Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Eylül '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
60
 

Okuduğunu Anlamak

Okuduğunu Anlamak
 

Okuyup anladıkça; yıldızlar gibi parlar, güneş gibi aydınlatırız.


“ Okuduğunu anlamak “ çift yönlü bir olgu. Hem okur hem yazar açısından farklı değer ve değerlendirme bütünlüğüne sahip. Bu  meseleyi her iki yönden tartışmaz elzem. Aksi halde net ve bütün olarak anlatılıp, algılanamaz.

İlk bakışta,”  yazarın da okuduğunu anlaması gerektiği “ vurgusu yadırganabilir. “ Canım, yazarlar da okuduğunu anlamazsa biz derdimizi kime yanarız? Olur mu öyle şey? Anlama becerisi, algılama, kavrama yeteneği kısıtlı, farkındalık eşiği sorunlular; zaten yazar olamazlarki!,” de denebilir

Ama Ne yazık ki, bazen en kral sözcük üstadları  da okuduğunu anlayamayabiliyor veya anlasa da, istemediği, işine gelmediği için; işi anlamazdan gelmeye, aptala yatmaya, salağa oynamaya kadar götürebiliyor. Hele de hemen her konuda polemik yapmaya, tartışma yaratmaya meyilliyse herhangi bir yazı erbabı… Seyreyleyin gümbürürtüyü! Şenliğin, şamatanın bin bir türlüsü, bedava sahnelenir!

Öyle uzağa gitmek gereksiz. Gazetelerde köşe tutanlara şöyle göz ucuyla bakmak dahi yeterli…

Ne zekiler ne derin entelektüeller ne bilgi görgü anıtları nasıl da havadan sudan şeyleri tartışır durur günlerce. Öyle ki, bazen en soğukkanlılar bile şaşırır. Tüm açıklığıyla ortada duran gerçeklerin; nasıl da eğilip büküldüğüne, yok sayıldığına şahitlik ettiğinde. Bırakın aklı başındakileri, yeni yetmeler bile çıldırabilir; en basit sorunların sakızlaştırılıp temcit pilavına dönüştürldüğünü gözlemlerken… En efendi aydın zat, en beklenmedik şekilde zıvanadan çıkabilir, keçileri kaçırabilir!

Okuduğunu anlamadığını düşündüren akıllı birinin kimileyin muhatabına yaşattığı düş kırıklığının büyüklüğü ne buraya sığar ne başka yere.

“ Okuduğunu anlamamak ” en nitelikli kalemşorların da başına gelebilir. Bu durum: anlık dalgınlık, konsantrasyon yetersizliği, konuya uzaklık, mevzunun akıl, zeka düzeyini doyuramaması, aşması  v.b. sayısız neden sıralayabilirim ama… Sohbetin tadı kaçar. Hiç dilemesem de, şu satırlar da başlı başına “ okuduğunu anlamamak “ sorununa dönüşebilir aniden! Allah herkesi o hale düşmekten korusun.

Okurun işi kolay. Onun “ okuduğunu anlamaması “ facia değil. Metne yabancılaşması, işlenen fikri algılayamaması hoş değilse de; yazıcılar gibi tepki çekmez okuyucunun bilgi eksikliği, ilgi yetersizliği…

Ne gariptir ki, nerde “ okuduğunu anlamak “ dense, sürekli durmadan okur gelir fikrimize. Amma velakin, edebiyatçıların, geçimini düşünsel üretimle sağlayanların gözlerini, akıllarını değdirdikleri kitapları olması gerektiği gibi analiz edip, kabul edilebilir düzeyde değerlendirememesi; kendileri dışındakileri, en azından izleyicilerini olumsuz yönde etkileyeceğinden; “ okuduğunu anlamak “ yazarlar için okurlara kıyasla hayati bir önceliktir; hatta zorunluluktur bile diyebilirim.

Başkası bakıp geçebilir bilmediğini. Ama yazar, hiç değilse irdeleyeceği kavrama dair kaynakları iyi değerlendirmek, usulüyle anlatmak mecburiyetinde. Yoksa ehliyetini  yitirip sıradan okura dönüşür.

“ Okuduğunu anlamak “ herkes için mühim ammaa… Yazarın “ okuduğunu anlamayanı “, kişisellikten çıkıp, toplumsal soruna dönüşür. Gerçi anlı şanlı medyamızda “ okuduğunu anlamayan “ bi yığın tip bulunsa da… Biz yine de, onların kavrayış kapasitelerinin, ayrım gücünün yetkinleştiğini varsayalım…

Kimseler böyle”  antin kuntin “, “ incir çekirdeğini doldurmayacak “ ayrıntılara kafa yormasa da… Bazılarımız çok net bilir ki, “ hayatın olağan akışını değiştiren ” ufak ufak dengesizlikleri, yolumuzu tıkayan engelleri aşmadan; makro çıkmazlarımızı, büyük çelişkilerimizi çözemeyiz.

Öyleyse fikirlenmeye devam… Bazen tek bir Allah’ın kulu yerine yerleştiremese dediklerimizi… Dillendirmeyi sürdürelim dert edindiklerimizi. Elbet “ gören gözler “, “ duyan kalpler “ çıkar içimizden. Her an mükemmelen kuramasak da cümlelerimizi… Aynen görüntüdeki gibi! Aslolan, niyetimizdir.

 

Şahin ÖZŞAHİN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Cem kardeşim, okuduğunu anlamak veya anlamamak, bir an için okuyanın sorunu. Bir de okuduğunu bilerek veya bilmeyerek yanlış yorumlayıp toplumları hurafelere sürükleyenlere ne diyelim. Hoşçakalınız.

Şahin ÖZŞAHİN 
 24.09.2018 11:51
Cevap :
İkinci grubu, Allah nasıl bilirse öyle yapsın. Amin. Cemce sevgilerimle...  24.09.2018 21:34
 

Sizinde belirttiğiniz gibi okuduğunu anlamamak çift yönlü bir olgudur. Önemli olan sorunun ne olduğu sorusudur. Acaba yazar anlaşılmak amacıyla mı yazıyor yoksa okur anlaşılması gereken bir yazıyı anlamakta mı zorlanıyor. Ben özellikle MB ortamında çoğu yazıya baktığımda yazarın tam olarak neyi anlatmak istediğinin de pek belli olmadığını düşünüyorum. Birbirinden kopuk cümleler, paragraflar. Belli ki yazar lâf olsun diye yazmış ama iletmek istediği belli, somut bir fikir yok. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 22.09.2018 9:55
Cevap :
Bu konuda sizinle paralel düşüncedeyiz. İlginize, katkınıza teşekkür ederim. Cemce sevgilerimle...  22.09.2018 21:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1250
Toplam yorum
: 3520
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1694
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster