Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Nisan '13

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1308
 

Okulda öğretilenlerin hayata katkısı ne kadardır?

Okulda öğretilenlerin hayata katkısı ne kadardır?
 

Bir insan kreş, anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite derken 20 yıl kadar eğitim süreci içinde bulunuyor.

Bu kadar zaman eğitim alan bir kişi öğrendiklerinin acaba ne kadarını ileriki yaşlarında kullanıyor? Örneğin coğrafya, felsefe, tarih, biyoloji, İngilizce, matematik, fizik, kimya, geometri vb. gibi derslerde öğretilen bilgiler, kuramlar, denklemler beyin yorgunluğunun, stresin dışında bize ne veriyor?

Bir tanıdığım doktora çalışması için gittiği Japonya'da gezdikleri bir ilkokuldaki minik öğrencilerin elektronik devre elemanlarını birleştirerek müzik çalar yaptıklarını anlatmıştı. Bugün elektronik endüstrisi denildiğinde ilk akla gelen ülkelerden birisi Japonya'dır...

İkinci dünya savaşında harabeye dönen Japonya'nın 60 yılda dünya çapında bilinen 30 kadar marka çıkarabilmesi üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken bir husustur.

Japonya ile benzer süreçlerden geçen Almanya, İtalya, Fransa, Güney Kore gibi ülkelerin endüstriyel açıdan patlama yapmasının altında faydalı bilgiler sunan bir eğitim sürecini benimsemeleri yatmaktadır.

Bir ülkenin eğitim sistemi uygulama becerisi olan, üretime yönlendirici bilgilerle donanmış bireyler oluşturmuyorsa başarılı değildir.

Elektrik, elektronik, otomotiv, tekstil, madencilik, tarım, turizm, ahşap, ayakkabı, makine, sağlık, ulaşım, ormancılık vb. gibi sektörlerde eğitim veren okulların niteliği, sayısı arttıkça üretime, çalışmaya yatkın insanlar da artmaktadır.

Sadece çoktan seçmeli testleri çözdürerek yapılan ezberci eğitim sistemiyle bolca, evrak getir götür işleri yapan memurlar oluştururuz.

Okullarda branşlaşma, dersleri seçmeli hale getirme daha kolay olmalıdır. Coğrafya, biyoloji, İngilizce, kimya, felsefe, sosyoloji gibi derslerin bilgilerini hiç kullanmayacak kişilere bu dersleri vermek enerji kaybından başka bir şey değildir.

25 yıldır elektrik-elektronik alanında meslek liselerinde öğretmenlik yapan bir eğitimci olarak bugüne kadar İngilizce, felsefe, sosyoloji, coğrafya, kimya, biyoloji, tarih, geometri vb. gibi derslere istekle giren meslek lisesi öğrencisine rastlamadım.

Teknik bilgiler sunan liselere gelen öğrenciler ağırlıklı olarak akademik kariyer yapmak gibi niyeti olmayan bireylerden oluşmaktadır. Bu kitle daha çok bedensel becerileri geliştirici çalışmalardan keyif almaktadırlar.

Finlandiya, İsveç, Norveç, Almanya, Hollanda, Danimarka vb. gibi ülkelerin eğitim sistemlerini ciddi biçimde inceleyip üretici insan yetiştiren eğitim modeline geçmemiz şarttır. Bunu yapmadıkça hiç bir yeteneği olmayan, bir kaç sayfa gereksiz bilgiyle donanmış, tüketici yığınlarımız olacaktır.

Evrensel (çağdaş) eğitim modeli üretime dayalı olmayı gerektirmektedir. Beyni gereksiz formüllerle dolu insanların üretici olmadığı ortadadır.

Ali Özdemir

Web: www.aliozdemir.net

Tlf.: 0505 220 83 85 (TC)– 0533 838 60 97 (KKTC)- 0542 885 34 78 (KKTC)

E-posta: aozdemir53@hotmail.com

KKTC

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aynı şeyleri düşünmekle birlikte zorunlu eğitime yapılacak bir katkı olmadığını düşünüyorum. Güzel yazı tebrikler.

Birisi Guler 
 18.04.2013 10:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 272
Toplam yorum
: 158
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1781
Kayıt tarihi
: 24.04.11
 
 

Eğitimci - Yazar - Yayıncı. 1968'de doğdu. Marmara Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesini bitird..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster