Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

AYFER AYTAÇ GAZETECİ YAZAR

http://blog.milliyet.com.tr/ayferaytac

24 Kasım '18

 
Kategori
Öğretmenler Günü
Okunma Sayısı
41
 

Öğretmenlerimin Ellerinden Öpüyorum

Öğretmenlerimin Ellerinden Öpüyorum
 

Senede bir gün hatırlanan mesleklerden biridir öğretmenlik.


Abdullah b. Amr’dan rivayet edildiği üzere Rasûlullah (sav) şöyle demiştir: “Ben ancak muallim olarak gönderildim…” (İbn Mace, Sünnet, 1)
 
Öğretmenlik bu kadar önemli bir meslek. Değerini bilmek gerek. Her insanın ilk öğretmeni annesidir. Tüm çocuklar taze beyinlerine anneden gördüklerini yüklerler. Sonra okullarındaki öğretmenleri annenin attığı temele harç koyarlar. İlkokul öğretmenlerimiz bu yüzden çok önemlidir. Çocuğa doğruyu da, eğriyi de ilk gördüğümüz öğretmenler öğretir. Çoğu çocuk bu ilk başlangıçta aldığıyla hayatında yön bulur, yol alır.
 
Bizim zamanımızda ilkokul öğretmenleri 65 kişilik sınıflarda gün boyu görev ederlerdi. Sabah üç ders, öğle sonrası iki ders görürdük. Öğretmenlerimiz her birimizle yakından ilgilenirdi. Tembel olanı en arkaya oturtur, çalışkanı en ön sıraya koyardı. Zira her iki durumda biz öğrencilere öğüt niteliğindeydi. Çalışırsan hep önde olursun, tembelsen gerilerde kalırsın. Hayat dersiydi bu, tatbikatla gösterilen.
 
İlk okul öğretmenleri çok donanımlı olacak ki, her şeyi öğrenmeye aç olan çocuğu güzelliklerle donatsın. Hayatın her aşamasına hazırlasın. Geçmişte öğretmenler çocukların ikinci annesi, babası konumundaydılar. Öğrencilerinin her durumuyla ilgiliydiler. Öğretmenlerimin her birini saygıyla yad ediyor, ellerinden öpüyorum.
 
Görevli oldukları sürece senede bir gün hatırlanan mesleklerden biridir öğretmenlik; fakat hala gözde meslektir. Atanmayı bekleyen çok sayıda öğretmen varmış. Meslek aşklarına kavuşmayı beklermiş niceleri. Umulur ki amaçlarına erişenler, mesleklerinin hakkını verirler.
 
Atanamayan öğretmenlerin durumları gösteriyor ki öğretmen okullarına yığılma olmuş. İhtiyaç dahilinde olmayan branşları niye seçersiniz ki, diyor insan ister istemez. 
Devlet güvenceli olduğundan olsa gerek, bir öğretmen oldun mu, her konuda devlete dayıyorsun sırtını.
 
Ayrıca biraz kıdem yapıp, kendini gösterdin mi, dershanelerden, teklif alıyorsun, maaşından fazladan yüklü aylıkta alabiliyorsun. İtilemeyecek avantajları var dershanelerin ve günümüz eğitim sisteminin. Taş atıp kolun yorulmadan, kazanma ve itibar görme... 
 
Sınıf öğretmenleri dışında, ders öğretmenleri haftanın bir kaç gününde, bir kaç derse girip çıkıyorlar. Geri kalan saatlerinde ne isterse yapıyorlar. Evlerinde ders verenlerin çokluğu, bu boş günlerini doldurmak, cüzdana biraz daha fazla para katmak şeklinde oluyor.
 
Oysa bir öğretmen geleceğin neslini yetiştiriyor. Kendi bildiğinden fazlasını öğreten olmalı öğrencisine... Eğitirken, kendi de eğitilmeli. 
Tıp ehillerinin sürekli sağlık alanını gözlemlediği gibi, öğretmen de eğitim, öğretim üzerinde her geçen gün yeni öğretileri öğrenmeli. Beyninin aydınlığını öğrencilerine aksettirmeli... 
Duru ve berrak su gibi ailelerinden alınan minicik yavrular, öğretmenlerin yönlendirmesiyle akacak yer buluyorlar. Kimi denize, kimi okyanusa, kimi çocuklar da bataklığa akıp çamurlaşıyor. 
 
Bu meslek oldukça ehemmiyetli ve bir o kadar da vebal yüklü bir meslek velhasıl. sorumluluğunu taşıyamayacak olan öğretmenliğe soyunmamalı bence. Üç günlük ömürde rahat edeceğim, saygınlık bulacağım diye, azap yüklenmeye değmez...
 
Öğretmenlerin aldığı maaş büyük şehirlerde yetmiyor, haklılar feryatlarında. Oralarda toplu taşıma ücretlerine çoğu insanın kazancı yetişmiyor ki zaten; evle iş yeri arası mesafe şehirden başka şehre gider gibi... 
 
Küçük şehirlerde öğretmenlik yapanlarsa paralarını nereye sarf edeceklerini bilemiyorlar. 
Onlar için maaşları dolgun ve imrendirici bulunuyor. Hele bir de karı-koca öğretmenlerse, eve giren çifte dolgun maaştan birikim yapılıyor, ev alınabiliyor; (ki kooperatiflerden üç beş ev edinen öğretmenler bile mevcut çevremizde) karı-kocanın kendilerine özel iki ayrı arabaları bulunuyor. Kısaca Anadolu'nun küçük bir ilinde öğretmen olanların yaşamları huzurlu, itibarları ve keyifleri ballı börek lezzetinde; kredi kartı borcu olanlar varmış, o borçtan kimin yok ki?
 
Fakat ne hikmetse öğretmenliğe hak kazanan bir insan, mesleğinde atamasına da kavuşmuşsa hemen isyana başlıyor. "Atamam büyük şehre olsun, mümkünse falan akrabamın yakınında bulunsun, okulum mahallem sınırları içinde olsun, evime yakın tercihimdir." 
Bu uğurda nice dayılar giriyor devreye, devletimizde de dayıya hürmet fazladır yıllardan beri, sistem böyle işlediğinden bir yerlerde tıkanma oluyor. Haliyle hakkı yenenlerden bazen feryat figân gırla geliyor. 
 
Ne diyelim, aileler doğru yönlendirsin çocuklarını, meslek seçiminde devlet güvencesi değil, iş güvenceli meslekler tercih edilsin. Bu ülkede beden gücüyle mesaisiz çalışıp sizden az aldığı parayla ev geçindiren niceleri var. Onların hakkının bu dünyada dâima yenildiğini düşünmüşümdür. Çok şükür ki dünya geçici ve Allah adaletli. 
 
Her neyse, bir şeyler hep yanlış işte. Sistem dışına çıkmadan bugün vesilesiyle öğretmenler gününü kutlar, önce insan olmayı öğreten tüm öğretmenlerin ellerinden öperim.
 
Ayfer Aytaç - ayferaytac.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 471
Toplam yorum
: 236
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 175
Kayıt tarihi
: 08.12.14
 
 

Gazeteci-yazar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster