Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ağustos '09

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
568
 

Öğretmen Akademisi Vakfı

1-7 Ağustos 2009 tarihinde Öğretmen Akademisi Vakfı’nın “Eğiticinin Eğitimi” programına katıldım. Yorucu ancak dolu dolu bir hafta geçti. Bu eğitim boyunca düşündüklerim ve yapmak istediklerim konusunda yalnız olmadığımı görmek inanılmaz mutluluk vericiydi. Yeni insanlarla tanışmak, onları dinlemek, yapmak istediklerimizi anlatmak çok güzeldi. En güzel olan taraf ise yapmak istediklerimizi anlatmak ve anlamak için özel bir çaba sarf etmeye ihtiyaç duymamamızdı. Çünkü herkes aynı amaca ulaşmak için çalışıyor ve aynı dili konuşuyordu. Türkiye’nin her yerinden 65 ayrı yürek tek yürek olmak için bir araya gelmişti. İnanılmaz bir bütünlük ve yine inanılmaz bir coşku ve keyif vardı. “Çocuklar gibi şen” oyunlarla öğrendik ve öğrendiklerimizi uyguladık.

Garanti Bankası tarafından desteklenen Öğretmen Akademisi Vakfı öğretmenlere yeni beceriler kazandırmak yanında zaten sahip oldukları becerileri de geliştirme imkânı sunuyor. Bu becerileri de okul ortamında sınıfta, her yerde kullanmaları için hem kendilerini hem de öğrencilerinin gelişimlerine katkı sağlamak amacını güdüyor. 5 yıl için hazırlanan “Öğretmenin Sınırı Yok” projesi kapsamında 100.000 öğretmene ulaşılması planlıyor. Ülkemizde MEB’e bağlı 700.000 öğretmen olduğunu düşünürsek bu oldukça büyük bir rakam. Buna bir de yeni beceriler kazanmış öğretmenlerin ulaştıkları öğrenci sayılarını da eklersek yaklaşık 2.5 milyon öğrenci yeni yaklaşımlara sahip ve bu yaklaşımları kullanan öğretmenlerle karşılaşacak demektir.

Sadece masa başında oturulup hazırlanmış ve ortaya koyulmuş bir eğitim programı değil; üzerinde düşünülmüş çalışılmış, sahadaki öğretmenlerin ihtiyaçları ve görüşleri değerlendirilmiş, pilot uygulamaları ve geri dönüşümleri alınmış, uygulamaya ve çözümlere yönelik bir program. Bizlere sadece teorik bilgiler vermekle kalmıyor uygulamaya yönelik, durumsal sonuçlar ve çözümler üretmemizi sağlıyor.

Bugüne kadar eğitim sektöründe yapılan tüm yatırımlara baktığımızda genellikle öğrenci, yurt, okul gibi eğitim mekânları ya da kitap defter gibi eğitim materyalleri üzerinde yoğunlaşıyordu. Öğretmene yapılan yatırım öğretmenlerin deyimiyle sıkıcı ve sonuçları geri alınamayan hizmet içi eğitim yatırımları şeklinde idi. Rakamlarla ifade etmek gerekirse 2007 yılında emekli olan 17.000 öğretmenin 11.000’i hiç hizmet içi eğitim almadan emekli olmuş. Eğitimin en önemli iki unsurundan biri olan öğrenciye neredeyse her alanda yatırım yapılırken, eğitimin ikinci ve en önemli unsuru olan öğretmen İbrahim Betil’in sözleriyle “ ağır ihmale” maruz kalmıştı. Bu ihmali gören ve bu ihmalin giderilmesi için gönülden hizmet eden vakıf çalışanları tebrik etmek gerekir diye düşünüyorum. Böylesine önemli bir görevi üstlenen Vakfın eğitmenleri arasında yer almayı da ayrıca gurur verici buluyorum.

Üniversite öğreniminde “öğrenen” konumunda olan ve öğrenim bittikten hemen sonra “öğreten” konuma geçen, dolayısıyla sınıflara girmeye başlayan öğretmen bugüne kadar kendi kendine, belki de el yordamıyla, bulmaya çalıştığı yolunu artık tek başına aramayacak. Artık öğretmenlerin yanında onların gelişimine destek olan, kendi yolunu bulmasına yardım eden bir “Öğretmen Akademisi Vakfı” var.

Öğrenciye “Dur, koridorda koşma, sus sınıfta konuşma” gibi ne yapmaması gerektiğini söyleyen öğretmenler yerine, öğrenciyi “dinleyen, anlayan, değer veren, ne yapmak istediğini soran” öğretmenler kazandırmak için çalışıyor. Bunların her biri sahip olduğumuz beceriler olabilir ancak geliştirilmesi gereken hatta geliştirilmek kalmayıp kullanılması gereken beceriler. Hepimiz bir sürü eğitimden geçmiş olabiliriz, çok farklı beceriler elde etmiş olabiliriz ve bunları kullanmıyor da olabiliriz. Çok olağan bir örnek vermek gerekirse iletişimin ilk adımı olan dinleme becerileri eğitimi tüm çalışanların sadece %5 i tarafından alınmıştır. Özellikle çalışanlar diyorum, öğretmenler değil; acaba bunun % kaçı bugüne kadar “ağır ihmale” maruz kalmış öğretmenlerdir?

“Öğretmenin sınırı yok” projesi belki de eğitimde bugüne kadar yaşadığımız sorunların çözümü için; vakfın yönetim kurulu üyelerinden ve projenin fikir babası İbrahim Betil’in dediği gibi “Belinin Kırılma” aşamasıdır. Bu nedenle Türkiye’nin geleceğini oluşturacak gençlerin karşısında sürekli öğrenen, merak uyandıran, iletişim becerilerini geliştiren, soran ve sorgulayan öğretmenlerin görev almasını sağlayacak bu proje gerek öğretmenlerin gerekse eğitim dünyasında yer alan her anne-babanın sahip çıkması ve desteklemesi gereken bir fırsattır.

Bu projeye öğretmenler, MEB, Garanti Bankası sahip çıkıyor. Bu eğitimi alan öğretmenlerle karşılaşan anne-babaların da söz konusu projeye sonuna kadar sahip çıkacağına inanıyorum.

Öğretmen Akademisi Vakfı’nın eğitimlerinden yararlanmak istiyorsanız http://www.orav.org.tr/ adresine giriyorsunuz ve okul olarak müracaat edebiliyorsunuz.


Elgiz Henden

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 258
Kayıt tarihi
: 04.05.09
 
 

Elgiz Henden 1968 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini 1989 yılında, yük..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster