Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '14

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
263
 

Öğrenme ve tutku

Öğrenme ve tutku
 

Ne yapman gerektiği söylenebilir... kendi cevaplarını bulacağın tahmin edılmeden


“Eğitim kovayı doldurmak değil, ateşi yakmaktır!” (1)

Öğrenmenin yeri neresidir?  Okul mu? Ev mi? Dershaneler mi? Hepsi mi? Hiçbiri mi?

Öğrenmenin yeri, aslında yüreğimizdir.

Yürekten istemediğimiz hiçbir şeyi öğrenemeyiz. Öğrensek bile unuturuz. Unutmasak bile çıkarıp da olduğu yerden kullanmayız; kullanamayız. Çünkü öğrenmek tutku gerektirir.

Evet doğru; çocuklarınızı daha küçücükken bir şeyler öğrenmeleri için okullara, öğretmenlere teslim ediyorsunuz ve anne-babalar olarak sizler, evde elinizden gelen desteği veriyorsunuz. Evet doğru; evde, sokakta hep öğreniyoruz… Çocuğunuzun en hızlı neyi öğrendiğini ya da öğrenip de unutmadığı, kendini durmadan geliştirdiği konu neydi hatırlıyor musunuz? Peki ya siz? Okulda en kolay neyi öğrendiniz? Neyi unutmadınız? Hangi konudaki bilgileriniz hiç olmadık bir anda gün yüzüne çıkıp da sizi şaşırttı? Henüz tutkunuzu keşfetmediyseniz bu izleri takip edin. Onlar sizi tutkunuza götürecektir. Zira unutmadığınız o bilgileri unutmamanız için bir sebebiniz var: o konuya karşı tutkunuz.

Avustralyalı eğitimci Darcy Moore, sınıfındaki öğrencilere “Neyi öğrenme konusunda tutkulusunuz?”  diye sorduğunda özellikle 10-12 yaş grubu öğrencilerinden aldığı cevapların “ilgi alanı” olmaktan çok “meslekler” olduğunu belirtiyor. (2) Çünkü çocuklarımız okulu gelecekleri için bir meslek sahibi edinebilme yeri olarak görüyorlar. Yine Avustralya’da yapılan araştırmalar, eğitime yapılan onca yatırım artışına rağmen matematik, fizik, kimya gibi derslerde yapılan sınav sonuçlarının son 50 yılda hiç değişmediğini ortaya koymuş. Bu, Rönesans’tan bu yana değişmeyen “metin -yani okuma- bazlı öğrenme” sisteminin bir sonucu olarak yorumlanıyor. Öğrencilerin ilgi alanlarının, tutkularının bir kenara atıldığı bir eğitim sistemi yani.

Okulun anlamı, eğitim sistemleri nedeniyle, bu kadar daralmışken, çocuklarımıza hayallerinin peşinden gitmeyi nasıl öğreteceğiz?

Kurduğu şirketlerde en iyi üniversitelerden mezun kişileri yanında maaşlı olarak çalıştıran,Apple’ın yaratıcılarından Steve Jobs’un Stanford Üniversitesinde 2005 yılı mezunları için yaptığı efsanevi  konuşmasında (3), kendisinin üniversite mezunu bile olmadığını ı söyler. Konuşmanın bütününe bakarsak söylemek istediği “okulu bırakın, okulda öğrendikleriniz beş para etmez” değildir. “Tutkunuzun peşinde gider, ilgi duyduğunuz şeyleri öğrenirseniz, en az benim kadar yaratıcı şeylere imza atabilirsiniz” demek istemektedir.  Zira o üniversiteden ayrılıp kaligrafi gibi sadece ilgi duyduğu derslere katılmış ve yıllar sonra Apple tasarımında bu bilgilerini şaşırarak kullanmıştır. Aslında “eğitimini” değil “üniversite”yi bırakmıştır. Kendisine “diretileni öğrenmekten” vazgeçip “tutkusunu öğrenmeyi” tercih etmiştir.

Cats müzikali ve Phantom of the Opera’nın koreografı Gillian Lynn’in annesi, 8 yaşındayken okul tarafından öğrenme bozukluğu ve odaklanma sorunu olduğu gerekçesiyle (Gillian Lynn büyük ihtimalle DEHB’liydi) okuldan uzaklaştırılan Gillian’ı doktor doktor gezdirmeseydi, onun dansa tutkusunu fark eden doktoru dinlemeyip, onu dans okuluna götürmeseydi biz bu sanat şaheserlerini bu oldukları halleriyle seyredebilir miydik? (4)

Bizi etkileyen, hayranlık yaratan başarı hikayelerinin perdelerini aralığımızda arkalarından birer tutku hikayesinin çıkması tesadüf değil, tesadüf olamaz da. Onlar tutkularının peşinden gitme cesaretini gösterenlerdir aslında. Kaçımız garanti gördüğümüz meslekleri bir kenara atıp sevdiğimiz mesleği yapma cesaretini gösterdik? Kaçımız şu an çalıştığımız işlerde mutluyuz?

Anne-baba, öğretmen, rehber öğretmen, koç… Kimliğimiz her ne olursa olsun bize düşen en büyük görev, çocuklarımızı standart eğitim sisteminin kalıpları içine sıkıştırmak yerine merak etmelerine teşvik etmek, tutkularının farkına varmak ve tutkularının peşinde gidebilmeleri için fırsatlar yaratmak ve o cesareti göstermelerine yardımcı olmaktır. Çocuklara ne yapacaklarını söyleyen patronlar değil, tutkularının peşinden gitmeye yönlendiren rehberler olmamız çok önemli.

İrlandalı şair Yeats’in dediği gibi “gerçek eğitim kovayı doldurmak değil, ateşin tutuşmasını sağlamaktır!”

Haydi o zaman gelin çocuklarımıza tutkunun yolunu öğretelim…

 

Kaynak ve Alıntılar:

(1)   İrlandalı şair ve yazar William Butler Yeats’ın sözü

(2)   http://www.darcymoore.net/2011/03/19/passion4learning/

(3)   http://www.youtube.com/watch?v=0quHs9UPqBc

(4)   http://en.wikipedia.org/wiki/Gillian_Lynne

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Elgiz Henden, Bilirsiniz, çok eski çağlardan bu yana cehaletinin koyuluk derecesini öğrenenlerin ilk önerileri, "İnsan kendini tanı'olmuştur. Geldiğimiz noktada (Kimileri ona, "bilgi çağı" da demektedir.) Tıp ilminin çözüm bulamadıkları arasında, "akıl hastalıkları" da vardır. Nedeni, "İnsanın henüz kendini tanıyamaması", olsa gerek. Çevremizdeki hayvanları izlediğimizde, ailelerinin onların eğitimlerinde sadece birer gözlemci ve örnek olduklarını görürüz. (Doğuştan akıllı)İnsan evladına; "Ben sigara içiyorum zararlıdır sen içme!" diyerek çouuğunu bırakınız eğitmeyi, kötü örnek olarak kafasını karıştırmaktadır. Bu durumda söylenecek galiba; "Gölge etme başka ihsan istemem!" İfadesi mi olmalıdır. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 30.05.2014 15:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 256
Kayıt tarihi
: 04.05.09
 
 

Elgiz Henden 1968 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini 1989 yılında, yük..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster