Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Haziran '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
636
 

Öğretmenin alım gücü neyse verim gücü de odur…

Öğretmenin alım gücü neyse verim gücü de odur…
 

Olayhaber.com sitesindeki köşemde yer verdiğim önceki yazıma gelen bir yorumda öğretmenlerimiz ile ilgili bir eleştiriden söz ediliyor. 12 yıl Amerika’nın Illinois eyaletinde sanatı eğitimin hizmetine sunan Urban Gateways adlı kuruluşta yer aldım. Bu zaman içerisinde en az 500 okulda çalışmalar yaptık. Ve bir gün öğretmenlerin greve gitiiği haberi geldi: yılda 40 bin dolar ücreti yeterli bulmayan öğretmenler greve gitmişti…

Yorumda İstanbul Sultanbeyli’ de bir eğitim yöneticisinin, Amerika’da öğretmenlerin tenefüste sınıfta oturduklarını , bizim öğretmenlerimizin ise zil çalmadan sınıfı terk ettiklerini örnek vererek, öğretmenlerimizi suçladığından bahsediliyor…

Bir kere Amerikalı öğretmenin sınıftaki masasında telefonu var. Zevkli sınıflarda eğitim yapılıyor ve sınıflar tenefüste öğretmenler odasından daha da sakin ve konforlu. öğretmen tenefüste sınıfta oturarak ya kitap okur yada özel işleriyle uğraşır. Öğle tatilinde ise isterse evindeki rahatlıkla sınıfta yemeğini yiyebilir. Amerikalı öğretmenin kafasında, elektrik, su parasını ödeme gibi sorunu yok. Ayrıca evine lüks arabasına atlayarak gidebiliyor. Duraklarda otobüs de beklemiyor…

Örneğin sınıfta tenefüs vaktinde tatil yörelerinin kitaplarını inceleyerek, nerede, hangi yabancı ülkede tatil yapacağının planını da yapabiliyor… Zaten sigara içen öğretmen sayısı da çok az olduğu için, öğretmen sınıftan çıkma zahmetine de katlanmıyor. Bizde daha öğretmenleri sigaradan arındıramadık ki…

Dert üstüne dert yüklenen öğretmenlerimiz, bir yandan stres, diğer yandan sağlık sorunları ile boğuşurken, bir taraftan da, belki tatil zamanı ekstra para kazanabilecek gizli bir iş yapmanın planını kuruyordur.

Nerede Hawai, Jamaika gibi yerlerde tatil yapmak, köyüne gidebiliyorsa şanslıdır…

1 Haziran 2007 Cuma günü medyada yer alan bir haberden yaptığım alıntıya göz atalım:

“Ata’nın gözbebeği eğitim ordusunu, 5 yılda ele güne avuç açar hale getirdiler İşte gerçekler: Öğretmenlerin yüzde 30’u açlık, yüzde 70’i de yoksulluk içinde

BAĞIMSIZ Eğitimciler Sendikası tarafından yapılan araştırmada, “eğitim çalışanlarının yüzde 30’unun açlık, yüzde 70’inin yoksulluk sınırında maaş aldığı” ifade edildi. Sendikadan yapılan açıklamada, “Öğretmen Alım Gücü Araştırması”nın sonuçlarına yer verildi. Yılbaşında yapılan yüzde 3-4 oranlarındaki zamların pek çok temel gider için yılın ilk 3 ayındaki enflasyon karşısında eridiği savunulan araştırmada, maaşlara yapılan zamla bir tüp parasının bile karşılanamadığı savunuldu.

Araştırmaya göre, bir öğretmen 12 kilogramlık mutfak tüpü için 5 sene önce 3 saat 58 dakika çalışırken bugün 15 saat 5 dakika, 1 kilogram dana eti için 4 saat 9 dakika çalışırken bugün 7 saat 5 dakika, 1 kilogram beyaz peynir için 2 saat 28 dakika çalışan bugün 3 saat 52 dakika, takım elbise için 71 saat 41 dakika çalışırken bugün 100 saat 26 dakika, ayakkabı için 23 saat 54 dakika çalışırken bugün 29 saat 50 dakika ve ev kirası için 95 saat 35 dakika çalışırken bugün 159 Saat 20 dakika çalışıyor.”

Şimdi bu şartlar altında yaşama terk edilen öğretmenlerimizi hangi hakla suçlayabiliriz ki… Oysa “eğitim ekonominin temel ilkesidir” gerçeği var ve biz bunu dikkate almayarak aynı zamanda ekonomimizi de tehlikeye sokuyoruz…

MİZAH MI GERÇEK Mİ…

Aşağıdaki haber de medyamızdan bir alıntı:

“Bin 200 öğrencili Sakarya Birinci Endüstri Meslek Lisesi’nde sözleşmeli çalışan ve felsefe derslerine giren vekil öğretmen A.A.’nın derste etek altından görüntülerini çeken bir öğrenci, daha sonra bu görüntüleri arkadaşlarına dağıttı. Görüntüler elde ele dolaşmaya başladı.

Durumu öğrenen vekil öğretmen A.A. başına gelenleri babasına anlattı. A.A.'nın babası da okul idaresine bildirdi. Bunun üzerine isimleri açıklanmayan görüntüyü çeken öğrenci ile görüntüleri cep telefonlarıyla dağıttıkları belirlenen iki öğrencinin ifadelerine başvuruldu. Ögrenciler ifadelerinde ögretmenlerinin dekolte kıyafetler giydiğini ve ders sırasında 3 dakikalık etek altı görüntülerini çektiklerini itiraf etti.

Bu gelişmeler üzerine okul idaresi öğretmen A.A.’nın sözleşmesini fesh ederken, ögretmenlerinin görüntüsünü çeken öğrencilere de birer gün okuldan uzaklaştırma cezası verdi.”

Suçu işleyenlere bir gün okuldan uzaklaştırma, mağdura ise aç kalma cezası…

Eğitim camiamızda eğer adalet bu şekilde tecelli ediyorsa, demek ki gerçekten öğretmenlerimiz diken üstünde görev yapıyorlar… Her an ekmeklerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyalar… Bu durumda siz gelin de öğretmenlik görevinizi gönül rahatlığı ile yapın…

Aslında kötü yöneticilerin, kadrolaşma çarpıklığının yanı sıra, ellerinde kürek kazma, boya fırçası ile Sultanbeyli de okullarını tamir eden müdürler de gördüm…

Fakir öğrencilerine cebinden para harcayarak yardım eden müdürlerimiz, hatta ücretli çalışan bayan öğretmenlerimizi de tanıdım…

YILDA 30 BİN YTL ŞART…

Daha önce de konuyu gündeme taşımıştık: öğretmenlerimize yılde 30 bin YTL maaş verilmeli ki, eğitim ordumuz gerektiği gibi hizmet verebilsin… O zaman öğretmenimiz öğrencilerine daha iyi örnek olarak, onları eğitime teşvik etmiş olacaklardır…

Örneğin, öğrenci öğretmenini belediye otobüsünde seyahat ederken gördüğünde, okumanın bile bir işe yaramayacağını düşünebilir… Aynı elbiseyi bir yıl boyunca giyen öğretmenin imajı öğrenciler üzerinde nasıl olur ki…

Aileden varlıklı olmayan öğretmenin hali yaman…

Amerikalı bu işi çözmüş. Okulların bulunduğu bölgelerde, öğretmenlerin maaşları, hatta okul ile ilgili harcamalar, küçük çapta vergiler olarak, o bölge sakinlerine yansıtılıyor. Ve böyle bir uygulama olduğu içindir ki, öğretmen gerektiği gibi kazanabiliyor ve veliler de eğitimde gördükleri haksızlıkların, aksaklıkların üzerine giderek düzeltilmesini sağlıyor…

Bizde fakir bölgelerde belki bu uygulama başarılı olamaz ama, ülke çapında bir eğitim vergisi konulabilir. Sanmıyorum ki insanlarımız eğitim ile ilgili küçük vergilere itiraz etsin…

Milli Eğitim camiasındaki gerçekleri yazmaya devam edeceğim ta ki, bir şeyler düzelene kadar… Bu arada gerçekten başarılı idarecilerimizi ve Milli Eğitim camiasındaki duyarlı, özverili yöneticileri de zaman zaman tanıtmaya çalışacağız. Öğretmenlerimizden, durumlarını ortaya koyan ilginç gerçekleri bize yazmalarını rica ediyorum. Mizahi mi olur, acıklı mı olur yazın ki, toplumumuz öğretmenlerimizin o güler yüzlerinin arkasında neler yaşadıklarını, hangi zorluklara göğüs gerdiklerini iyice anlasın.

Öğretmenlerimizin sorunları giderilene, sosyal yaşam düzeyleri yükseltilene kadar Olay Haber olarak bir sivil toplum harekatı örneği ortaya koymak istiyoruz. Hiçbir çarpıklık gizli kalmamalı.

AB ülkelerindeki öğretmenler nasıl korunuyorsa, ülkemizde de öyle korunmalıdır. Eğer her öğretmenimiz yılda bir kez yabancı bir ülkede 10 gün tatil yapamıyorsa, ülke olarak eğitime değer veriyoruz diye atıp tutamayız… “Ne verirsen elinle o gelir seninle” diye bir atasözümüz var, unutmayalım…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2060
Kayıt tarihi
: 01.02.07
 
 

Internet sitelerini takip edenler mutlaka Kaşif Osman'ı biliyordur, işte o benim... Onlarca yıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster