Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
8898
 

Öğretmen okullarının 159. yılı kutlu olsun

Bu gün Öğretmen Okullarının kuruluşunun 159. yıldönümü. Osmanlı İmparatorluğu’nun 1839 da yayınladığı Tanzimat Fermanı’yla birlikte, bazı alanlarda Avrupa’yi olmayı gerektiriyordu. Bunların başında da eğitim geliyordu. Okuluyla, öğrencisiyle, öğretmeniyle, programlarıyla ve müfredatlarıyla yenilenme, modernleşme, kısaca Avrupa tarzında bir eğitim. Bunun için, önce, bunları uygulayacak öğretmene ihtiyaç vardı. Osmanlı sistemiyle bu mümkün değildi. Tanzimat’tan 9 yıl sonra, 16 Mart 1848 de, Abdulmecit zamanında, Ahmet Cevdet Paşa’nın öncülüğünde, İstanbul’da Darülmuallimin adında okul açıldı. Okula zamanla yeni ekler, yapıldığı gibi, zamanla da kapatmalar oldu. Önce 1870 de, Darülmuallimin-i sibyan, 1877 de Darülmuallimin idadi, 1891 de de, Darülmuallimin-i Ali olarak ilk, orta ve lise öğretmenleri yetiştirmeye başladı. Medrese öğrencilerinin alındığı okulun ilkokul kısmı 2, orta ve lise öğretmeni yetiştiren kısımları da 3 er yıllıktı. Tüm öğrencilere maaş bağlanmıştı. Mezun olanlara da donanım bedeli olarak 80 altın veriliyordu.

1880 de okulun idadi kısmı kapatılarak, yerine idadi ve sultanilere öğretmen yetiştiren şubeler açıldı.. 3 Kasım 1891 de de Ali şubesi açılarak hepsi 2 yıllık oldu.

İptidai şubelerine girecek Medrese öğrencilerinden, Arapça sarf ve nalv, husn-i hat, imla, kraat-ı turki den sınava girip başarılı olanlardan da sağlam, 20-30 yaş arası olmaları, güzel ahlak koşulları aranıyordu. İptidai mezunları Rüştiye şubesine, Rüştiye ve Sultani mezunları da, 1 yıl içinde müracaat etme koşuluyla Ali şubesine kayıt yaptırabiliyorlardı.

1908 deki, ikinci Meşrutiyetin ilanından sonraki 1909-1910 öğretim yılında okula öğrenci alınmadı ve 1909 da Ali şubesi kapatıldı. Bir yıl sonra tekrar açıldı. TBMM Hükümeti zamanında 15 Temmuz 1923 de kurulan Bilim Kurulu tarafından, Yüksek Muallim Mektebi adı verilip 1924 de de Erkek Muallim Okulu olarak Malatya, Burdur ve Diyarbakırda açılmıştır.

1926 da Köy Muallim Mektepleri kanunu kabul edildi. “ Köylüyü köyden ayırmayacak, üretimden ayırmadan çağdaşlaştıracak bir okul” amacıyla çıkarılan bu kanun hemen uygulanmaya başlatılarak, 1927-28 öğretim yılında, Kayseri- Zencidere Köy Muallim Mektebi açıldı ve Denizli Öğretmen okulu da bu amaçla düzenlendi. Bu okullar 3 yıllıktılar. Buradan mezun olanlar direkt köylere atanıyor ve kendilerine bir lojman ve üretim yapabilecek tarla veriliyordu. Zamanın M.E.Bakanı Mustafa Necati’nin tüm uğraşlarına rağmen, okullardaki tarim çalışmaları ve malzeme yokluğu, uygulama yaptıracak öğretmenlerin olmamayışı nedeniyle, 1932 de Kayseri- Zencidere, 1933 de de Denizli Köy Muallim Mektepleri kapatıldı.

1930 larda 40 bin köyümüzün 35 bininde okul yoktu. Nüfusumuzun da % 80 ninden fazlası köylerde yaşadığına göre, Eğitim alanında da ne kadar ihmal edildiğimiz ortaya çıkar.

Tüm Eğitimciler çözüm üretmeye başladılar. Dr. Reşit Galip Maarif Vekili olunca, “ Köy işleri Komisyonu” kurarak “ Devletin köydeki adamı” olarak öğretmeni düşünüp, çözümler ürettirmeye başladı. 40 bin köye öğretmen yetiştirmek kolay değildi. Projeler çoktu ama, hepsinde can sıkan bir tarafı vardı. Bu sırada, 1934 de Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı İsmail Hakkı Tekçe Paşa, erlere okuma yazma öğreterek, terhis olanların köylerinde okuma yazma bilmeyenlere öğretmeleri, Kültür Bakanı Saffet Arıkan’ın dikkatini çekti. Vekaleten İlk Öğretim Genel Müdürlüğüne getirilen İsmail Hakkı Tonguç kolları sıvayarak, Atatürk’ün de, “ Ordudaki zeki çavuşları kısa süre kursa tabi tutarak, eğitmen olarak köylere gönderilmesi “ fikrini de benimseyerek 1936 da bu sistem başlatıldı.

Ankara Mürvet ovası köylerinden. Askerliğini yapan okur yazar 80 gence 8 aylık bir kurstan sonra, yaptıkları okuma- yazma gösterilerinin taktir görmesi sonucu, bunlar eğitmen olarak köylere dağıtıldı ve 1-2-3. sınıfları okutma görevi verildi. Bu sistemi benimsemeyenler de vardı. Ama şimdilik başka çare yoktu. Eğitmenler, her gün , müfettişler ve gezici baş öğretmenlerce denetleniyor, karşılaşılan sorunlar çözülüyordu.

Küçük köyler eğitmenlerle idare ediliyordu, ama kalabalık köyler için öğretmen yetiştirmek gerekiyordu . Biri İzmir- Kızılçullu’da, diğeri Eskişehir Çiftelerde olmak üzere, 17 Nisan 1940 da, İsmail Hakkı Tonguç’un “ İş için iş içinde, işle eğitim” anlayışı ile 2 Köy Öğretmen Okulu açıldı. Bu okullar daha sonra “Köy Enstitüleri” adını aldılar. 1948 yılına kadar sadece 21 Köy Enstitüsü bulunuyordu. Yurt sathına öyle dağıtılmışlardı ki, her okul 2-3 ile bağımlıydı. Böylece hiçbir il bu okullara uzak değildi.

1954 de yine politik nedenlerle bu okullar kapatılarak hepsi Öğretmen Okuluna dönüştürüldüler. Bu arada, Erkek Öğretmen Okulları da, zaman zaman, bazılarında değişiklikler yapılarak kimisi kız, kimisi karma, kimisi de erkek ilave isimlerle yaşamlarını 1974 yılına kadar devam ettirdiler. 1974 de kapatılarak , Eğitim fakültelerine öğrenci yetiştiren bir kaynak olarak, Öğretmen Liseleri ne dönüştü.

Bu gün Milli Eğitim Kadrosunda, parmakla sayılacak kadar , Öğretmen okulu mezunu bulunmaktadır. Tüm emekli öğretmenler de Öğretmen Okulu mezunlarıdır. Zaman zaman, iktidarların politik görüşlerinden zarar görmelerine rağman, bu Memlekete, Ulu Önder Atatürk’ün ilke ve inkılaplarına bağlı kalarak, özveri ve fedakarca çalışıp hizmet ettiler.

Bütün öğretmenlerimizin, 16 Mart günleri kutlu olsun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Sayın Hocam, Anılarım hakkında yazdığınız yazıyı, hoşgörünüze sığınarak, M Blog sayfama koydum. Selam ve saygılarımı sunarım. 13.08.2007. Şemseddin Koçak.

Şemseddin Koçak 
 13.08.2007 10:18
Cevap :
İyi yaptınız. Bende teşekkür ederim. Başarılarının devamını diliyorum. Burhan BURSALIOĞLU  13.08.2007 18:14
 

Merhaba Sayın Hocam. Bir İlköğretim Müfettişinin Anıları adlı kitapçığı adresinize göndermiştim. Elinize ulaşıp ulaşmadığını merak ediyorum. Selam ve saygılarımı sunarım. 10.08.2007. Şemseddin Koçak

Şemseddin Koçak 
 10.08.2007 10:33
Cevap :
Sayın Koçak, "Kavun Acısı Ne Ki.." kitabını, postaya verilişin de 13 gün sonra aldım. Herhalde onu kastediyorsundur. Resmin bir okul olmasını. ilgililere ithaf edelim. 20. yüzyılın sonuna doğru Türkiyede, eğitim manzaraları!... Kitabın piyasada olmadığına üzüldüm. İleride, Milliyet Blog da çıkan anıları da birleştirerek yeni baskı ile piyasaya çıkarırsanız, pek çok öğretmen ve müfettiş arkadaşlar istifade ederler. Bendeki, "Kavun Acısı Ne Ki... " sitedeki öğretmen arkadaşları dolaşıyor. Yorumlarını isteyeceğim. İlginç yorum olursa size ulaştırırım. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.. Burhan Bursalıoğlu  10.08.2007 21:02
 

Saygıdeğer öğretmenim 'öğretmen okullarının 159.kuruluş yıldönümü'yazınız için teşekkür ederim.Yine bizleri hatırlayan siz öğretmenim olmuşunuz.Ne mutlu bize ki sizler hala varsınız. Bende Niğde Kız İlköğretmen okulu 1969 mezunu bir öğretmenim.34 yıl öğretmen ve idarecilkten sonra 3 yıl oldu emekli olalı.Oturup öğretmen okullarının kurluşunu konuşacak arkadaşlarım bile çok az kaldı çoğumuzda ayrı yerlerdeyiz.Evet yazdığınız gibi birçok zorluklar çektik ama ben hep öğretmen olmaktan mutlu oldum. Bir çocuğumda öğretmen.Onun öğretmen olmasıda beni mutlu kılmıştır.Size sağlıklı uzun ömür diler ellerinizden öperim öğretmenim.

Ctmaksaray1973 
 20.03.2007 9:37
Cevap :
Sayın Ctmaksaray; İlginize teşekkür ediyorum. Emekli de olmuş olsanız, Öğretmen Okulundan mezun olmuş olmanız beni mutlu etti. Sesimiz cılızda çıksa,varlığımızı hissettiriyoruz. Ben Pederimin memuriyeti nedeniyle orta okulun son sınıfını Ulukışla da okudum. Okulun ilk mezunlarındanım. Niğde'de sınava girerek Sivas Öğretmen Okuluna yatılı girdim. Dediğiniz gibi parmakla sayılacak kadar azaldık. Ama Sivas Öğretmen okulu mezunları olarak her yıl, Bakanlıktan aldığımız devrelerle, 1979 dan itibaren hiç ara vermeden, eşlerle ,150 kişi, 28 yıldır bir araya geliyor,hem 10 gün tatil yapıyor, nostalji takılıyor ve hemde o yörenin insanlarına, öğretmen okullarının,birbirine ne kadar bağlı olduğunu gösteriyoruz. Ama şu bir gerçek ki, maalesef yazılı ve görsel basın,çok suskun. Milliyet BLOG sayesinde bir nebze deşarj oluyor, sizin gibi, özgeçmişini unutmayan, bilmiyorum ama, belkide benim gibi okul hayatını hala arayan kişiler olarak Sizlerle tanışma fırsatı buluyoruz. Sevgiler Sunuyorum.  20.03.2007 12:09
 

Merhaba Sayın Öğretmenim. Bu tarihleri bilimsel yazılarda kullanmak için kaynakların adını sormuştum. Ben de İlköğretmen Okullarının (yalnız dört yıllık dönem, lise ve ilköğretmen okulu) son örneklerinden biriyim. Evet, bu günü çok az hatılayan oldu. Ben de Size bunun için özellikle teşekkür ediyorum ya. Selam ve saygılarımı sunuyorum. 19.3.2007. Şemseddin Koçak.

Şemseddin Koçak 
 19.03.2007 17:27
Cevap :
Sayın Koçak, bizim nesil artık son demleri yaşıyor. Bu ülkeye çok yararlı öğretmen yetiştiren, Öğretmen okullarının hatırlanmayacağının üzüntüsünün ızdırabını yaşarken, genç bir eğitimcinin ilgilenmesi ızdırabımı hafifletti. Bunun peşini bırakmayın. Milli Eğitimimizin bugünkü durumuna bakarsak, geleceği parlak görmüyorum. İleriki tarihlerde, Öğretmen Okulların tekrar açılacağı umudunu hala taşıyorum. Size bunun için bu işin peşini bırakmayın diyorum. Çocuğun seviyesine inemeyen insan öğretmen olamaz. Son bir-iki yıldır, okullardaki şiddet, öğretmenlerin karıştığı olaylar, gerçekten, mesleğin değerini düşürmektedir. En kısa zamanda Sizin gibi meraklı ve genç eğitimcilere ihtiyaç vardır. İlgilendiğiniz için, Tekışık yayınlarından, ayda bir çıkan "Çağdaş Eğitim" dergisini tavsiye ederim. Tekrar teşekkür eder başarılar dilerim.  20.03.2007 1:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 2861
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

20.10.1934 Rize doğumluyum. İlkokulu Artvin ve Rize'de, ortaokulu Erzincan ve Ulukışla'da, öğretmen ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster