Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '14

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
421
 

Öğretmenlik mesleğinin geliştirilmesi ve eğitim sistemi

Öğretmenlik mesleğinin geliştirilmesi ve eğitim sistemi
 

Eğitim sisteminin kurulması sonrası oluşturulan yapının işletilmesinde insan unsuru en temel unsurların başında gelmektedir. Kurulmuş örgütsel yapıların amaçlarına ulaşma çabalarında ihtiyaç duydukları tüm kaynaklar insan ve madde kaynakları olarak isimlendirilmektedir. Bu kaynakların kullanılması sayesinde örgütsel yapılar amaçları doğrultusunda üretim yaparak içinde bulundukları toplumun ihtiyaçlarını karşılamış olurlar. İhtiyaçların karşılanması çabasında ortaya konulan performansın düzeyi, sistemlerin verimliliğinin de en temel göstergelerindendir. 

Eğitim sisteminin çalışma alanına ve bu alanın özelliklerine bakıldığında insan etkileşiminin yoğun olduğu bir alanla karşılaşılır. İnsan etkileşiminin yoğun olduğu bir alanda da insan ilişkilerinin niteliği büyük önem taşımaktadır. Eğitim sisteminin içinde yer alan insani etkileşim faaliyetlerine genel olarak bakıldığında yöneten-yönetilen, öğretmen-öğretmen, öğretmen-öğrenci, öğretmen-veli, yönetici-öğretmen, öğrenci-öğrenci, öğrenci-veli etkileşimleri başta olmak üzere birçok farklı etkileşimle karşılaşılmaktadır. Bu etkileşim türleri farklı ortamlarda ve farklı niteliklerde ortaya çıkmaktadır. Okul, sınıf, eğitim faaliyetinin yönetildiği ve değerlendirildiği her tür ortamda öğrenen-öğreten, yöneten-yönetilen, karar alan-uygulayan etkileşimi yoğun bir şekilde yaşanmaktadır. Bütün bu yaşananlar eğitim faaliyetini olumlu veya olumsuz etkilemektedir.

Örgütsel yapılar amaçlarını gerçekleştirme sürecinde birçok insan ve madde kaynağını kullanırken çok farklı sorun ve eksikliklerle karşılaşabilir. Ancak bu süreçte kullanılan insan ve madde kaynaklarının aynı tür ve nitelikte sonuçlar vereceğini düşünmemek gerekir. Örgütsel yapının kullandığı insan kaynağından kaynaklanan sorun ve eksiklikle diğer madde kaynaklarından doğan sorun ve eksiklikler farklı şekillerde ele alınması gerekir. İnsani etkileşimden kaynaklanan sorunların veya eksikliklerin niteliği diğer maddi kaynaklardan kaynaklanan sorunların ve eksikliklerin niteliğinden büyük oranda farklılık göstermektedir. Bu farklılık sosyal bilimlerle fen bilimleri alanı diye ayrılmış olan bilimsel kategorilerde de ortaya konulmuştur. Sosyal bilimlerin konusu büyük oranda insan etkileşimine dayanan olay ve olguları ele alırken fen bilimleri kadar kesin sebep-sonuç ilişkisine ulaşamamakla dile getirmeye çalıştığımız farklılığı da bir başka şekilde göstermektedir. Eğitim faaliyeti de sosyal bir faaliyet olmakla insani etkileşimin en yoğun olarak yaşandığı toplumsal faaliyet alanlarından birisi olarak varlığını sürdürmektedir. Eğitim faaliyetinin bu özelliği eğitim etkinliklerinin yönetimini, değerlendirilmesini, yapılandırılmasını büyük oranda zorlaştırmaktadır.

Eğitim faaliyetinin insani etkileşim boyutunda can alıcı öneme sahip kişi öğretmendir. Bu nedenle de öğretmenlik formasyonunun kazandırılmasından başlamak üzere eğitim faaliyetinin her aşamasında öğretmen davranışlarının niteliklerinin geliştirilmesine büyük önem verilmesi gerekmektedir. Öğretmenlik görevini üzerine alacak kişinin çalışacağı alanda gerekli olan bilgi, beceri, tutum ve davranışları edinme düzeyi onun eğitim faaliyetinin verimliliğine de büyük oranda etki edecektir. Ülkemiz eğitim sisteminin adeta temeli olarak görülür hale gelen “Meslekte asıl olan öğretmenliktir” ilkesi de dikkate alındığında bu etki çok daha büyük bir yer işgal etmektedir.

Ülkemiz eğitim sisteminin kuruluş, işleyiş ve yönetim süreçlerine genel olarak bakıldığında öğretmenlik mesleğinin sistemdeki önemiyle paralel bir değere sahip olmadığı, sistemdeki sahip olduğu hayati öneme eş değer bir özenin gösterilmediği rahatlıkla söylenebilir. Meslek öncesi formasyon aşamasında öğretmenlik mesleği konusunda herkes tarafından kabul edilmiş olmazsa olmaz ilkelerin hala var olmadığı görülmektedir. Yüksek Öğretim Kurumları genel bir takım düzenlemeleri oluşturmaya çalışmakla birlikte her üniversite kendine göre bir anlayışla öğretmenlik formasyonu vermeye çalışmaktadır. Hazırlık aşamasında her üniversite genel ilkelere dayalı bir anlayış yerine adeta sahip olduğu öğretim elemanının niteliklerine göre oluşmuş iç kültürünün getirdiği anlayışla öğretmenlik formasyonu vermeye çalışıyor. Bu süreçte öğretmenlik formasyonu edinen kişilerin çalışacağı alan olan Milli Eğitim Bakanlığı ile doğrudan bir etkileşim ve iletişimin kurulabildiğini söylemek de zor. Her üniversite kendince en iyi niteliklere sahip öğretmenleri yetiştirdiğini düşünüyor, ancak hemen hiçbir üniversite mezunlarını alanda takip edip piyasaya sürdüğü ürünlerin pazarda ne kadar nitelikli olduğuna dair bir takibat, gözlem ve değerlendirme de yapmıyor. Milli Eğitim Bakanlığı da bu konularda üniversitelere geri dönüt sağlamıyor/sağlayamıyor. Öğretmen niteliklerine dair tartışmalar, değerlendirmeler çalıştaylarda, bilimsel toplantılarda, araştırmalarda devam edip gitse de çözüme yönelik bir strateji, proje, uygulama veya karar yok denecek kadar az. Yazılı materyaller üzerinde hemen her şey yazıyor ama hayata geçen bir uygulama yok. Bu durum üniversite ile bakanlık yabancılaşmasının bir sonucu olarak sürüp gidiyor.

Öğretmenlik mesleğine hazırlık aşamasında yaşanan bu sorunlara rağmen asıl büyük sorun öğretmenlik formasyonunu bir şekilde edinmiş olan kişilerin eğitim sisteminin içine girmesinden sonra daha da büyüyerek devam ediyor. Eğitim sistemi, işleyişi için hayati öneme sahip olan öğretmenleri içine aldıktan sonra adeta görmezden gelen bir bakış açısıyla istihdam etmeyi sürdürüyor. Öğretmenin sisteme girişinden itibaren rutin işlemler dışında hemen hiçbir aşamada öğretmeni dikkate almıyor, değerlendirmiyor, geliştirmiyor. Eğitim sisteminin içinde hizmet içi eğitim türü geliştiricilik işlevi yüklenmiş bir takım faaliyetler yok değil ancak bunlar mevcut yapı içinde adeta devede kulak misali kaldığı gibi sistemdeki önemiyle kıyaslanınca öğretmen öğesinin verimliliğine katkı adına hiçbir fayda sağlamıyor. Bu tür faaliyetlere katılım isteğe bağlı olduğu gibi amacından da büyük oranda sapmış durumda. Denetim sistemi, sistemin suç saydığı olumsuz davranışları takip ve kontrol adına sorgulayıcılık işlevinden ileri gidemiyor. Eğitimin yönetiminden ve işleyişinden sorumlu yönetim birimleri rutin işlerin yürütülmesini takip etmekten öte bir işlev görmüyor. Öğretmenlerin sorunlarından haberdar olma adına sistem içinde etkin bir iletişim kanalı yok. Mevzuatın getirdiği düzenlemeler daha çok üstten alta emir komuta iletmeyi sağlayacak tek yönlü bir anlayışla oluşturulmuş. Sorgulama, eleştiri, geliştirmeye yönelik görüş alma kültürü hemen hiç yok. Bu tür davranışlar yönetime güvensizlik, suçlayıcılık, cezalandırmayı gerektiren davranışlar olarak veya en azından örgüt içi insan ilişkilerini zedeleyen davranışlar olarak algılanıyor. Böyle olunca, sistemin içinde yer alanlar rahatsız da olsalar ses çıkarmamanın daha güvenli olduğu anlayışıyla işini bildiğin gibi yap, gerisine karışma, soru sorma, eleştirme ilkesini meslek hayatının temel ilkesi olarak ele alıyorlar. Bu anlayış eğitim sistemi içinde mevcut sorunların örtülmesini, görmezden gelinmesini, kanıksanmasını getirdiği gibi sorunların daha da kökleşmesine, adeta kangrenleşmesine neden oluyor.

Eğitimi yönetenlerin bu çerçevede öğretmenlik mesleğine giriş öncesi formasyon edinme aşamasında üniversite-bakanlık yabancılaşmasının önüne geçici önlemler alması gerekiyor. Üniversiteler, varlıklarının da bir gereği olarak çıkardıkları ürün olan öğrencilerini meslek içinde takip etmeleri gerekiyor. Eğitim sistemi içine aldığı öğretmenleri iş başarım düzeyleri, performans düzeyleri itibariyle gözlemesi, değerlendirmesi ve geliştirmesi için etkin bir denetim, rehberlik ve yönlendirme sistemi kurması gerekiyor. Sistemi yönetenlerin sorun odaklı bir yaklaşımla sistem içinde alttan üste, üstten alta iki yönlü sağlıklı bir iletişim sistemini kurmaları gerekiyor. Bu yapılmadığı sürece eğitim faaliyetlerinin sistemli, çağdaş ve topluma katkı sunacak düzeyde verimli olacağını beklemek hayalden öte gitmeyecektir.

 

Ali Hikmet DEMİR

          ahdemir35@gmail.com

 

 

Erdal Ceyhan, ilhan gündoğdu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 142
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1155
Kayıt tarihi
: 26.09.08
 
 

Öğretmen olarak başladığım meslek hayatıma yönetim ve denetim konusunda aldığım yeni eğitimler so..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster