Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '15

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
2282
 

Öğretmenlik bilim midir, yoksa sanat mı?

Öğretmenlik bilim midir, yoksa sanat mı?
 

likapapacisi.blogcu.com


Kimileri der ki, öğretmenlik yüce bir sanattır. Doğru mu?
 
Buna göre öğretmen de yüce bir sanatçı oluyor, öyle mi? 
 
Bunlar üzerinde biraz düşünülecek olursa hep kuşku uyandıran sözler…
 
Bir insan hiçbir eğitim görmeden sanatçı olabilir. Yanlış mı? Bir çok eğitim görmemiş ressam, heykeltıraş, şair .. vb. vardır. Sanatçının mutlak eğitim görmesi düşüncesi yanlıştır.
 
Ama eğitim görmemiş öğretmen olabilir mi? 
 
Bir öğretmen adayı öğretmenlik sath-ı mailine girdiği zaman; bu işin profesyonelleri o öğretmen adayını yetiştirmek için ona 3 alandan dersler aldırırlar. Bunlar 1. Öğretmenin kendi alanına ilişkin dersler; 2. Öğretmenlik meslek dersleri; 3. Genel kültür dersleri.
 
Umulur ve beklenir ki, 4 yılın sonunda bir öğretmenin profesyonel bir öğretmen olabilmesi için kendi alanını çok iyi bilmesi gerekir. Bir matematik öğretmeni olacaksa Matematik alanındaki temelleri kazanacaktır; diğer yandan öğretmen olabilmesi için meslek için gerekli, yöntembilim, eğitim psikolojisi, eğitim sosyolojisi, eğitim tarihi… gibi dersleri alarak mesleki formasyon kazanmalıdır. Diğer yandan öğretmen, kendisine geniş bilgisi için başvurulan kaynak olan, danışılan bir kişidir. Bu bakımdan öğretmenin “genel kültür”ünün güçlü olması gerekir. Bunun için de bazı özel dersler programa konur.
 
Demek ki öğretmen tam dört yıl boyunca.  Yüksek Lisans yaptıysa 6 yıl boyunca kendi alanına ilişkin dersleri alan, bunlarda başarılı olmaya çalışan profesyonel bir meslek sahibi insandır.
 
Öğretmen, kendi alanına ilişkin özel bilgilere sahip, bunları hayata aktarabilen, uygulatabilen bir kişidir. 
 
Öğretmen sanatçı olsaydı, bütün bu bilgilere hiç de gerek olmayacaktı. Ama biz onu dört yıl boyunca hep kendi alanından, hep profesyonelce bilgiler yükleyerek, bunları stajlarla uygulamalı hale getirerek usta birer öğretici gibi yetiştirmek isteriz. 
 
Öğretmenliğin temelinde hep psikoloji gibi, sosyoloji gibi metodoloji gibi sosyal bilimler yatar. Ayrıca kendi alanının bilgilerini  (matematik, fizik, kimya, biyoloji vs..) çok iyi  bir şekilde öğrenmesini isteriz. 
 
Öyleyse öğretmenlik sıkı bir eğitimi öngören profesyonel bir hazırlık işidir. Belli bilim dallarının işe koşulduğu en aşağısından uygulamalı bir bilim dalıdır. Öğretmene kendi alanındaki bilgiler profesyonelce kazandırılmalıdır ki , o da öğrencilerini istenildiği şekilde iyi yetiştirsin. 
 
Öyleyse öğretmenlik BİLİMsel bir çabadır; hazırlanmadır.
 
İyi bir öğretmen Eğitim Fakültesinde geçirdiği o dört yılı çok başarılı bir şekilde geçiremezse, öğretmenlik hayatında da başarılı olması beklenemez.
 
Öğretmenlik aynı zaman sağlam bir kişilik gerektirir. Ruh sağlığı bozuk olanlar kesinlikle öğretmen olamazlar; olmamalıdırlar, buna fırsat verilmemelidir.
 
Peki, öğretmenliğin  SANATçı yönü nereden ileri geliyor?
 
Dikkat ederseniz, bizi bazı öğretmenlerimizi çok iyi hatırlarız, onlara ilişkin çok iyi anılara sahipizdir. Onları severiz. Onları unutmak istemeyiz . Eğer öğretmensek, iyi öğretmenlerimizden aldığımız bazı örnek davranışları taklit etmek ve uygulamak isteriz.
 
İyi öğretmenler bize davranışlarıyla feyiz veren, örnek olan çok değerli, kişilikleriyle farklı insanlardır. Onlar mesleklerini severler ve öğrencilerine yararlı olmak için ellerinden gelen her çabayı harcarlar. İyi öğretmenlerimizi unutmayız ve örnek alırız.
 
İyi öğretmenler kendilerine özgü geliştirdikleri tarzlar, teknikler ve davranış biçimleriyle kendilerine özgü tiplerdir; başkalarına benzemezler. Kendilerine çoğu kez hayran oluruz , onları unutamayız. 
 
İyi öğretmenler öğretirler ve onların dersinden çıktığımız zaman kendimizi mutlu hissederiz ve onların derslerini hasretle bekleriz. Niye ? Çünkü onlar bütün kişilikleriyle öğretmenliğe yatkın insanlardır ve bunun üzerine koymuşlardır, mesleklerini kendilerine göre bir parmak ileri götürmüşlerdir.
 
Bu bakımdan iyi öğretmenlerin iyi bir sanatçı olmaları da beklenir. Çünkü onlar, öğretmenlik rolü oynamazlar, fakat gerçekten öğretmenliği yaparak, yaşayarak öğrencilerini yetiştirmek isterler. Hayat ve okul onlar için bir dramı sahneye koyma yeridir. Bunu yapmaya çalışırlar.
 
Buna göre yine aynı soruyu soracak olursak: Öğretmenlik bir bilim midir, yoksa sanat mıdır? Öğretmen hem bir bilim adamı gibi davranır hem de bir sanatçı gibi;  insan ruhunu bir sanatçı gibi ilmik ilmik işler. Kaba bir ham maddeden, toplumundan son derece ilerde  aydın, uyanık, bilime ve bilgiye açık insanlar yetiştirir.
 
Belki de şunu söyleyebiliriz Öğretmen, okulda kazandığı bilgileri alanında etki olarak uygulayabilen iyi bir teknologdur. Ve aynı zamanda kişiliğiyle gösterdiği davranışla öğrencilerini bir orkestra şefi gibi yönetebilen bir sanatçıdır.
 
Öğretmenlikte mutlaka her iki yanda güçlü olmalıdır. Yani öğretmen hem iyi bir bilim adamı, teknolog ve aynı zamanda güçlü bir kişiliğe sahip,  iyi bir sanatçı olmalıdır.
 
Bazı öğretmenlerin bilim adamı yönü, bazılarının uygulama yönü, bazılarının da sanatçı yönü ağır basabilir. Bu bir kişilik meselesidir.
 
Ama mutlaka iyi bir öğretmen ruh sağlığı sağlam, çocuklarına adil bir şekilde davranan, onları tanıyan ve mümkün olduğu kadar onların kişiliklerine saygı gösteren insanlar olmalıdırlar,
 
Bu 24. Kasım gününde bütün Öğretmen arkadaşlarımın bu  özel gününü kutlar; daha nice yıllar öğrencilerine yardım etmeleri için onlara Allahtan sabır, şefkat ve çaba niyaz ederim. 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yorum 2: formül (a+b)'nin karesi = a2+ 2ab + b2 dir. (1023= 1000+23)karesi = 1000'in karesi+2.23.1000+ 23'ün karesi hesabı 3 saniyede kafanızdan, 1.046.529 olarak yaparsınız. Tabi yukarıdaki formülü papağan gibi ezberlememiş ve bu formülü ne için kullanacağını bilen bir öğretmen, çocuklarına bu bilgiyi aktarmış ve onda bu bilgi zenginliğini oluşturmuştur. Yine Marmaris'te komşu çocuğuna derse gelen bir dersane öğretmenine bununa benzer; "hocam, öğrenciye sorarmısınız, 1732/5'işleminin sonucunu hemen bulabiliyor mu", diye sordum. Bu soruda da şaşırdı. "Biraz zor işlem, bölme işlemi bir dakika zaman alır", dedi. Anladım ki, öğretmenimiz eğitimin basamaklarının tuğlalarını tam döşememiş. Kendisine o anda sonucun 346,4 olduğunu söyledim. Ve bildiği bir yöntemi anımsattım. Hocam 1/5=2/10 dur.O halde bir sayıyı 5'e bölmek yerine,10'a bölüp 2 katını alırsak, aynı sonuca ulaşmış oluruz."Utandı ve bakın bunu hiç düşünmemiştim" yanıtını verdi. Kitle eğitiminden önce kalite eğitimi şart,hocam!

Refik Başdere 
 05.12.2015 14:37
Cevap :
Okullarda bazı klasik hipotezler öğretilir de, işin kolayı öğretilmez. Okullardaki hocaların çoğu kez işleri, işleri daha da zorlaştırmaktır. Oysa akıllı öğretmen işi kolay eden öğretmendir. Bu yolları ve yöntemleri de bilip öğretebilmek gerekir. Yoksa öğrencinin zekasıyla alay etmek değil. Kolay eden öğretmen iyidir. Zor eden öğretmen ise.. Ben ne diyeyim... Keşke sizin gibi bir matematık öğretmenim olsaydı. Saygılarımı sunuyorum.  07.12.2015 9:55
 

Değerli ve Sevgili öğretmenim, ben de Şennur hanım gibi sizden çok şey öğrendiğimi itiraf ederek söze başlamak istiyorum. Bilvesile, öğretmenler gününüzü kutluyorum. Bilgi ve öğretme kabiliyetini yansıtma gücünü benimseyen, pedagojik formasyonunu tamamlamış, öz çıkarlarından önce insanı eğitme ve geliştirmeye önem vermeyi ilke edinen öğretmenlere ne mutlu. Erol Işık beyle bu konudaki bir yazışmamda değinmiştim, belki yorumumu gözden kaçırmış olabilirsiniz. İzninizle size de arz ediyorum. Almanca Öğretmeni olmama rağmen, matematikle ilgiliyim. Pratik matematikle ilgili geliştirdiğim bilgilerimi yolda yakaladığım çocuklara, eş /dost, akraba çevresindeki çocuklara aktarır ve bu paylaşımı bir görev sayarım. Bir kaç matematik öğretmenine bu bilgilerle ilgili sorular yöneltiyorum: Hocam 1023'ün karesinin sonucunu hemen söyleyebilir misiniz? Şaşırıp kalıyor. Oysa (a+b)nin karesinin formülünü aklına getirebilse, anında sonucun 1.046.529 olduğunu söyleyebilecek. devamı 2. de

Refik Başdere 
 05.12.2015 14:21
Cevap :
Matematik, her şeyin soyut simgelerle anlatıldığı çok önemli bir bilim dilidir. Nasıl günlük dilimiz Türkçe ise İngilizce, vs. ise bilimin dili de Matematik ve yöntemi de istatistiktir. Bu iki aracın kullanılmadığı bilim dalına "bilim" demek biraz zordur. Eğer Sosyal Bilimleri saymazsak... Aynı zamanda, kendi deneyimlerimden biliyorum ki, bazı insanlara Matematik çok zor gelir. Belki o insanların kafası basmaz, yada onu öğretenlerin yöntemleri, teknikleri yanlıştır. Kanıma göre "somutlaştırılmamış" her bilim dalı çocuk için çoğu kez havada kalır. Anlamaz.. Bazı öğretmenler kullandıkları kendilerine özgü yöntemlerle güçlükleri aşmayı bilirler. O bakımdan işi kolaylaştıran öğretmenleri severim. Derin bir hayranlığım vardır.   07.12.2015 9:52
 

Teşekkürler sevgili öğretmenim. Ne yazık ki öğretmenler Günü eski gibi canlı kutlanmıyor. O günlere hasret kaldık. Sizlere daha nice aydınlık yarınlar diliyorum. Selam ve saygılarımla. Benim güzel öğretmenim....

Abdülkadir Güler 
 05.12.2015 9:10
Cevap :
Bir Öğretmenler Gününde biraz öğretmenlik kavramı üzerinde düşünelim dedik. Sizin gibi yılların öğretmenine ancak saygı göstermek yarışır. Daha nice yıllar güzel fikirlerinizle bizi aydınlatınız Abdulkadir Hocam. Saygılar , selamlar.  07.12.2015 10:05
 

Hocam çok teşekkürler selam ve sevgiler.Siz benim de öğretmenimsiniz.

Şennur Köseli 
 26.11.2015 8:54
Cevap :
Ahh işte bu laf için her şey değer.. He kadar mutlu oldum bilseniz. Sise de mutluluklar, saygılar.   26.11.2015 9:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 763
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster