Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Haziran '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
1063
 

Okulda namaz kılmak

Okulda namaz kılmak
 

Lise hayatım boyunca Cuma günleri hep sıkıntılı oldu benim için. Yıllar 1980’ lerin sonu idi ve Türk - İslam sentezi devletin her kurumunun üzerine çöreklenmişti. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’ na bağlı okullardaki yönetim kadroları bu anlayıştan insanlarla donatılmıştı.

Benim okuduğum lisede de benzer bir kadro işbaşındaydı. Okul yönetimine yakın bir öğrenci grubu oluşmuştu ve aralarındaki diyalogun sıcaklığı her ortamda kendisini belli ediyordu. Özellikle de Cuma günleri. Okul yönetimi, o anlayışa yakın öğretmenler ve öğrenciler, kortej halinde olmasa da, birbirlerinden haberli ve ekip halinde en yakın camiye gider ve ibadetlerini gerçekleştirirlerdi. Bu uygulama oldukça normal gözükse de, ekip de arasında yer almanın avantajları oldukça usulsüz bir durum yaratıyordu. Ayrıca, kişiler yaradan ile kendi aralarında kalması gereken bir ibadeti, bir örgütlenme ve yeni bir ilişki ağı kurmak için kullanıyorlardı.

Elbette bu ibadeti beraber gerçekleştirmek için bana da sık sık teklifler geliyordu. Okulun başarılı öğrencilerinden birisi idim ve başarılı öğrencilerin bu tip ekiplerin içerisinde yer almasına özen gösteriyorlardı. Ancak ne yazık ki, dinle olan ilişkim ilk ergenlik çağımdan itibaren ailemin yaşam kültürü ile şekillenmişti. Dini ibadet şekillerinden kendimi soyutlamış olmam bir yana, bir dayatma olarak algıladığım ve bir örgütlenme şekline dönüşen bu ibadet çağrısından hiçbir zaman hoşnut olmadım. Doğrudan tepki gösteremesem de, çeşitli bahanelerle bu etkinlikten hep uzak kaldım. Gerek inanç farklılığı gerekse de fikri aykırılık dolayısı ile birçok öğrencininde tedirgin olduğunu biliyordum. Ancak bu uzak kalmaya çalışma süreci ve özellikle Cuma günleri oldukça sıkıntılı oluyordu. Çünkü karşımdaki insan için “Hadi Cuma namazına beraber gidelim” demek öylesine doğal bir ifadeydi ki, bunun karşısında benim sıralayacağım gerekçeler çok fazla suni kaçıyordu.

%99’u Müslüman olan bir toplumda, okullarda bu tip ibadet örgütlenmelerine karşı çıkmak cidden de zor bir çabaydı. Hele ki, toplumsal eğilimden kaynaklanan bu baskının, arkasına devlet hegemonyasını da alması karşı çıkışı daha da güç kılıyordu.Elbette tüm bu süreçlerde zihnimi kurcalayan bir soru vardı; “Acaba bu tip ibadetlerin gerçekleştirilmesi demokrasinin gereği midir yoksa demokrasiye bir tehdit midir?

Ergenlik çağımın zayıf bilinci ile ulaşmaya çalıştığım cevabın, toplumun çok büyük kesimi için hala verilememiş olduğunu bugünlerde bir kez daha görüyorum.

İstanbul Bağcılar’da bir okulda yaşanılanların ortaya çıkması ile haberin yer aldığı sayfanın altında sayfalarca uzayan görüşlerde, bu kafa karışıklığının ne kadar derin olduğunu ve halk nezdinde ciddi anlamda bir “İki Türkiye”nin olduğunu görebiliyorsunuz.

Tartışmanın varlığı bazen kimin haklı olduğunun ötesine geçiyor ne yazık ki. Elbette bende bu süreçte kendimi taraf hissediyorum. Doğru olduğunu zannettiğim düşüncelerim var. Ama benim düşündüklerimin karşı cepheyi kesinlikle ikna etmediğini kolaylıkla görebiliyorum.

Çünkü ben o kadar soyuttan konuşuyor, ilkelerden bahsediyorum ve kağıt üzerinde yer alan idealleri dile getiriyorum ki, karşıdan gelen, gerek “ibadet etmek inanç özgürlüğü değil midir?” cümlesi karşısında, gerekse de daha ilkel bir “sen Müslüman değil misin, bu ülkede Müslümanlığı yaşamak yasak mı? söylemi karşısında, cümlelerim ne kadar da doğruları taşısa, boşlukta yüzmeye mahkum oluyor.

Karşımdaki kitlenin çokluğu ve yoğunluğu elbette ki benim doğru düşüncemi zedelemez ama ne yazık ki fikrin hayatla bağını koparıyor.

Aydınlanma sürecinin Türkiye’de gün ve gün mevzii kaybettiğini düşünüyorum ama bunda dogmatik akımların gücü kadar, aydınlanmayı diktatöryal bir sisteme çevirenlerin de suçu olduğunu düşünüyorum.

İnancı kendisini bir karşı cephe olarak gören ve kişisel tercihleri bir rejim tehdidi olarak algılayan anlayışlar, inancın siyasetle sarmaş dolaş olmasının önünü açtılar ne yazık ki. Kişisel tercihlerle, sisteme tehdit uygulamaları ayrıştıramadığınız ve toptan savaş açtığınız noktada ne yazık ki, toplum yaşamının en dip köşelerinde bile kolaylıkla yer edinen inanç her noktadan sizin kurmaya çalıştığınız sisteminizi delik deşik ediyor.

Evet, okullarda dini ibadet gerçekleştirilmesi doğru değildir. Bu uygulamanın savunulur tarafı yoktur. Ancak bunun neden doğru olmadığını inanlara anlatacak sağlam bir fikri düzleme ne biz sahibiz ne de karşımızdaki insanlar bizim samimiyetimizden eminler.

Dün televizyonda sunulan haberde, okul öğrencileri bu durumun o kadar doğal olduğunu düşünüyorlardı ve söylemleri o kadar saftı ki. Bu gençlerin -belki de dayatmasız ve kendi talepleri ile gerçekleşen- bu taleplerine karşı, inandırıcı ve aklın eseri gerekçelerle ikna edilebilmeliler.

Çünkü, her saf talebin, ortamda doğru algılanmayacağının ve doğru bir tercih olmayacağının öğretilmesi gerekiyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Zaman zaman ny times gazetesinde yazi ve resimleri gorunce gene kefere takimi kendi gormek istediklerini aktarmislar derim icten ice kizarim. Yeni iktidarla birlikte bu ve buna benzer olusumlar malesef toplum katmanlarina orumcek agi gibi yavas yavas sirayet etmekte.Asil gerekce bozulan gelir dagilimin sosyal etkileri.Dilerim ulkemde bu ve buna benzer yakismiyan manzaralar olusmaz olusturulmaz. Saglikla

Newyorker 
 05.06.2007 6:33
Cevap :
Sayın Newyorker, elbette Newyork Times Gazetesinde ne yazıldığını, kimintarafından hangi gerekçe ile yazıldığını bilemem. Ama ABD'nin Türkiye'de ılımlı bir İslam projesi istediğini biliyoruz. Ilımlı İslam dediğimiz şeyinde, Türkiye'de siyasal bir islami yönetim tarzının arzulandığı anlaşılıyor. Bu okulda ibadet tercihinin, laik sistemle ters düşen ve dini bir yönetim tarzına dönüşüm olduğuda söylenebilir elbette. Amaben bu talebi hala bu yönde görmeme eğilimindeyim. Okulda ibadet etmek isteyenleri bunu, inançlarının gereği olarak ve saf duyguları ile istediklerine inanmak istiyorum. Ve bu sebeple bu konunun, devletin baskıcı müdahalesine gerek kalmadan, toplumsal uzlaşma ile, okulda ibadet edilmesinin doğru bir uygulama olmadığı bilincinin gelişmesini isterim. Bu konuya en son müdahale etmesi gerekenin devlet kurumu olduğunu düşünüyorum. Ayrıca olaya manzara itibari ile bakarsak, namaz kılma görüntüsünde bir problem olduğunu düşünmüyorum, inançlı insanlar bu ifadelerden alınacaklardır.  05.06.2007 11:48
 

Okulda namaz kılmak 30 yıldır serbest Milli Eğitim Bakanlığı'nın okulda ibadet etmek isteyen öğrencilerle ilgili 1977 yılına ait bir genelgesinin olduğu ortaya çıktı. Buna göre, okul yöneticileri ibadet etmek isteyen öğrenciye yardım etmek zorunda. Bağcılar'daki bir lisenin bodrum katında öğrencilerin namaz kıldığı haberlerinin ardından, çarpıcı bir gerçek ortaya çıktı: 30 yıldır okullarda isteyen öğrenci ibadetini yerine getirebilir ve okul yöneticileri de onlara yardım etmek zorundalar! MESCİT AÇILABİLİR Milli Eğitim Bakanlığı ibadet etmek isteyen öğrencilerle ilgili olarak 1997’de bir genelge yayınladı. Talim Terbiye Kurulu'nda 13 Aralık 1977 tarihinde karara bağlanan genelgeye göre okullarda okul yöneticileri ibadet etmek isteyen öğrencilere bu konuda yardımcı olmakla yükümlü. Süleyman Demirel başbakanlığındaki koalisyon hükümetinin Milli Eğitim Bakanı Nahit Menteşe zamanında bütün valiliklere dönemin müsteşarı Abdurrahman Demirtaş imzasıyla gönderilen emirde şöyle deniyor: "

yalçin tuncer 
 03.06.2007 23:19
Cevap :
Yalçın Bey bence nesnel bir hata yapıyorsunuz. Benim yazımın hiçbir noktasında "yasal olarak ibadet etmek mümkün değildir, bu uygulama yasalara aykırıdır" demedim. Namaz kılmanın doğru bir uygulama olmadığını anlatmaya çalıştım. Şimdi üniversiyeye türbanlı bayan öğrencilerin girmesi yasak, hemde kanunen, şimdi sizde bu doğru bir kanun mudur? İşine gelindiği zaman mevzuata yaslanmak, işine geldiği zaman karşı çıkmak sağlıklı bir düşünce tarzı değildir. İsterse anayasada namaz ilköğretimin zorunlu bir şartıdır yazsın (din eğitimi dersi için olduğu gibi) ben bunun hatalı bir uygulama olduğunu savunurum, elbette temel eğitim çağı için. Üniversitede, kışlada elbette mescit olsun, elbette insanlar özgürce ibadet etsinler. 18 yaşından itibaren hiçbir insanın kişisel tercihine müdahale edilemez. Ama 18 yaşına kadar eğitim alanlarında tek bir dinin tek bir mezhebine dair bir ayrıcalık tanınamaz. Ayrıca evde veya camide kılınabilecek namazı okulda kılmak istemekte masum bir talep değildir zaten  04.06.2007 10:24
 

Üzülüyorum. Ben gerçekten çok üzülüyorum. İnanan ile inanmayan ayrımın yapılmasından, inananlar ve inanmayanların birbirlerine tezler sunmasından, siyasi fikirlerin kimi inancı sahiplenirken kiminin inanca ters düşer gibi durmasından. Ben üzülüyorum hocam ya... Ortak paydamızın ülkemizin refah seviyesini yükseltmek, bilimde-fende-medeniyette lider olmaya çalışmak gibi bir heyecanımızın olmamasından üzülüyorum. İçimize atılan bu sağcı solcu tohumlarının her geçen gün yeşermesinden üzülüyorum. İnancın insanın içinde gizli bir cevher ve güç olduğuna inanırken, elden ele yoğrulan ve dolaşan, dilde sakız olmasından, ve kimilerinin de işte inanç dediğiniz uydurmacalar demesine üzülüyorum. Saygı...emeğe, ekmeğe, inanana ve inanmayana saygı....

Tarık Azra 
 01.06.2007 16:34
Cevap :
Merhabalar, inancın kendisinin siyasi bir malzemeye dönüşmesi ciddi anlamda bir sıkıntı. Tersi de öyle, inancı bir toplumsal gerçeklik olarak görmeyenlerin onu sosyal yaşamın dışına itelemye çalışması da bir o kadar da tehlikeli. Tanrı ile kul arasında kalması gerkn bir inancı tüm toplum yaşamaını örgütleyecek şekild dizayn etmekte yanlıştır, insanların özel yaşamlarına müdahale edecek kadar inançla savaşmakta. Ben bu örnekte daha çok inancı, bir örgütlenme şekli olarak görüyorum ve okulda ibadet etmeyi sakıncalı buluyorum. Bunun sakıncalarını da kendi deneyimlerimden aktarmaya çalıştım, topu topu bir ya da en fazla iki vakit namaz vaktini geçirdikleri eğitim sürecinde bu etkinliklerini başka yerlerde, ya da islamiyetin esnek yapısı içinde daha geç karşılamanın hiçbir sakıncası olmadığını düşünüyorum. Aksi yönde inat etmenin masum bir talep olmadığını düşünüyorum. Saygılarımla,  02.06.2007 12:39
 

Bu öğrencilerin okul diye adlandırdıkları bir yurt ve adını açıklamayacağım ve tesadüfen şans esri karşılaştığım bir yerde 11-12 yaşından ibaret olan çocukların yerde diz çökmüş ve tam olarak ne eğitimi aldıklarını anlayamadığım, “aslında anladığım ama anlamak istemediğim diyelim” bir biçimde yine karşıların da ne ve kim olduğu meçhul olan bir şahıs tarafından "büyük bir ihtimalle bir tarikatın müridi" dersler alıyordu. Çocukların ev ve okul denilen bu yurdun ve sözünü ettiğim bu mekânın dışına çıkmalarının kesinlikle yasak olduğunu öğrendim. Ne dışarı çıkmak, ne sinemaya gitmek ne de kız arkadaş edinmek gibi bir lüksleri yokmuş. Nerdeyse gün ışığı görmüyorlar ve tüm bunların hepsi şehrin göbeğinde oluyor. Bir taraftan özel kolejler, bir taraftan dershaneler, bir taraftan bu ve buna benzer görüntüler. Geleceğimiz çok meçhul, aslında çok açık. Allah sonumuzu hayır etsin. Sevgilerimle.

Ayrıntıda gezinmek 
 01.06.2007 14:26
Cevap :
Merhaba Ayrıntıda Gezinmek, verdiğin örnek, yurdumuzun birçok yöresinde, köşesind bucağında yaşanan bir örnek. İnancı bir örgütlenme çabasına alet edenlerin eserleri. Temel Eğitim sürecinde akılları bilimle bezenmesi gereken insanların kara kuyulara çekilmesi hoş değil elbette. Bu örnekler daha çok Milli Eğitim'in özellikle gözden kaçırdığı, görmezden geldiği, büyük olasılıkla da gizliden destek verdiği uygulamalar. Bu tip uygulamalara karşı çıkmak, açığa dökmek ve kötü niyetleri sergilemek gerekiyor. Ancak tüm bunları yaparken insanların içindeki inancı yıpratmadan, nesnel gerekçelerle ortaya koyabilmek lazım. Hem temel eğitimin nitelik olarak bu tip uygulamalara kapalı olması gerektiği gibi doğru bir şeyi savunurken, diğer yanıyla da başı türbanlı öğrencilerin üniversite kapılarından çevrilmesi gibi temel hak ve özgürlüklere aykırı işlemleri savununca insanlar sizin samimiyetinize inanmiyorlar. Körü körüne değil, samimi, inandırıcı ve bilimsel tezlerle halktan yana olmak lazım, tşk  02.06.2007 12:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1686
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster