Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
172
 

Öğretmenin psikolojisi

Öğretmenin psikolojisi
 

Öğretmenin Psikolojisi


Birkaç gün önce Mersin'de bir öğretmen, eski eşini öldürdü. Hem de boğazını keserek.... Daha önce de öğretmenlerin eşine ya da ailesine şiddet uyguladığı hatta canına kast ettiği haberler duymuş olsak da bu derece vahşet içeren bir olayla ilk defa karşılaşıyorduk. O yüzden bu haberin büyük yankı uyandıracağını, bütün paydaşların olayı enine boyuna inceleyeceğini düşünmüştüm. Fakat hiç kimse kılını bile kıpırdatmadı tabiri caizse. Yanı başımızdaki bir örgütün bu eylemi günlük bir ayin hâline getirmesinden midir nedir bu haber, sadece üçüncü sayfa haberi olmakla kaldı!

Baktım ki kimse bu olayın üstüne gitmiyor... Baktım ki herkes sözleşmişçesine "bilip de bilmememizlikten" geliyor... Gönlüm bu haberin sıradan bir "üçüncü sayfa" haberi olarak kalmasına el vermedi. Ve ben bir şeyler yazmaya karar verdim.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki yazımın çıkış noktası olan elim olay hakkında bir bilgim yok. Ben sadece içeriden biri olarak benzer olaylarda öğretmenlerin yer almasının nedenleri konusunda ip uçları vermeye çalışacağım.

Modern hukukta "Zaten o sıralar psikolojim bozuktu..." deyince cezanın yarısının kendiliğinden kalktığını hepimiz biliyoruz. Ancak milletin psikolojisini bozarak milleti katil eden olayların birçoğunun öğretmenlerin başına zaten gelmekte olduğunu çok azımız biliyoruz. Bu noktada şunu da söylemek istiyorum. Suç işleyen, şiddet uygulayan sebebi ne olursa olsun cezasını çekmeli. Yoksa kafası her bozulduğunda kendisine ve etrafındakilere şiddet uygulayanlardan geçilmez. Ancak bu tür olayların asıl nedenlerini incelemeden, sorunların nedenlerini ortadan kaldırmadan hangi cezayı verirsek verelim bu tür olayların sonunun gelmeyeceği de bir gerçek.

Her şeyden önce öğretmenler öğretmenlik okurken çoğu zaman gerçek şartlarla alakası olmayan bir eğitim alıyor. Son derece donanımlı sınıflarda, son derece donanımsız şartlar için hazırlanıyorlar. Dört yıllık üniversite hayatının nerdeyse tamamı toz pembe bir simülasyondan ibaret... Bu durum özellikle sınıf öğretmenleri için geçerli. Üniversitede mesleğin gerçeklerine sadece dersi anlatan üniversite hocalarının anılarında rastlamak mümkün, maalesef!

Okul bittikten sonra malum bir KPSS süresi var. Ancak ona değinmeyeceğim. Çünkü bu konudan haberi olmayan birinin hâlâ var olduğunu, olabildiğini düşünmüyorum.

Finlandiya şartlarındaki okullarda öğretmen yapacakmış gibi eğitim aldıktan ve de KPSS'yi geçtikten sonra nihayet öğretmen olarak atanınca, dertler biteceğine artarak gelir. Bu dertlerin başında elbette "gelir" gelir. Öğretmen, öğrencilik yıllarında bitip tükenmeyecek gibi görünen öğretmen maaşının yalnızca adı olduğunu ayın sonunda acı şekilde öğrenir. Bu durum bir karabasan gibi her ay tekrar eder!

Hele aileden bir destek yoksa... Hele öğretmen, ailenin büyüğü ise... Ailesinin umuduysa... Hele hele eşi de çalışmıyorsa... Hele evinde hastası varsa... İsyan etmeye başlamıştır artık!

Zamanla mesleğini kabullenir, her şeye rağmen bu kutsal mesleğin hakkını vermeye çalışır. Ancak bir süre sonra körelir. Fakat bunu fark edemez. Fark etse bile hayatla öyle sıkı bir mücadele içindedir ki en son düşüneceği şey kendini geliştirmektir. Köreldiğinin farkında olmasına rağmen emekli olup kurtulamaz! Çünkü emekli olunca geliri yarı yarıya düşer. Velev ki bunu göze aldı diyelim. Yine emekli olamaz! Çünkü mevcut sistem "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum." diyen Hz Ali'ye inat bizzat öğretmeni kırk yıl köle yapmaktadır. Gerçekten bir öğretmenin emeklilik maaşını almak için kırk yıl çalışması gerekiyor...

Bunların yanı sıra öğretmenlerin hiçbir şekilde güvenliği yok. Dağın başında çalışan öğretmenlerden bahsetmiyorum sadece. Metropollerin göbeğinde yaşayanlar bile her tür şiddetin hedefi durumunda.

Bir çırpıda aklıma gelen öğretmen sorunlarını yazdım. Atama, tayin, eş durumu mağdurları, yıldırma, veli baskısı, öğrenci saygısızlığı ve daha nicesine değinmedim. Şimdi bu sorunlara ve benzerlerine her meslekte rastlanıldığını söyleyenler olacaktır mutlaka, haklı olarak. Ancak en değerlilerimizi, çocuklarımızı, emanet ettiğimiz öğretmenlerin psikolojisi diğerlerinden hiç olmasa bir tık daha önem arz etmeli, bence. Çünkü çocuklarımız, sadece bizim canımız değil aynı zamanda geleceğimizin ta kendisidir! Ve öğretmenler onlara neyi öğretirse, onlar onu yapacaktır!

Sonuç olarak bahsettiğim sorunların çoğunu yaşamasam da tamamını yaşayan onlarca arkadaşım var. Her ne kadar hiçbiri bir suça bulaşmasa da bu dediğim sorunlar giderilirse psikolojileri daha düzgün olacak... Psikolojileri düzgün olunca mutlu bireyler olacaklar... Mutlu aileleri olacak... İşte o zaman öğretmenler de şiddete meyli olmayan, mutlu bireyler yetiştirebilecekler...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 103
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 402
Kayıt tarihi
: 10.09.10
 
 

Kısaca kendimi tanıtacak olursam "Evlat, eş, baba, öğretmen, yönetici, yazar ve tabii ki okur." y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster