Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ağustos '11

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
4535
 

Öğrenme süreçleri

Öğrenme süreçleri
 

ÖĞRENME SÜREÇLERİ


Beyin son derece hızlı öğrenir. Bir başka deyişle öğrenme sürecinin bütün aşamaları bir anda tamamlanabilir. Bu nedenle “kapmak” gibi bir terim kullanılır halk arasında. Bazen biz bu sürecin farkına bile varmayız. Bir de bakmışız ki yükseklik korkusundan bir fobik tepki geliştirmişiz. Herhangi bir fobisi olanlar, kalkıp da şu tarihte şu kadar sürede böyle bir tepki vermeyi öğrendim diyemezler doğal olarak. Bu tür süreçler hep bilinçaltı düzeyde gerçekleşir. Bu nedenle öğrenme süreçlerini iki kısımda incelemek gerekir. Birincisi bilinçli olarak gerçekleşen öğrenim süreci ve ikincisi bilinçdışı öğrenim sürecidir. 

Eğitimde, bu süreçlerin ikisi de birlikte gerçekleşir. Bu nedenle bir öğretmen, bu süreçlerin ikisi hakkında da bilgi sahibi olmalıdır. Bilinçdışı öğrenme, bilinçli öğrenmeye kıyasla çok daha yoğun olarak gerçekleşmesine karşın, bilinçli öğrenme süreçleri bizim istemimiz doğrultusunda davranışlar geliştirebilmemiz açısından önem taşır. Örneğin bir araba kullanmayı öğrenmek istiyorsak, bilinçli öğrenim süreçlerine ağırlık vermemiz gerekecektir. Ancak unutmamak gerekir ki bütün bilinçli öğrenim süreçlerine eşlik eden bilinçdışı öğrenim süreçleri mutlaka vardır ve sonucun kalitesinde bu bilinçdışı öğrenmelerin de büyük bir etkisi olacaktır. Örneğin eğer babamız arabayı hızlı kullanan birisiyse, büyük bir olasılıkla biz de bilinçli olarak araba kullanmayı öğrenme sürecinde aldığımız bütün güvenlik bilgilerine rağmen, sonunda hızlı araba kullanan bir sürücü olacağızdır.(Üstelik de bilinçdışı öğrenilmiş bu davranışlar bize özgür irademizle yaptığımız bir tercih gibi yansıyacaktır.) 

Bir başka konu da bilinçli öğrenme süreçlerinin yavaşlığıdır. Bilinçdışı öğrenme süreçlerinin bir anda olup bitmesine rağmen, bilinçli öğrenme günler haftalar hatta aylar sürebilir. Bu nedenle bilinçli öğrenme süreçlerinin analizi, bu sürelerin kısaltılması ve başarıyla geçilmesi açısından önemlidir. Bilinçli öğrenme süreçleri kesintiye de uğrayabilir. Örneğin “ben bu işi başaramayacağım” düşüncesi, bilinçli bir öğrenme sürecini yarıda bırakabilir. Ya da özellikle halk arasında “maymun iştahlı” diye nitelenen insanlar bir öğrenme süreci tamamlanmadan, başka bir ilgi alanında yeni bir öğrenme sürecine başlayabilirler.
Bilinçdışı öğrenme süreçlerinin aynı esnada birden fazla olabilme özelliği vardır. Yani bilinçdışında aynı anda birden fazla öğrenme süreci gerçekleşebilir. Ancak bilinçli öğrenme süreci tek olmak zorundadır. Biz aynı anda hem kimya, hem de matematik öğrenemeyiz. Dikkatimiz her zaman bir konuyla sınırlıdır. Bu noktada bilinçli öğrenme süreçlerinin tümünün, dikkat dediğimiz bilinçli farkındalık aracılığıyla geçekleştiğini belirtmeliyim. Oysa bilinçdışı öğrenme süreçlerinde böyle bir sınırlama yoktur. Bilinçdışı farkındalık, dikkat gibi bir odaklanma yeteneğine (ya da sınırlamasına) sahip değildir. Aynı anda çok sayıda ayrıntı yakalanıp işlenebilir. 

BİLİNÇDIŞI ÖĞRENME 

Bu öğrenim süreci bizim yaşamımızın temelini oluşturur. Kişiliğimizin ve davranışlarımızın çok büyük bir bölümü bilinçdışı öğrenme süreçlerinin bir ürünüdür. Yaşlılıkta hızı düşse de ömür boyu devam eden bir öğrenme şeklidir bu. Ayrıca vücudumuzun çalışması da bu öğrenme sürecine dayalıdır.Örneğin bağışıklık sistemimiz, sindirim sistemimiz, sinir sistemimiz hep bilinçdışı öğrenme süreçlerinden yararlanırlar. Bilinçdışı öğrenme sonuç olarak, fiziksel, kişisel ve sosyal alanlarda bizim en önemli öğrenme şeklimizdir. Bu öğrenme sürecinden bilinçli bir şekilde yararlanmak, batıda henüz çok yeni ve hala çok sınırlı olmasına karşın doğuda büyük önem taşır ve binlerce yıl öncesine dek uzanır. 

BİLİNÇLİ ÖĞRENME 

Bilinçli öğrenmeden kastımızın isteme dayalı öğrenme olduğunu belirtmem gerek. Çünkü bilincimizin yüzeysel katmanlarında, bilinçli ve bilinçdışı faaliyetlerin sınırları durağan değildir ve bir an bilinçdışı olan bir an sonra bilinçli olana dönüşebilir ve bunun tam tersi de doğrudur. Bu nedenle öğrenme süreçlerini istemsel (iradi) ve istem dışı olarak sınıflandırmak, bu süreci eğitim açısından değerlendirebilmemiz için daha elverişli bir yaklaşımdır. 

OKULLAR 

Okullar istemli öğrenim süreçlerinin gerçekleştirildiği kurumlardır. Bu kurumlar belirlenmiş hedeflere yönelik olarak, yine belirlenmiş yöntemlerle öğrenme süreçlerini kontrollü olarak gerçekleştirirler. Okulların temel hedefleri, bireyi toplumla uyumlu kılmak ve bireye toplum içinde işbölümünde gerekli nitelikleri kazandırmak şeklinde iki ana başlık altında toplanabilir. Okullar öğrencilere öğrenme sürecinde gerekli araç, gereç ve insan kaynaklarını sağlarlar. Kuşkusuz öğretmenler bu insan kaynaklarının başında gelir. 

ÖĞRETMENLER 

Öğretmenler, kitaplar ve diğer araç gereçlerle sağlanan bilgilerin düzenlenip öğrenciye aktarılmasından, bu bilgilerin anlaşılma sürecine katkıda bulunmaktan ve nihayet bu bilgilerin kavranılmasından sorumludurlar. Yüksek öğretimde bu sonuncusu öğrenciye bırakılmaktadır. Ancak ilk ve orta eğitimde öğretmenler kavrama sürecine de aktif olarak katılmak zorundadır. Bu nedenle öğretmenlerin ilk ve orta öğretimde, öğrettikleri konunun içeriğinde uzman olmalarından daha çok, öğretme süreçlerine katkıları yönünde sorumlulukları esastır. Yüksek öğrenimde ise öğretmenlerin sorumluluğu, öğrettikleri konulardaki uzmanlıkları yönünde ağırlık kazanır.
Gönlünüzce bir gün olsun hepinize!
izzetbalci@ziprotek.com 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1110
Kayıt tarihi
: 06.06.11
 
 

Zihinsel Programlama Teknikleri(NLP, Hipnoz, Meditasyon..vs.) alanında, uzun yıllardır araştırma ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster