Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '07

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
7691
 

Oi Va Voi (Aman Tanrım!)

Oi Va Voi (Aman Tanrım!)
 

Aklına esen her çılgınlığı yapan bir çocuktur bahar. Güneş, gözlerimizi kamaştırıp, en tepemizde saçlarınızın kırılmış uçlarında bile, sıcaklığı hissettirircesine ısıtmışken bizi, yüzünüze bir damla düşer. Aman Tanrım! Olamaz, dersiniz. Kafanızı kaldırıp bunu yapan suçlu kuşu ararken bir bakarsınız ki, sandığınız felaket gelmemiş başınıza, yağmur yağıyor. Kuşun kötü bir planı olmadığına sevinirken, bahar ufaklığımız yapacağını yapmış yağmurla oynamak ister. Boyun eğeriz evimizin küçük çocuğu baharın isteklerine. Habire değişen hava koşulları, sabah ince yazlıklarla gördüğümüz insancıkları şekilden şekile sokar. Ortaya karışık bir giyim tarzı çıkar bu hava değişimlerinin sonucunda. %100 kotonlu hafif kıyafetlerle başlayan sabah saatleri, öğleye doğru yavaş yavaş çıkar ve ince askılı penyeye dönüşür. Ama en acısı akşama doğru hırka ve kazaklarla tekrar sarılıp sarmalanırız. Bir saat önce gördüğünüz arkadaşınızı bir saat sonra başka bir kıyafetle bulabilirsiniz, giyinip çıkarmalar oyunu sonucunda! Bu çılgın çocuğu kıskanan büyükler genelde en büyük hatalarını da bu mevsimde yaparlar. Aşık olurlar. Mevsim bahar. Ağaçlar çiçek açmış, şarkılar bestelenmiş, sevişme vakti için ezginin okunası günlüğünde;

"Çıplak heykeller yapmalıyım
Çırılçıplak heykeller
Nefis rüyalarınız için
Çırılçıplak heykeller
Bir kere duyarsan güzelliğini tadını
Sonra ah oturup hüngür hüngür ağlasam
Boş geçirdiğim bağırmadığım günlere
Kiraz mevsiminin sevişme mevsimi olduğunu
Sana nasıl bulsam nasıl bilsem
Nasıl etsem nasıl yapsam da
Meydanlarda bağırsam
Sokak başlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak değil
Sevişme vakti olduğunu”


Tapılası besteler yapılmış ve defalarca dinlenmiş… İbadet zamanı o zaman, aşka ibadet etme zamanı. Doğanın yasalarını çiğneyemezsin. Çiğnememelisin. Doğa hepimizin efendisidir. Dinlemediğinde kafana kafana vuran acımasız bir efendi. Bırak kendini doğa anamızın kollarına. Tabiatını yaşa. Kiraz mevsimini kaçırma. Bahar çocuğu hep aşık olur bu tür ruh halleri içerisinde. Hep düştüğünde aynı yeri kanar dizinin. Ömrü boyunca bu izi taşır diz kapağında.

Bahar biter, çocuğumuz olgunlaşmış biri olur güneşle beraber. Ham değil, pişmiştir artık. Çok şaşırtmayan, yapacağı bütün çılgınlıkları arkasında bırakmış birine dönmüştür, büyümüştür bizim ufaklık. Düşmekten korkar artık. Yaz gelmiştir. Teni bile bronz olmuştur güneşten nasiplenip. Yaz gelmiştir. Bahar bünyeni yerden yere vurmuştur. Acıyan yerlerini güneşe serersin, kanayan yerler varsa kurusun kabuk bağlasın diye. Serersin cüsseni ince kumlara boylu boyunca… Dalarsın denizler altına. Derin bir nefes alıp yerçekime meydan okursun. O nefes hiç bu kadar değerli gelmemiştir daha önce. Denizin altındayken izafiyet teorisini anlarsın. Saniyeler saat olur. İçine çektiğin bir nefesin, hakkını verirsin. İkinci bir nefes almak için çıkmak zorundasın uğultunun içinden. Nefesin tükenmiş, tam çıkmak üzere iken deniz konuşur seninle, “Kendini ne sandın? Ben özgür bir maviyim, sen nefesine bağımlı bir beyaz toprakoğlu. Çık dışarı, nefesini al. Kirletme beni de toprağın gibi!” neye uğradığına şaşırıp ölmemek için çıkmışken dışarı, bir dalga vurur yüzüne son bir tokat gibi. Yüze yüze kıyıya vurursun. Almışsındır dersini umarım.

Bu olgunlukla sıkıcı bir sonbahara döner insanoğlu. Yaş 30'lardır. Ne genç, ne yaşlı. Orta yaşlı teyzeler gibidir, devamlı ders vermeye çalışır sana. “Ben sana dememişmiydim!” der habire sen düştükçe. Her cümlesinde bir öğreticilik vardır. Didaktik teyze olmuştur. Sıkıcı bir olgunluktur onun ki. Her sabah aynı saatte uyanır, işine gider. Sararmış yapraklarını döker bir bir. Önünde kışın olduğunu bilir.

Kış gelir, ağır bir çözmüşlük duygusuyla. Hayatta her şey çözülmüştür artık. Her acının bir anlamı vardır. Boşuna yaşanmamıştır hiçbir şey. Kışın insanoğlunun soğukla verdiği mücadelenin armağanı olarak yağan kar da bunu gösterir. Hava yeterince soğumadan kar yağmaz. Beyaz kolay ulaşılan bir renk değildir. Bütün renkleri yaşamadan beyaza ulaşamazsın. Doğanın sana verdiği bir hediyedir beyaz örtü. Hem de cimri değildir yağdırırken karı. Sen yaşlandıkça hayat çömertleşmeye başlar. Bir bakarsın gömülmüşsün karın içine. O büyüleyici beyaz ve soğuğun içinde uykuya dalarsan bir daha uyanamazsın bu tatlı uykudan. Bilirsin tüm bunları ve bir gün yine beyazlar içinde toprağa girersin. Beyaz zor bir renktir. Taşıması da, ulaşması da zor bir renk. Son olarak göreceğin renktir.

21 Mayıs… Bahar bitiyor yavaş yavaş. Yaza giriyorum ben galiba. Aman Tanrım! İçimdeki çocuğu küstürdüğüme göre bahar tükenmekte bende… Aman Tanrım! Olamaz! Yapmamalıydım bunu. Dinlemeliydim ufaklığı.

21 Nisan da bu yıl ki bahar aşkı olarak seçtiğim İngiliz müzik grubu “Oi Va Voi” İstanbul’ a gelmişti. Ve ben içimdeki çocuğu susturup, çabuk odana git, cezalısın dedim. Gidemezsin o konsere. Çocuk da laf dinleyen bir itaatkâr olmuş, oysa isyankârdı o bir zamanlar. Demek ki büyüyor yavaş yavaş. Odasına gitti ve kuru, pastel, sulu ne kadar boya türü varsa döktü masasının üstüne ve bir çocuğun en tehlikeli eylemini gerçekleştirdi, sessiz sakin, resimler çizdi keskin çizgilerle. Aradan bir ay geçti. Çocuk konuşmuyor, çiziyor hala. Kulağında kulaklık bıkmadan usanmadan “Oi Va Voi” dinliyor ve çiziyor. Galiba “Yesterday Mistake” in çizgi klibinden etkilendi. Ama suçlayamam onu, sözleri de klibi gibi olağanüstü. Aradaki İbranice söylenen bölüm ise ne dediğini anlamasam bile acayip içimi acıtıyor. Sonra kalbimize sığınan bir mülteci şarkı olan “Refugee” çalıyor ve binbir soru bırakıyıp gidiyor. Sen düşün dur onun söylediklerini. O çoktan İbranice söylediği ve tek kelimesini bile anlamadığımız ama eşlik etmekten de kendimizi alamadığımız “D'Ror Yikra” ı söylemeye başlamış bile, sh’lomim, sh’lomim, sh’lomim, sh’lomim diye diye… “A Csitári Hegyek Alatt” a gelince daha hangi dil bile olduğunu anlayamamakla beraber (Macarca olduğundan şüpheleniyorum) mırıldandığım parçalardan biridir kendisi. "Hora" daki kimlik olgusu ve müziğindeki acıtan tını, "Od Yeshoma" daki müzik, "7 Brothers" daki hareket, "Gypsy" deki çingene ruhu, "Pagamenska" daki Yahudi inancını anlatan adama bile kayıtsız kalamazsınız.
Özellikle bir parça var ki, onu anlatmak için cümleye nasıl başlayacağımı bir türlü bilemedim; “Ladino Song”. Belki de bu parçaya hiçbir yorum yapmamak gerekiyor. Sadece dinleyip dans edilerek anlatılması gereken bir parça bu. Ama bu blogun başındaki mevsim olayı, bu parça yüzünden yazıldı. İlkbaharın havasından etkilenip aşık olan muhterem karakter gibi, bu parça da “ayışığı” nda aşık olup, yana yakıla tek suçlu ayışığıdır, tek suçlu ayışığıdır, beni ay ışığında kandırdı, diye bağır bağır bağırmaktadır. Bir daha ki sefere gece ayışığı altında değil, güneşli bir günde aşık olmayı diler ve bizi kendisine aşık eder. Zira ben Oi Va Voi ile ilkbaharda tanıştım ve bahar aşkım olarak kendilerini seçtim. Ne zaman dinlesem etkisi birkaç saat süren parça, kendi kendime “won't be by moonlight, moonlight, moonlight” diyerek günün ilerleyen saatlerinde tekrar dinlemek isteği ile çalınması zorunlu hale geliyor. “Ladino Song” bizim parçamız olsun dedim Oi Va Voi’ ya, kendisi de kabul etti. Mutlu mesut yaşıyoruz beraber.

Farklı kültürlerden, farklı parçaları “etnik caz”ın (tamamen naçizane fikrim) içinde dinlettirmeyi başaran İngiliz grubun her üyesi en az iki enstrüman çalarak, 2003 yılında çıkarttığı “Laughter Through Tears” albümü ile olmazsa olmaz, nereye gitsem yanımda götüreceğim başucu albümlerimden biri olmuştur. Bu yıl çıkarttığı yeni albümü ise “Laughter Through Tears”in yerini tutamamıştır kanımca. Ama “Yuri” hareketlenmek istediğim zamanlar dinlediğim parçaların biri oldu, klibine bayıldım. “Further Deeper” da muhteşem. Bu kadar söz yeter, hatta gereksiz. Umarım dinlersiniz. Etnik müzik ya da cazdan hoşlanıyorsanız, beğeneceğinize eminim. Siz dinlemeye başladıktan sonra bu yazı tüm anlamını kaybedecek. Sizin kafanızda yeni sözcükler oluşacak, kendi yaşadığınız anılar ve duygular eşliğinde.

Oi Va Voi: İbranice “Aman Tanrım” anlamına gelen bir ünlem.

Oi Va Voi ile ilgili bilgi alabileceğiniz ve bazı parçalarını dinleyebiliceğiniz site adresleri ise;

www.oi-va-voi.com

www.myspace.com/oivavoi

Yesterday Mistake; http://www.youtube.com/watch?v=9n-LJ3PpfMU

Yuri: http://www.youtube.com/watch?v=xxM0b2CYlzQ

http://www.youtube.com/results?search_query=oi+va+voi&search=Search

Parçaları tek tek dinlediğinizde değeri anlaşılamayabilir. “Laughter Through Tears” albümünü baştan sona dinlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ufak bir ayrıntı kafamı karıştırdı birden bire. Kim demiş büyüklerin yaptığı en büyük hata aşık olmakmış? Bence en büyük hata her gün yeniden aşık olamamak. Keyfimi kaçırdınız sabah sabah :( Ya bu ruh hali içinde bu gün aşık olamazsam? Koskoca bir gün boşu boşuna akıp giderse?

Matilla 
 21.05.2007 8:03
Cevap :
Buradan da şunu anlıyoruz ki; aşk herkese eşit davranmıyormuş. Belki de herkese hak ettiğini veriyordur :( Bana çok fazla yaklaşmazken, sizin yanınızdan ayrılmıyormuş. Siz aşkın sevdiği kuluymuşsunuz, bakmayın bana siz. Bir gün karşılaşırsam kendisiyle, bunun hesabını da sorarım ama ondan! Hataya gelince; mevsim değişimi, bahar, ayışığı gibi çevresel faktörlerden etkilenip de aşık olmanın hata olduğunu söylemek istemiştim ki, bunun da hata olup olmadığı tartışmaya açıktır, değil mi :) Bu hatanın sonucunda böyle güzel şarkılar çıkacaksa! Sevgiler, saygılar...  21.05.2007 11:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 219
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 5761
Kayıt tarihi
: 06.09.06
 
 

Yılın en uzun gecesinde doğmuşum. Bu yüzden midir bilinmez ruhlarımızın özgür kaldığı geceleri se..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster