Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
943
 

Öğretmenevlerimiz.

Öğretmenevlerimiz.
 

Öğretmenevi öğretmenlerin sıcak yuvasıdır.


           1980 sonrasında, eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Sağlam zamanında açılmaya başlandı öğretmenevlerimiz. O zaman Aydın Gazipaşa Ortaokulunda İngilizce öğretmeni olarak, “Öğretmenevi Üye Kartı”mı almıştım. Yıllık aidatlarımızı da düzenli olarak maaştan keserlerdi. İl dışına çıktığımızda “güvenli ve hesaplı” bir konaklama yerimiz var, derdik. 21 yılda sadece üç kez kalabilmiştim. Öğretmen evlerimiz öğretmenlerin maaşlarından yapılan kesintilerle, üye kartı verilerek tüm yurtta yaygınlaştırılmıştı.

            1990-2005 yılları arasında Bakanlık müfettişi olarak –grup halinde - görevle denetim için il veya ilçe merkezlerine gittiğimizde de güven içinde kalabildiğimiz yerlerdi öğretmenevlerimiz. Turne başkanı tarafında önceden yapılan plânlama ile konaklama yerlerimiz ayrılırdı. Bizden önceki müfettiş arkadaşlardan” öğretmen evleri yapıldıktan sonra, otel köşelerinde yatmaktan kurtulduk.” sözlerini sıkça duymuştuk. Arada bir –öğretmenlerimize yer açılsın diye-otellerde de kaldığımız oldu.

            Ankara Başkent, İstanbul Vali Erol Çakır ve Beyoğlu, İzmir Hasan Sağlam, Antalya, Bayburt, Manisa, Gaziantep, Eskişehir, Erzurum, Erzincan,  Şanlıurfa ve daha niceleri. Sıcak yuvalarımız.   

            Emekli olduktan sonra, öğretmen evlerimizde fazla kalmadım. Sadece İstanbul’da bir ya da iki kez. Günümüzde öğretmen evlerinin fiyatlarıyla aynı düzeydeki oteller arasında çok fark olmadığını gördüm. Bu konuyu birçok öğretmen arkadaşım da dile getirdi. Yeme - içme zaten ayrı bir konu.

            Öğretmen evlerinin işletmesinin, özellikle lokanta, kuaför, berber ve kantin bölümlerinin “işletmecilere” verilmesinden sonra, kalite ve hizmet anlayışında düşüş başladı. Ticari amaç ön plana geçti. Kötülemek anlamında söylemiyorum ama yeme ve içmenin öğretmenevi dışında daha ucuz ve kaliteli olduğu da bir gerçektir.

            Bakanlık müfettişliğimiz sırasında,  öğretmenevlerinde üzüldüğümüz anlar da oldu. Konaklama için gelen öğretmenlerimizin “Boş yer yok”, “Bakanlık müfettişleri var” denilerek geri çevrildiklerini görünce, içimiz burkulmuştu. Hafta sonu, meslektaşlarıyla buluşmak, ihtiyaçlarını karşılamak ve moral depolamak üzere, köylerinden ilçeye veya merkeze inen öğretmenlerimizin hayal kırıklığını unutmak mümkün değil. Çok üzülmüştüm.

            Küçük ilçelerdeki  “öğretmenevi” çok önemli bir işleve sahiptir. Mahrumiyet bölgelerinde özellikle iç Anadolu ve doğuda, ilçelerdeki köy öğretmenleri, hafta sonlarında ya da ilçelerde işleri olunca,  öğretmenevlerine gidip rahatlıkla kalabiliyorlardı.  Öğretmenevleri sosyalleşme açısından da, öğretmenlerin kaynaşmaları ve dertlerini paylaşmaları için, en iyi buluşma ortamlarıdır. Bu ortamlarda öncelikle öğretmenlerimiz kalabilmelidir. Görev yeni atanmış, gidecek yeri olmayan öğretmenlerimiz kapıda beklerken, meslek dışı isteyenler kalabilmekte, dolayısıyla öğretmenlerimize “yer yok” denmektedir.

            Daha sonraları ve artık günümüzde Bakanlık müfettişlerimizin - öğretmenlerimize öncelik verilmesi için- otellerde konaklamasıyla, bu soruna bir parça çözüm bulunduğunu sanıyorum.

            Ancak, günümüzde, turistik bölgelerdeki öğretmen evlerimizde –özellikle tatilde- yer bulmanın halâ sorun olduğu da bir gerçek. Rezervasyon için aradığınızda, “Üzgünüz, yerimiz yok” yanıtını alabilirsiniz. Ancak, Bakanlıktan gelebilecek olan bürokratlar için, daima yer bulunabilmektedir.

Çoğu yerde işletmecilerin yönetiminde bulunan öğretmen evlerimizde kalmaktansa, öğretmenlerimizin çoğunluğu-hayal kırıklığı yaşamamak için- keselerine uygun otelde konaklamanın daha uygun olduğunu düşünmekte haklıdırlar.

                Ajanskamu.com’un 12 Haziran 2012 tarihli, haberine göre ”Öğretmenevleri kapatılıyor !” Haber şöyle; Kurulduğu günden beri hep tartışmalara neden olan “Öğretmenevleri” kapatılıyor. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Bakanlığa atandıktan sonra öğretmenevi yapımına bütçe ayrılmayacağını bildirmiş ve döneminde hiçbir öğretmenevi inşaatı da başlatılmamıştı. Bu konuda çok radikal kararlarıyla gündem oluşturan Dinçer’in son kararı da Öğretmenevleri’nin kapatılmasıdır. Kapatılacak olan öğretmen evlerinin uygun kapasite ve donanımı olanları, “Hizmetiçi Eğitim Enstitüsü” olarak hizmet verecek. Diğer öğretmenevleri de, Milli Eğitim Müdürlüklerinin belirleyeceği ihtiyaçlar doğrultusunda kullanılacak. Uygulama kademeli olarak yıllara dağıtılarak hayata geçirilecek.

Memurlar.biz haberi de şöyle; Milli Eğitim Bakanlığı, İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğüne gönderdiği yazıyla üç öğretmen evi hariç diğer bütün öğretmen evlerinin kapatılmasını istedi. Bu yazının tüm illere gönderilmesi bekleniyor.
İstanbul'da kapatılmayacak 3 öğretmenevinin Beyoğlu Öğretmenevi, Beykoz Sabancı Öğretmenevi ve Validebağ Öğretmenevi olduğu belirlendi. İki öğretmenevinin bağış şeklinin öğretmenlere hizmet şeklinde olması bu öğretmenevlerinin kapatılmasını engelliyor.
 

            Zarar eden öğretmenevlerinin kapatılması bir genelgeyle illere bildirilmişti.  Kastamonu Devrekani, Cide Öğretmenevi ve ASO,  Çatalzeytin Öğretmenevi ve ASO,  Hanönü ve Doğanyurt Öğretmenevinin kapatılması kararını alan bakanlık, gönderdiği yazıda işlemlerin gerçekleşmesi için gerekli mal kayıtları ve çalışmaların yapılmasını istediği “Kastamonu’dan Haber”de yayımlanmıştı.

Anadolu’daki “köy kahvehaneleri” gibi, öğretmenlerin buluşma ve konaklama yeri olan öğretmenevlerinin zarar etmeden işletilmesi sağlanamaz mıydı? Personeli ve idarecilerinin otelcilik işletmesinden anlayan kimseler olması gerekmez miydi?  İyileştirmeye gitmek yerine kapatılması daha mı iyi ? Hayırsever Rahmetli Sakıp Sabancı’nın öncelikle ilçelerde öğretmenevleri yaptırdığı aklıma geldi. Çok hayır duası aldığına eminim. Toprağı bol olsun.

 

            “MEB.Öğretmen Evleri, Öğretmen Evi ve Akşam Sanat Okulları, Öğretmen Lokalleri ve Sosyal Tesisler Yönetmeliği”nde ne diyor?

Kurumun amacının  “Öğretmenlerimizin, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı personelinin, mesleki ve kültürel gelişmelerine, hizmet içinde ortaya çıkacak eğitim ihtiyaçlarının giderilmesine,  davranış ve iş birliği içinde olmalarına, birbirleriyle tanışmalarına, kaynaşmalarına ve dayanışmalarına, sosyal ve moral ihtiyaçlarının karşılanmasına, öğretmenler günü kutlamalarına katkı sağlamak” olduğu yazılıdır.

            Bunların dışında, ayrıca “hizmetiçi eğitim faaliyetlerine gerekli desteği sağlamak, bu faaliyetlere katılanların kültürel ve çevre gezilerine yardımcı olmak, öğretmenlere yönelik öğretim yöntem ve teknikleri ile diğer mesleki konularda kurslar, paneller, çalışma toplantıları düzenlemek, mesleki ve teknik öğretim okul ve kurumlarının öğrencilerinin beceri eğitimi yapmalarına katkı sağlamak” da görevleri arasındadır.

            İlgili yönetmeliğin 7.maddesinde,”Kurumlarda; eğitim, konaklama, yeme-içme, toplantı, kültürel etkinlikler, eğitim amaçlı gezi, sosyal ve moral ihtiyaçların karşılanması ile ilgili hizmetler verilebilir.” denmektedir.

             Ancak, önemli olan uygulamadır.

            Öğretmenevlerinde indirimden yararlanmak için, yıllık ödediği 60 TL. üye kart aidatı karşılığında, bir öğretmenin yılda en az 10 kez öğretmenevinde kalması gerekir. (Yaz tatilinde, yer bulabilirse,) Oysa, dışarıda aynı kalitede bir otel ile öğretmenevi konaklama ücreti  farkı 5-10 TL. olunca, siz ne yaparsınız?

            “Zarar ediyor” diyerek öğretmenevleri kapatılmamalı, yeni düzenlemeler getirilmelidir. Özellikle doğuda görev yapan öğretmenlerimize “sıcak bir yuva” için.

            İrfan Ertav’ın ifadesiyle, Ankara’da durum nasıl? Paylaşmak isterim.

“Bu ülkenin en kalabalık çalışanı Milli Eğitim Bakanlığının çatısı altında toplanmıştır. Diğer Sosyal Tesislerden faydalanan kurum personeli, buraların ayakta durmasını sağlıyor ve buralar batmıyor. Bizim Öğretmen evlerimizin birçoğu zararda olduğunu ifade ediyor. Ankara’ya yolu düşen eğitim çalışanlarının çoğu başka kurumların misafirhanelerinde kalmak için bir yığın zahmet çekiyor. Kendi öğretmenevi kendisine ırak ve umarsız. Milli Eğitim Bakanlığının çalışanları olarak en azından kendi misafirhanelerinde kalabilmeleri için gerekli düzenlemelerin yapılması kaçınılmazdır. Türkiye’nin dört bir köşesinden Ankara’ya şu ya da bir şekilde yolu düşen eğitim camiasının sıcak bir yuvası olmalıdır. Hem cebini hem de gönlünü mutlu edebileceğimiz zeminler hazırlanabilmelidir. Özellikle hastalık münasebetiyle Ankara’da bulunması gereken personelin cebini yakmadan, kafasını sokacak sıcak bir yuvasının olması gönüllerin fethini kolaylaştıracaktır. Bu bağlamda öğretmenevlerimizin yönetim anlayışlarının ve bakış açılarının yeniden formatlanmasına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.”

             Ne dersiniz?

 

Sevgiyle kalın. Saygılarımla.

Ali İhsan ÖZÇAKIR

            MEB. Bakanlık Başmüfettişi (E)

e-mail: aliihsanozcakir@hotmail.com

Halil Güven (Sökeli) bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ve siz Hikmet Atar beyle çalıştınız... Benim yakın arkadaşım olan... Ne güzell:) Aydın'dan söz edilince içime ılık duygular salındı öğretmenim... Sağolun:) Selamlar:)

Halil Güven (Sökeli) 
 15.07.2012 16:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 75
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 4808
Kayıt tarihi
: 07.04.09
 
 

50 yıllık eğitimciyim. İngilizce öğretmenliği ve Bakanlık müfettişliği yaptım. Bunca yıllık eğiti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster