fazlasıyla rahatsız eder. Çantaları, dolapları her zaman düzenlidir ve her eşyasının mutlaka bir yeri vardır. Araç gereçlerini, defter ve kitaplarını çok temiz kullanırlar. Kılık kıyafetlerine, renk uyumuna çok özen gösterirler. Bebeklikleri de sakindir. Etrafına bakınarak oyalanabilirler. Oyuncakları ile işi bitince hemen yerine kaldırıp, yıllarca saklayabilirler. Sakin ve sorun çıkarmayan çocuklardır. Bu nedenle toplumda, ailede, okulda takdir edilen kişiler arasındadır. Görerek öğrenirler. Görselleri incelerler, yazıları okurlar. Öğrendikleri konuları gözlerinin önüne getirerek hatırlamaya çalışırlar. Sessiz ortamda kendi başlarına oturup ders çalışabilirler. Çalışırken renkli kalemlerle önemli konuların altlarını çizmeleri, onların hatırlamaları açısından önemlidir.

İşitseller, duyarak öğrenirler. Yabancı dil öğrenmeye yatkındırlar. Müziğe karşı çok duyarlıdırlar. Dinledikleri şarkının sözlerini hemen ezberleyebilirler. Küçük yaşlarda kendi kendilerine konuşurlar. Kendi kendine oynarken sanki yanlarında biri varmış gibi konuşurlar. Küçükken hikaye kitabı okutmayı severler. Sohbet etmeyi ve arkadaşlarıyla çalışmayı severler. Çok uzun konuşmaları hiç kaçırmadan takip edebilirler. Güzel konuşmacıdırlar. Sınıf ortamında da sürekli yanındaki ile konuşurlar. Kendileri okuyarak anlamadıkları için başkalarının anlatmasını isterler. Hatırlamak istediklerini birisi kendilerine anlatıyormuş gibi işiterek hatırlarlar. Duyduklarını öğrendikleri için sınıfta sessiz okumada sıkıntı çekerler. Çünkü kulaklarının duymadıklarını anlamakta zorlanırlar. İlköğretim birinci kademede kendi kulaklarının duyabileceği bir ses tonu ile okumalarına izin verilmesi gerekiyormuş. Eğer çocuk isterse evde ders çalışırken fonda istedikleri müziği dinlemelerine izin verilmeliymiş.

Kinestetikler, oldukça hareketlidir. Sınıfta yerlerinde duramazlar. Ayaklarını veya bacaklarını ritmik olarak sallarlar. Pencereyi açmak, tahtayı silmek hep onların işi olsun isterler. Kaslarını kullanarak öğrenirler. Bizim eğitim sistemimiz daha çok görsel ve işitsellere hitap etmektedir, kinestetikler bu sistemden pek yararlanamamaktadırlar. Sınıf içinde sözle verilen talimatları anlayamaz, görsellerden ve anlatımdan yararlanamadığı için dersi takip etmekte zorlanır ve arkadaşlarını rahatsız etmeye başlarlar. Derslerinde başarıyı pek yakalayamazlar, bu nedenle de kurallara uymayan, yaramaz ve tembel öğrenciler olarak tanımlanmaktadırlar. Eşyalarını düzensiz kullanır, karışıklıktan hiç rahatsız olmazlar. Tertipli olmak için bir çaba göstermezler. Yemeklerini on parmağı ile yemek ister, üstünü başını çabuk kirletirler. Oyuncaklarını alındığı gün bozar veya kırarlar. Nasıl yapıldığını merak edip kaslarıyla öğrenmeye çalıştığı için istemeden zarar verirler. Kinestetikler için yaşam gerçekten zordur. Evde ailesi tarafından, okulda öğretmeni ve arkadaşları tarafından devamlı uyarı almaktadırlar ve ne yazık ki onları da anlayan insanlar toplumumuzda pek yoktur. Aileler ve öğretmenler çocukların bu davranışlarına bir anlam veremezler. Oturarak ders çalışmak kinestetiklere hiç uygun değildir. Bizim klasik ders çalışma anlayışımız sadece görseller için uygun. Ev ortamında ister gezerek, ister hareket yaparak ders çalışmalıdırlar. Onlar hareket etmeden derslerini öğrenemezler. Masa başında yapması gereken çalışmalar varsa bir elinde sevdiği oyuncağı ile oynamasına izin verilmesi gerekiyormuş. İsterse ayağının altına top alıp bir yandan ders yapıp, bir yandan da top çevirmesi uygunmuş ve daha iyi öğreniyorlarmış. Sınıf ortamında da parmakları arasında kalem çevirmesine izin verilmesi gerekiyormuş. Bu öğrenciler kaslarıyla öğrendikleri için okurken de yazıların üzerini parmaklarıyla takip etmeleri ve ancak bu şekilde okuduklarını anladıkları anlaşılmış. Biz yıllarca öğrencilerimize okuma yaparken parmak ile takip etmemelerini istedik çünkü Türkçe programında istenen buydu. Biz ne kadar uyarsak da kinestetik öğrenciler parmakla takip etmekten vazgeçmediler.

Öğrenme stillerinin bilinmesi, tembel veya yaramaz olduğunu sandığımız pek çok öğrencinin sadece stilleri bilinmediği veya dikkate alınmadığı için öğrenemediğinin anlaşılmasını sağlayacaktır. Bu bilgileri öğrenmek için illa da öğretmen olmak gerekmiyor. İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur. Kişilerin kendilerini anlayabilmeleri için, eşlerini anlayabilmeleri için, hepsinden önemlisi çocuklarını daha iyi anlayabilmeleri için kitapta okuduklarımı paylaşmayı uygun gördüm. Bu tür bilgileri keşke göreve yeni başladığımızda ve kendi çocuklarımız küçükken öğrenmiş olsaydık. Çocuk yetiştirirken acaba bilmeden ne gibi hatalar ve baskılar yaptık diye insan düşünmeden geçemiyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevnç Hocam; Dediğiniz gibi keşke bunları okula başlarken öğretmenlerimiz bilseydi! Hatta daha da önemlisi Milli Eğitim bilseydi... Çocuklarımızı büyütürken bu tür bir çalışmadan haberdar olsaydık... Yazınızı okurken aklıma ilk olarak "ben hangi stilde öğreniyorum" sorusu geldi. Ardından da "acaba çocuklarım hangi öğrenme stiline daha yatkındır?" diye düşünmeden edemedim. Kitapta veya diğer kaynaklarda öğrenme stillerini test ederek öğrenebileceğimiz bir çalışma mevcut mudur? Teşekkürler...

Sinan Berkdemir 
 26.08.2010 23:38
Cevap :
Sayın Sinan Berkdemir; sorunuza teşekkür ediyorum. Yazımın eksik kalan tarafları olduğunu fark ettim. Kişilerin yaşları ilerledikçe zihinlerinde farkına varmadan kendi buldukları çeşitli yöntemlerle başka bir stili kendi stiline çevirme yapmayı öğreniyorlarmış. Örneğin görseller anlatılanları gözlerinin önünde canlandırarak öğreniyorlarmış. İşitseller gördüklerini ve okuduklarını anlamayınca yanındakine sorup sözle öğreniyor, yazıları yüksek sesle okuyarak kendi sesiyle öğreniyor veya biri anlattığını hayal ederek öğrenmeye çalışıyormuş. Kinestetikler ise okunan veya anlatılan bilgileri kendi zihninde senaryolaştırıp, oyunun bir figüranı gibi çeşitli hareketler yaparak öğrenmeye çalışıyormuş. Stil çevirmelerini yapabilenler başarıyı da yakalayabiliyor. Bizim öğrencilerimiz küçük olduğu için çevirmelerde yetersiz kalıyorlar ve aralarındaki stil farkı bariz bir şekilde ortaya çıkıyor. Kitapta öğrenme stillerini belirleme listesi var, önümüzdeki günlerde bunu yayınlamaya çalışacağım.  27.08.2010 16:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 37
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 1681
Kayıt tarihi
: 22.01.09
 
 

1986 Bolu Eğitim Yüksek Okulu Mezunuyum. Sınıf öğretmenliği yapıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster