Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '07

 
Kategori
Meslekler
Okunma Sayısı
1084
 

Öğretmenim

Öğretmenim
 

Sizlerle bir arkadaşımdan aldığım bir maili paylaşmak istedim. Öğretmen öğrenci ilişkisi hakkındaki bu hikaye beni çok etkiledi. Umarım birşeyler bulabilirsiniz kendinizden.

Okulun ilk gününde 5.nci sınıfın önünde dururken, öğretmen çocuklara bir yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, öğrencilerine baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Ancak bu imkansızdı, çünkü ön sırada oturduğu yerde bir yana kaykılmış ismi Mustafa Yılmaz olan bir erkek çocuk vardı. Bayan Mediha bir yıl önce Mustafa yı izlemişti ve diğer çocuklarla iyi oynamadığını, elbiselerinin kirli olduğunu ve sürekli olarak kirli dolaştığını gözlemişti. İlave olarak Mustafa tatsız olabiliyordu. Bu öyle bir noktaya geldi ki, bayan Mediha onun kağıtlarını büyük bir kırmızı kalemle işaretlemekten, kalın çarpılar (x ) yapmaktan ve kağıdın üstüne büyük “ F “ (en düşük derece) koymaktan zevk alır oldu.

Bayan Mediha nın okulunda, her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi gerekiyordu ve Mustafa nın kayıtlarını en sona bıraktı. Ancak, onun hayatını gözden geçirdiğinde, bir sürpriz ile karşılaştı.

Mustafa nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapıyor ve çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok ağlenceli” İkinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

“Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor, ama annesinin ölümcül bir hastalığı olduğu için sıkıntı içinde ve evde ki yaşamı mücadele içinde geçiyor.”

Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

“Mustafa nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve eğer bazı adımlar atılmazsa evde ki yaşamı yakında onu etkileyecek.”

Mustafa nın dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

"Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor.”

Bunları okuyunca, Bayan Mediha problemi kavradı ve kendinden utandı.Öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kağıtlara sarılmış hediyeleri getirdiğinde bile çok kötü hissediyordu. Mustafa nın hediyesini alıncaya kadar bu böyle devam etti.

Mustafa nın hediyesi bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kağıdı ile beceriksizce sarılmıştı. Bayan Mediha onu diğer hediyelerin ortasında açmaktan acı duydu. Bayan Mediha pakette taşlarından bazıları düşmüş yapma elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkarınca çocuklardan bazıları gülmeye başladı. Ama o bileziğin ne kadar güzel olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi. Bileziği taktı ve parfümü bileklerine sürdü. Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmenine şunu söylemek için kaldı.

“ Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz.”

Çocuklar gittikten sonra, bayan Mediha en az bir saat ağladı. O günden sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı. Bunun yerine, çocukları eğitmeye başladı. Bayan Mediha, Mustafa ya özel ilgi gösterdi. Onunla çalışırken, zihni canlanmaya başlıyor görünüyordu. Onu daha fazla teşvik ettikçe, daha hızlı karşılık veriyordu. Yılın sonuna kadar Mustafa sınıfta ki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini söylemesine rağmen, Mustafa onun gözdelerinden biri idi.

Bir sene sonra, Bayan Mediha kapısının altında Mustafa dan bir not buldu, ona hala tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.

Altı yıl sonra Mustafa dan bir not daha aldı. Liseyi bitirdiğini, sınıfında üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı. Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını, sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında kolejden en yüksek derece ile mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı. Yine Bayan Mediha nın tüm yaşamındaki en iyi ve ne favori öğretmen olduğunu yazmıştı. Sonra dört yıl daha geçti ve başka bir mektup geldi. Bu kez fakülte diplomasını aldıktan sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu. Mektup onun hala karşılaştığı en iyi ve en favori öğretmen olduğunu açıklıyordu. Ama simdi ismi biraz daha uzundu.

Mektup söyle imzalanmisti,

Prof. Dr. Mustafa Yılmaz ( Tıp Doktoru)

Öykü burada bitmiyor. Görüyorsunuz, ortaya çıkan başka bir mektup var. Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu. Babasının birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyordu ve evlenme töreninde Bayan Mediha nın damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu. Şüphesiz Bayan Mediha bunu kabul etti. Ve tahmin edin ne oldu ?

Taşları düşmüş olan o bileziği takti. Dahası, Mustafanın annesinin süründüğü parfümden sürdü.

Birbirlerini kucakladılar ve Dr. Mustafa, Bayan Medihanın kulağına şöyle fısıldadı,

"Bana inandığınız için teşekkür ederim, öğretmenim.

Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim"

Bayan Mediha, gözlerinde yaslarla fısıldadı, söyle dedi,

Mustafa, yanlış şeylere sahiptim. Bir fark meydana getirebileceğimi bana öğreten sensin. Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum".

Birinin Hayatında Bir Fark Oluşturmaya Çalışın.

Evet bu mesajı okuduğumda göz yaşlarımı tutamadım.Kendi öğretmenim aklıma geldi.Benim öğretmenimde benim en zor zamanlarımda bana ailemden daha çok destek olmuş ve benim başarılarımla gurur duymuştu.

Geçen sene öğretmenimi kaybettim.Onun kaybı uzun süredir yüz yüze görüşemesekte beni çok yaralamıştı.

Onun hakkını asla ödeyemem.Nur içinde yat sevgili ÖĞRETMENİM.

arz-ı alem bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tek kelimeyle mükemmel.İlkokul öğretmenimi ve onun bana kazandırdıklarını hatırlattı.Hayatımda ki en önemli ve değerli insanı.İşte bunun için teşekkürler.

HATİCE GÜRBÜZ 
 02.02.2008 22:54
Cevap :
Asıl yorumunuz için ben teşekkür ederim.Çok sağolun .Saygılar  04.02.2008 0:36
 

okurken ben de gözyaşlarıma yenik düştüm...bunu herkesin anlaması lazım,öğretmen sadece akademik eğitim vermemeli...ben bunu zihin engelliler alanında çalışmaya başladıktan sonra daha iyi anladım...öğrencinizin size sevgiyle bakması,anne şefkatini bulması,kollarınızda ağlayabilmesi dünyalara bedel...onları biraz olsun anlayabiliyorsak ne mutlu bizlere!acaba biz mi onlara öğretiyoruz yoksa onlar mı bize bahşediyor tüm güzellikleri?insan daima verdiği kadarını alır!sevgiyle...

Burcu İLERİ 
 12.03.2007 21:48
Cevap :
Keşke tüm öğretmenlerimiz sizin düşüncelerinizi paylaşsa.Öğretmenliği sadece bir meslek olarak görmeseler.İşte ozaman ATATÜRK ÜN görmek istediği nesiller yetişir.Değerli yorumunuz için teşekkürler.Saygı ve sevgiyle kalın ÖĞRETMENİM  12.03.2007 22:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 788
Kayıt tarihi
: 13.02.07
 
 

1980 Afyon doğumluyum. Devlet memuru olarak çalışıyorum. Şu an lisans eğitimi yapıyorum. Orta der..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster