Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
3656
 

Okul, sınıf ve öğretmen seçme sorunu üzerine

Okulların açılması ile birlikte eğitime dair sorunlar da toplumun, ailelerin gündemine yeniden yoğun bir şekilde gelmeye başladı. Her öğretim yılı başında okullara kayıt yaptıracak ailelerde hangi okul, hangi öğretmen, hangi sınıf telaşı yaşanıyor. Birinci sınıfa başlayacak bir çocuğun gideceği okul ve öğretmeninin kim olacağı özellikle eğitimi ciddiye alan aileler için önemli bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Yeni bir yere giden aile veya beşinci sınıfı bitiren öğrencinin velisi çocuğunu acaba hangi okula, hangi öğretmene verelim telaşına düşüyor. Bu sorun aileleri çok önceden okul, öğretmen aramaya itiyor. Her ne kadar bakanlık tüm okullar aynı şartlara, imkanlara sahip dese de hemen hiçbir aile buna inanmıyor. Bildiği yoldan şaşmaksızın kendince bulduğu en uygun çözümü hayata geçirmeye çalışıyor. Aslına bakılırsa her ailenin çocuğu için iyi bir eğitim talep etme hakkının olması doğal olarak görülmesi gerekiyor.

Bazı okulların veya öğretmenlerin diğer bazılarına göre daha fazla talep edilmesinin temelinde bazı okul veya öğretmenlerin diğerlerinden daha iyi olduğu düşüncesi yatmaktadır. Bu düşüncenin ortaya çıkmasını anlamsız, gereksiz, yersiz görmemek gerekiyor. Toplumda bir arada yaşayan aileler çocuklarının başarıları, okullarda yapılanlar, kendi gözlemleri, eğitime dair sahip oldukları kişisel kanaatleri, okullar ve öğretmenler hakkında aldıkları duyumlar aracılığıyla okullar ve öğretmenler arasında nitelik farkı olduğu düşüncesine, inancına ulaşıyorlar. Bu düşünce ve inanç aileleri nitelikli diye görülen, algılanan okullara yöneltiyor.

Okullarda yapılan eğitim öğretim faaliyetleri anayasa ve yasalar tarafından çizilmiş çerçeveye göre yürütülür. Eğitim faaliyetleri Milli Eğitim Bakanlığının gözetim ve denetimi altında yapılmaktadır. Dolayısıyla okullardaki eğitim öğretim faaliyetlerinde nitelik konusunda yaşanan sorunlar karşısında ilk sorumlu da bakanlık olarak görülmesi gerekmektedir. Bakanlık makamının okullardaki eğitim öğretim faaliyetlerinin nasıl yapıldığına ilişkin yaptığı değerlendirmelerin şekline bakıldığında bakanlığın ülke çapında tekel konumuna sahip merkezi bir yönetim sistemi olarak örgütlendiği görülmektedir. Merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatı şeklinde örgütlenen bakanlığın görevlendirdiği yöneticiler aracılığı ile eğitim öğretim faaliyetlerinin nasıl yapıldığını izlemeye, değerlendirmeye çalışmaktadır. Denetim sistemi olarak mevcut yapıya bakıldığında da eğitim öğretim faaliyetlerinin yine bakanlık tarafından denetlenmeye çalıştığı görülmektedir. Eğitim öğretim faaliyetleri konusunda yaşanan sorunların temelinde de bu yönetim ve denetim faaliyetlerinin niteliğinden söz edilmesi gerekecektir. Eğitim öğretim faaliyetleri okullarda, sınıf ortamlarında, öğretmen öğrenci etkileşimine dayanmaktadır. Okullar ve okulların içinde yer alan sınıflar resmi kurumlar bünyesinde yer almaktadır. Eğitim öğretim de bu yönüyle toplumsal bir hizmet olarak görülmektedir. Okul, sınıf, öğretmen seçme düşüncesinin temelinde verilen eğitim hizmetinin okullar, sınıflar veya öğretmenler itibariyle farklılık olduğu inancı yatmaktadır.

Yönetim sistemi ve denetim sistemi eğitimdeki nitelik konusunda çalışma yapacak yegane unsurlar olarak görülmektedir. Eğitimin yönetimi ve denetimi eğitim öğretim faaliyetlerinin yapıldığı yerler olan sınıflarda yapılırsa ancak eğitim öğretime yönelik olacaktır. Zira eğitim öğretim faaliyetinin bizzat yapıldığı yerler sınıflardır. Eğitimin niteliğine yönelik değerlendirmelerin sistem içinde görevli personele yönelik yapıldığı, bunun da personel değerlendirme sistemi olarak adlandırıldığı görülmektedir. Eğitim sistemine yönetim, denetim ve personel değerlendirme sistemi açısından bakıldığında yönetim makamlarının sınıflarda etkin bir değerlendirme yapmaktan uzak olduğu görülecektir. Zira okulların bulunduğu yerleşim yerlerindeki eğitim öğretim faaliyetlerinin yönetiminden sorumlu olan kişilerin tüm sınıf, öğretmen ve okulu değerlendirebilmesi imkansızdır. Görevli personelin bu alanda yetişmiş olup olmadığı konusu bir tarafa zaman olarak, iş yükü olarak da yönetici personelin eğitim öğretimi bizzat yürüten öğretmenlere yönelik etkin bir değerlendirme çalışması yapabilmesi mümkün görünmemektedir. Denetim sistemi açısından da benzer sorunlar söz konusudur. Eğitimin yaygınlaşması ile birlikte eğitimden yararlanan birey sayısı arttığı gibi eğitim öğretim faaliyetlerinin yürütülmesinde görev alan kişi sayısı da büyük bir hacme ulaşmıştır. Bu kadar kalabalık bir grubun birkaç kişi tarafından etkin bir şekilde değerlendirilebilmesi imkansızdır. Eğitimin yapıldığı yerler olan okulları yöneten okul müdürlerinin eğitim öğretim faaliyetlerini etkin bir şekilde değerlendirebildiğini söylemek de yine mümkün görünmemektedir. Her şeyden önce okulun yapılacak işlerinin yoğunluğu karşısında yöneticinin öğretmenin nitelikli eğitim öğretim faaliyetini yürütüp yürütmediğini takip etmesi, değerlendirebilmesi aklen mümkün görünmemektedir. Okul yöneticilerinin de ne derece etkin yetiştirildiği ayrı bir tarışma konusudur.

Eğitim sisteminde ki mevcut yönetim ve denetim sorunları eğitim öğretim faaliyetlerinin etkin bir şekilde değerlendirilmesini engellemektedir. Bu durum sistem içindeki yeterli ve yetersiz personel arasında ayrım yapılmasını imkansız hale getirmektedir. Sistem içinde nitelikli veya niteliksiz her tür personelin varlığını gören eğitimin müşterisi olan veliler doğal olarak okullar, sınıflar, öğretmenler arasında ayrım yapmaktadırlar.

Eğitimi talep edenlerin bilinçli olarak yaptıkları bu ayrımların önüne geçilebilmesi için mevcut personel değerlendirme sisteminde köklü değişikliklerin yapılması gerekiyor. Merkezi bir anlayışla belirlenen ve birkaç kişinin subjektif değerlendirmesine dayanan personel değerlendirme sistemi devam ettiği sürece bu olumsuzluklar, ayrımlar devam edecektir. Tek tip, merkezi anlayış yerine her okula özgü, o okuldan hizmet alanların da katıldığı, söz hakkına sahip olduğu, aldığı hizmetten memnuniyetini rahatça dile getirip alınacak kararlara etki edebildiği değerlendirme sistemlerinin kurulması, geliştirilmesi gerekiyor. Bakanlığın tüm ülkedeki tüm okulları, sınıfları, öğretmenleri merkezden takip edip değerlendirmesi aklen de mümkün görünmemektedir. Okulların öğrenci, veli, çevre özellikleri dikkate alınarak velilerin, ailelerin aile birlikleri kanalıyla okulun yönetimine, personelin değerlendirilmesine, eğitim öğretimin niteliğine yönelik daha fazla katılma imkanları hazırlanmalıdır. Bu durum gerçek anlamda müşteri memnuniyetini, görevini yapanla yapmayan arasında objektif değerlendirme yapmayı da getirecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1115
Kayıt tarihi
: 26.09.08
 
 

Öğretmen olarak başladığım meslek hayatıma yönetim ve denetim konusunda aldığım yeni eğitimler so..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster